"Gerekli ten uyumu olan ideal yarışmacıdır"
Var mısın Yok musun ile Show TV ekranlarına çıkmaya hazırlanan Ahmet Çakar'la dobra dobra
Aslı ÖZTÜRK - HT PAZAR
Spor programlarındaki ciddi yüz ifadesi bir yana, yaptığı uzun ve nükteli betimlemelerle sakınmadan her konu hakkında konuşabilmesi, Ahmet Çakar'ı televizyonun vazgeçilmez figürü haline getiriyor. İnsanların bir kısmı ona muhakkak kızıyor, ama daha büyük bir çoğunluk besbelli onu izlemekten büyük keyif alıyor. En son sunduğu Şansa Bak adlı yarışma programında yarışmacılarla girdiği ilginç dialoglar, sosyal medyada hâlâ en çok izlenen videolar arasında. Sunuculuğa yeni bir soluk getiren Çakar 11 Eylül'de yeniden ekrana çıkmaya hazırlanıyor. Hem de seyircinin uzun yıllar yakından takip ettiği bir programla; Var Mısın Yok Musun'la...
Sunucu-yarışmacı ilişkisini bambaşka bir formata taşıdınız. Her yarışmacının sizin gözünüze girmesi mümkün değil. Nedir "ideal yarışmacı" tanımınız?
Benim için ideal yarışmacı, toplum için ideal olmayabilir. Toplumun çok sevebileceği bir yarışmacı tipi de benim hiç hoşumaya gitmeyebilir. Şahsi kanaatim; gerekli ten uyumumun olduğu yarışmacı "ideal yarışmacı"dır.
Birilerini davet edecek olsanız...
Medeni cesareti olan, benimle çatır çatır sohbet edecek, program öncesinde çay, program sonrasında çorba içebilecek insanların hepsini bekliyorum. Benim tanıdığım olmayan herkesi...
Yarışmacının zeki olması da sizin için önemli değil mi?
Zekilikten ziyade naif, samimi ve sıradışı işler yapması şart. Geçmişte sunduğum yarışma programlarında öyle akılda kalacak insanlarla yarıştım ki bugün görsem tanırım. Sıradışı insan parlıyor.
Aslında siz de sıradışı bir sunucusunuz. Sizdeki "parlamanın" sebebi bu olabilir mi?
Olabilir... Belki de ben yarışmacının içindeki yarışmacıyı ortaya çıkartıyorum.
Arada bir de azarlıyorsunuz...
Her yaştan, her cinsiyetten, sayı olarak ortalama bine yakın yarışmacım oldu. İçlerinde okuma yazma bilmeyen, profesor, ruh hastası, dolandırıcı, dini bütün; kısacası her türlü insan vardı. İçlerinden biri de çıkıp "Ahmet Çakar beni kırdı" derse, ben bu işi bırakırım.
Babacan tavrınızdan dolayı mı alınmıyorlar acaba?
Bu bir şov dünyası. Azarlamak da aslında şovun bir parçası. Kimse kırılmaz bana.
'TEK KAYGIM...'
Şimdi aynı Ahmet Çakar'ı Türkiye'de reyting rekorları kırmış bir yarışmanın yeni sunucusu olarak izleyeceğiz. Gergin misiniz?
Program dünyanın birçok ülkesinde yayınlanıyor. Türkiye'de de birkaç sefer değişik sunucularla ekrana geldi. Ancak bu işin fenomeni Acun oldu. Tek kaygım, Acun'un önümde yaratmış olduğu büyük başarı.
Ancak sizin tarzınız çok farklı...
Kendimi Acun'la mukayese etmek Acun'a büyük haksızlık olur. O, bana göre Türkiye'nin en büyük televizyoncusudur. Önümüzdeki 20 yıl Türkiye'de Acun gibi bir adamın varolacağına inanmıyorum.
Programa dönersek, insanların sevmesi, izlemesi için nasıl bir fark yaratırsınız?
Hiçbir programa önceden hazırlanıp çıkmam. Neler yaşayacağımızı Allah bilir. Her şey kendiliğinden gelişecek. Plan ya da kurgu yok. Zaten canlı yayın olacak.
Sosyal medyada insaların yazdıklarına baktım da, sırf siz sunuyorsunuz diye formatı sevmedikleri halde yarışmalarınızı izleyenler olmuş...
Türkiye şunu iyi bilmedir; dünyanın en iyi aktörlerini de oynatsan, eğer senaryo kötüyse o filmi kurtaramazsın.
"Şans Bak" çok iyi bir format mıydı? Reytingleri çok iyiydi.
O formatı, ben ve yapımcım soğuk bir kış günü, bir lokantada tarhana çorbası içip kuru fasulye ve pilav yerken 10 dakikada bulduk.
Yine aynı yere geldik işte... İzlenilmesinin sebebi sizin sunuş tarzınız.
Belki de öyle... Eğer format çok güçlü değilse sunucuya büyük iş düşer. Ancak Var Mısın Yok Musun dünyanın gelmiş geçmiş en iyi iki yarışmasından biridir. Diğeri de "Kim 500 Milyar İster".
Nedir bu iki yarışmanın diğerlerinden farkı?
Yaratıcılarının kim olduğunu bilmiyorum ama bu formatı yaratanlar öyle bir şey yapmışlar ki bütün insanları etki altına almışlar.
Neden etkileniyoruz ki bu kadar?
Dünyanın neresinde olursa olsun bir yarışmacı büyük bir para umudu için yarışıyorsa, bu yarışma tutar. Türkiye ekonomik problemleri olan bir ülke. Herkes para kazanıp ailesini kurtarmanın peşinde. Sıradan bir vatandaşın o paraya 1 saat uzaklıkta olması programları izlenir kılıyor. Benim amacım her zaman, yarışmacının kazanabileceği en büyük meblağayı kazanması olacak.
Kutulardaki rakamlar hakkında bir fikriniz olur mu peki?
Benim kutudaki ödülü bilmemem lazım. Yapımcı arkadaşlarım "Zaten bilmeyeceksin hocam" dediler ama ben bilme şansım da olsa kabul etmem. Yarışmacıya mimiklerimle bunu belli edebilirim. Onu yönlendiririm. Adil bir yarışma olmaz.
'Her türlü totemi kabul etmek lazım'
Var Mısın Yok Musun totemi bol bir yarışmaydı. Siz de realist bir insansınız. Bu totemler sizin sunuculuğunuz döneminde devam eder mi?
Kutusunda büyük hissedenler, küçük hissedenler oluyor. Ne hissedersen hisset kardeşim. Bu şans işi... Yarışmanın formatına göre 1'e 10 oranda iyi bir ödül kazanıp hayatını kurtarma şansın var. Gel de sen totem yapma şimdi!
Sizin günlük hayatınızda var mı böyle uğuruna inandığınız şeyler?
Mesela küçük kızımla restorandayken yanımıza bir milli piyangocu gelirse kızıma bir sayı söyletirim. Sonu o sayıyla biten bileti alırım. Ben bile bunu yapıyorum. Orada büyük ödüle yaklaşmış bir sürü yarışmacı var. Bu yüzden her türlü totemi kabul etmek lazım. Belki totem yapmam da kutunun üzerinde dans ederim! Belli olmaz.
'Evimde ağır bir kılıbığım'
Evdeki Ahmet Çakar nasıl?
Televizyondaki herkes bir gösterinin parçasıdır. Özel hayatımda kuzu gibi bir adamım. Evimde ağır bir kılıbığım. Evde en son benim dediğim olur.
İnsanlar ekranda tam tersi bir insan görüyorlar.
Televizyonda, özellikle spor programlarında sert, kavgacı, polemikçi bir adam gibi görünüyorum. Ama normalde kimseyle kavga ettiğimi bile hatırlamam.
Neler yaparsınız?
Evden işe, işten eve giden bir adamım. Gece hayatını, alkolü sevmem. Çocuklarımı alıp yemeğe giderim. Yazın ailemle birlikte Bodrum'a ya da Amerika'ya tatile giderim.
Ailenizle ilgili hiçbir bilgi bulamadım internette.
Ailemle ilgili konuşmayı sevmem. Onların göz önünde olması hoşuma gitmiyor.
Peki ya doktorluğa devam mı?
Hâlâ devam ediyorum. Ancak bütün bu olayların içinde ikinci planda kaldı. "Kör, topal devam ediyoruz" diyeyim sadece.
Yarışmada biri bayılsa ilk müdehaleyi yaparsınız ama değil mi?
O kadar da olur tabii. İlk müdehale benden.
'Arda Türkiye'ye gelirse...'
Slaven Bilic için "Samimiyetsiz" demişsiniz. Neden?
Samimiyetsiz demedim. Bilic'in oynadığını düşünüyorum. Hangi teknik direktör, maç sonunda rakip takımın oyuncularını bekleyip tek tek elini sıkmış? Bunun adı "hoşgeldin partisi"dir. Türkiye'ye geldim, ben böyle bir adamım, mesajı vermeye çalışıyor.
Mesleki anlamda nasıl buluyorsunuz?
Değerlendirmek için çok erken. İyi bir futbolcuydu. İlk haftalarda olumlu sinyaller aldım. Beklemek ve görmek lazım.
Peki ya Fatih Terim'in çifte teknik direktörlüğü...
Terim hayatının hatasını yaptı. Bu işten hem Fatih Terim'in karizması hem de Galatasaray'ın başarılı gidişatı zarar görecektir. Milli Takım maçlarına çok yakın tarihlerde Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi maçları var. Böyle şey olmaz. Bu, tam bir 3. dünya ülkesi davranışıdır.
Doğru tercih kim olurdu?
Terim kadar tecrübesi ve karizması olan Mustafa Denizli evde oturuyor. Milli Takım'ın en başarılı antrenörü Şenol Güneş de keza aynı şekilde evinde. Israrla Terim'in istenmesi nahoş bir hareket oldu.
Sanıyorum Türk futbolunda bu sıralar ısrar etmek moda oldu. Arda Turan'la ilgili spekülasyonlar da daha 3-4 gün önce bitti...
Arda Türkiye'ye gelirse 2 katı fazla para için gelmelidir. Zaten Arda şu an Türkiye'ye gelmiyorsa Madrid'de mutlu ve baskılardan uzak olduğu içindir. Ayrıca bu bedelli askerlik olayı için 3 sene yurtdışında çalışması gerekiyor.
Fenerbahçe'yle ilgili konuşmadan da olmaz...
Bir üst kademesi olmayan, dünyanın en büyük spor mahkemesi Fenerbahçe'nin şike yaptığını kabul etti. Onlara "ikinci cumhuriyet" dönemi gerekiyor.