SENELER önceki hadiseleri bilmeden, kaynaklarına ve belgelerine dayanmadan yorumlamaya kalkar, üstüne üstlük bir de ardniyetle ve özellikle de geçmişi karalama vasıtası yaparsanız hem büyük hatalara düşer, hem de ortalığı karıştırırsınız.
Son günlerin tartışma konularından olan “Mısır’ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın Türk vatandaşlığı alabilmek için Atatürk’e 900 bin lira rüşvet verdiği” iddiası gibi...
Gazetelerde okumuşsunuzdur: İddiayı TV’lerden birindeki tarih programına katılan bir konuşmacı üstü kapalı şekilde de olsa ortaya atınca etraf karıştı, RTÜK’e şikâyetler yağdı ama RTÜK programa ceza vermeye gerek görmeyince işin içine bu defa CHP’li bazı milletvekilleri girdi ve tartışma hâlâ devam ediyor.
Bir iddia ve fikir ortaya her ne sebeple atılmış olursa olsun, verilecek karşılık o iddianın yanlışlığının ve hattâ saçmalığının bilgi, belge ve başka bilimsel delillerle ispat edilmesidir ama böyle yapmıyoruz! Mukabele maksadı ile hemen ceza silâhına sarılıyoruz, yetkili mercilerden ceza çıkmayınca da iddianın karşısında olanlar belgeye dayalı kaynakları göstermek yerine ortalığı velveleye veriyor ve işin içine mahkemeleri de dahil etmeye çalışıyorlar.