Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Haftanın Kitapları
        • 1

          TROL
          (Doğu Yücel)

          Doğu Yücel’den çağımızın linç kültürünü, anonim kötülüğünü ve dijital iktidarını anlatan, ilk sayfasından okuru içine çeken, son sayfasına kadar merak ve gerilimi canlı tutan, bol sürprizli bir roman. Türkiye’nin en ünlü oyuncularından Kaan Balaban ansızın başlayan bir linç hareketinin hedefi olur. Gizemli bir sosyal medya trolünün başlattığı linç gün geçtikçe sadece kariyerini değil, akıl sağlığını ve özel hayatını tehdit eden bir kâbusa dönüşür. Bir yanda alkışlarla beslenen bir aktör, diğer yanda klavye başında nefret kusarak var olan isimsiz bir trol. Ülke yangın yeriyken kendi küçük savaşlarında debelenen iki adamın kıyasıya düellosu. Yücel, Can Yayınları'ndan çıkan kitapta şimdiki zamanı, burayı anlatıyor, iki erkeğin ego savaşı üzerinden bir toplum portresi çiziyor. Dizi sektörünün adaletsiz çarkları ve sosyal medyanın acımasız mahkemeleri ülkede olup bitenlerle iç içe geçiyor. Trol, üstümüze yapışan rolleri, aileden devralınan kimlikleri ve görünmez zincirlerimizi kara komediyle ifşa ediyor.

        • 2

          GEORGES PEREC: SÖZCÜKLER ARASINDA BİR HAYAT
          (David Bellos)

          David Bellos’un Goncourt Ödüllü prestijli eseri 'Georges Perec: Sözcükler Arasında Bir Hayat’ Everest Yayınları'ndan çıktı. Italo Calvino’nun “öyle kendine özgü bir edebi kişilik ki hiçbir şekilde başka birine benzemiyor” sözleriyle andığı romancı, denemeci, şair ve senarist kimliklerinin yanı sıra deneysel edebiyat grubu OuLiPo’nun en önemli üyelerinden Georges Perec’in hayatına dair en kapsamlı kaynak olma özelliği taşıyan bu kitap, yazarın yaşamını ve sanatını merak eden okurlar için önemli bir kaynak. Bellos bu çalışmasında, daha önce yayımlanmamış belgeler ve ilk elden gerçekleştirilen röportajlardan yola çıkarak Perec’in yaşamının bilinmeyen yönlerini gün yüzüne çıkarıyor. Yazarın çocukluğundan kendine özgü üslubunu oluşturduğu dolambaçlı yola, arkadaşlıklarından aşklarına ve başyapıtı Yaşam Kullanım Kılavuzu’nun kazandığı olağanüstü başarıya kadar pek çok detaya odaklanıyor.

        • 3

          TALİHLİ GÖÇMEN
          (Mario Puzo)

          Amerikan rüyasının en ağır bedelini ödeyenler çoğu zaman adları hiç bilinmeyen insanlardır. Lucia Santa, Güney İtalya'dan New York'un Hell's Kitchen mahallesine uzanan yolculuğunda ailesini ayakta tutmak için inatla savaşan bir annedir. Bakımsız apartmanların daracık odaları, çamaşır ipleriyle örülü gökyüzü, bitmeyen kira borçları ve eski dünyasının gelenekleriyle yeni dünyasının acımasız gerçekleri arasında kalan Lucia, hem kendi köklerine hem de çocuklarının geleceğine tutunmak zorundadır. Mario Puzo'nun, E Yayınları'ndan çıkan ve otobiyografik esintiler taşıyan bu unutulmaz romanı, yalnızca bir göçmen ailesinin hikayesi değil; yoksulluk, onur, fedakarlık ve değişen kuşaklar arasında sıkışan evrensel bir direniş öyküsüdür. Aynı adlı romanından senaryolaştırdığı Baba filminin yaratıcılarından Mario Puzo'dan Amerika'nın göçmen ruhunu iliklerine kadar hissettiren güçlü bir edebi başyapıt.

        • 4

          DURMAKSIZIN ÖLÜRLER
          (Sebahat Meraki)

          Sebahat Meraki, Ketebe Yayınları'ndan çıkına ilk öykü kitabı Durmaksızın Ölürler'de, yaşam ile ölümün iç içe geçtiği tekinsiz bir anlatı evrenine davet ediyor okuru. Oğlunun canı için bir "cazu"ya giden anne, on yıllık sırrını kırmızı bir ipek gömleğe saklayan terzi, sirk ışıkları altında hayatlarını üç saniyeye sığdıran ikizler ve istilacı karıncaları bekleyen bir aşçı... Ölümün bazen bir başlangıç bazen de kanlı bir takas olduğu bu öyküler, kadim inançlara ve folklorik unsurlara yaslanırken, yazar bu köklü mirasın insan zihnindeki yansımalarını, gerçeklik ile rüya arasındaki o muğlak sınırda işliyor.
          Durmaksızın Ölürler, sessizliğin gürültüsünü duyanların, kaderini bir eşikte bırakanların, her gün yeniden ölüp her gün yeniden doğanların sarsıcı anlatısı.

        • 5

          KAYDA GEÇEN KAYIPLAR
          (Judith Schalansky)

          2018 Wilhelm Raabe Edebiyat Ödülü sahibi Judith Schalansky Kayda Geçen Kayıplar'da kaybolmuş coğrafyaları, türleri ve kültürel mirasları metinsel bir envanter içinde yeniden inşa ediyor. Yok oluşun hüzünlü şiiriyle bellek arasındaki ince çizgide yürüyen eser, tarih yazımı ile edebiyat arasındaki sınırları bilinçli biçimde belirsizleştiriyor. Can Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan anlatı türündeki kitabı, Schalansky kaybolan şeylerden geriye kalanlara odaklanarak bir edebiyatçının her şeyi hikâyeleştirme coşkusuyla kaleme almış. Kayda Geçen Kayıplar'da bellek ve unutuşun birbirine zıt olduğu kadar iç içe geçtiğini özgün bir şekilde gösteriyor. 12 bölümden oluşan kitapta Judith Schalansky, akademik çalışma sayılabilecek titizlikteki araştırmalarını edebî bir dil ve perspektifle sunuyor...

        • 6

          İÇİMDEKİ CANAVAR
          (Hasibe Sağlam)

          Her insanın içinde duyulmayı bekleyen bir ses vardır. Bazen bir duygu olarak, bazen bedenin verdiği bir sinyalde, bazen de tekrar eden hayat döngülerinde ortaya çıkar. İçimdeki Canavar, MCC ünvanlı profesyonel koç Hasibe Sağlam’ın yıllara yayılan koçluk deneyimlerinden beslenen; gerçek seans hikâyeleri, güçlü farkındalıklar ve uygulamalı koçluk sorularıyla okuru kendi iç dünyasına davet eden özel bir kişisel gelişim kitabı... Kitapta “canavar” olarak adlandırılan şey; bastırılmış duygular, çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçlar, aileden taşınan bilinçaltı kalıplar ve görülmeyen yaralar. Sağlam, Bilge Kitap'tan çıkan eserinde okurlara, bu canavarla savaşmayı değil; onu anlamayı, dinlemeyi ve dönüştürmeyi anlatıyor...

        • 7

          REMİL
          (Meliha Yıldırım)

          Elyazmalarını çoğaltıldığı; gazellerin, kasidelerini hat ile resmedildiği; eski kitapların alınıp satıldığı; gediklisi raflardaki sayfalardan çok Sahaflar Çarşısı... Dalından düşmüş kuru yapraklar, esin perisinin oyununa gelmiş şairler, yarım kalmış beyitlerinin karalandığı kâğıtlar, vazgeçilmiş sözcüklerle dolu edebiyat avlusu... Ebcet hesabının beyitleri aşarak geleceğin muştucusu olduğu kum falının zamanın sözcüsü sayıldığı dükkânlar... Bu âleme gelen genç bir kadın remil açtırmak isteyince aslında geleceğinden çok geçmişini sorgulamak ister gibidir. Kendisini bugüne taşıyan, şimdiki hüznünün nedeni, kadersizliğinin yaratıcısı geçmişini… O dükkânı, o şairi seçmesi; güzelliğine çekicilik katan hüzünlü çehresi üç erkeğin geleceğini biçimlendirecektir. Yergilerin, sevgilerin; kınamaların, övgülerin; dile gelen her şeyin gazellerle seslendirildiği bu geçmişe ait dünya aynı zamanda kadına, evlilik kurumuna bakışın bir anlatısıdır. H2O Kitap'tan çıkan Remil’i açınca sahafın sadece kitapları değil zamanın tozunu da sakladığını göreceksiniz.

        • 8

          ADALET
          (İbn Miskeveyh)

          Ahlak filozoflarından İbn Miskeveyh'in üst erdem olarak nitelediği "adalet" kavramı ve bu alanda yazdığı risalelerinin çevirisinden oluşan bu kitap, Timaş Yyaınları'nan ahlak serisinin ilk kitaplarından. İbn Miskeveyh, nefsin kuvvelerini şehvet, gazap ve akıl şeklinde tasnif ederek adaleti bu kuvveler arasındaki ölçü ve itidalin adı olarak açıklar. Şehvetin iffete, gazabın şecaate, aklın hikmete yönelmesiyle ortaya çıkan bu içsel denge, adalet erdemini mümkün kılar. Bu bağlamda adalet, diğer erdemleri kuşatan ve onları bir düzen içinde birleştiren “üst erdem” konumuna yükselir. Çalışmayı Doç. Dr. Yunus Kaplan yayına hazırlamış.

        • 9

          TAZI: GÖLGENİN RENGİ
          (Harun İsmail Çırak)

          Bahtiyar'la tanışın. Nam-ı diğer Tazı... Çocuk yaşta intikam uğruna Adana’dan kaçıp İstanbul’a geldi. Pis adamların himayesinde kirli işlere bulaştı. Hileli bir boks maçında aldığı ölümcül bir yumruk hayatını tamamen değiştirdi. Bahtiyar'ın burnu artık koku almıyor. Ama gözleri her kokuyu ayırt edebiliyor. Tazı'nın gözünden hiçbir koku kaçmıyor! Sıradan bir tetikçi, mafya dünyasının basamaklarını hızla tırmanmaya başlar. İz bırakmadan ortadan kaybolanları kokularından bulduğu için yeraltı dünyasında “Tazı” namıyla ünlenir. Tabii ki hiçbir ödül, bedelsiz kalmaz. Bu yeteneği zamanla baş edilemez bir lanete dönüşür. Ta ki hayatının aşkıyla tanışına dek... Bahtiyar'ın istemeyerek çıktığı bu yolculuk hem kurtulduğunu sandığı vahşi yönüyle hem de zifiri karanlık geçmişiyle bir yüzleşmeye dönüşecek... Harun İsmail Çırak'ın romanı April Yayıncılık'tan çıktı.

        • 10

          İLK HİKAYE
          (Frédéric Gros)

          İsa’dan sonra birinci yüzyıl… Roma İmparatorluğu’nda yaşayan genç ve varlıklı genç kadın Tekla’nın hayatı ve tüm inançları, Tarsuslu Pavlus’un etkileyici vaazlarıyla sarsılır. Nişanını bozar, duyduklarının peşinden gitmeye karar verir ve bekâretini bir itaat biçimi değil, açık bir direniş olarak sahiplenir. Çıktığı yolda başına türlü eziyetler gelir; yakılmaktan mucizevi biçimde kurtulur, arenada vahşi hayvanların arasına atılır ama hayatta kalır. Tüm tehditlere rağmen kendi kendini vaftiz eder. Bu cesur adımlarıyla kadınlar için bir umut ve başkaldırı sembolüne dönüşür. Ancak bu özgürlük çağrısı, henüz bebek adımlarıyla yürüyen Kilise için büyük bir sorundur. Dini otoriteler ve cemaat liderleri, Tekla’yı susturmak için harekete geçer. Kolektif Kitap'tan çıkan ve bazı tarihçilere göre yazılı olarak dolaşıma girmiş ilk Hıristiyan anlatısı olan bu hikâye, yüzyıllar boyunca görmezden gelinen güçlü bir kadının öyküsünü gün ışığına çıkarıyor. Frédéric Gros, bu etkileyici romanında inanç, beden, özgürlük ve itaat üzerine zamansız sorular soruyor.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa