Kitleler o hastalıklara hayran!
Bu hastalıkları hepimiz izledik...
ÖZEL HABER / HABERTURK.COM - Pek çok insanın hobisi arasında sinema izlemek vardır... Ama bazı filmler vardır ki adeta sizin hayatınızı yansıtır. İşte unutumadığımız, hafızalarımıza kazınan o filmler... - - * A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)
Akıl Oyunları, geçtiğimiz aylarda yaşamını kaybeden Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Nash'in hayat hikâyesini konu ediniyor. Öğrencilik yıllarından itibaren hayaller görmeye başlayan Nash, mezuniyetinden sonra, zamanla paranoid şizofreni olur.
Fakat hasta olduğunun bilincinde olmaz. Konferans sırasında aniden bir psikiyatristin karşısına çıkması ile olaylar zinciri değişir. Nash, hastaneye yatar ve bu nedenle akademik çalışmalarından uzaklaşır.
Uzun süre hasta olduğunu kabul etmeyen Nash, sürekli gördüğü kız çocuğunun hiç büyümediğini fark eder ve bu durum hastalığını kabul etmesini sağlar. Aldığı tedaviler etkili olmasa da eşi ve eski iş arkadaşlarının desteğiyle her şeye yeniden başlar.
Akademik çalışmalarına devam eden Nash, şizofreniyi kabullenerek yaşamına devam eder.
Tarih, bu müthiş dehaya, akıl hastalığını yine kendi aklıyla yenerek hayatının geri kalanını bilime adamasından ve hastalığının başlamasından evvel yaptığı buluşlardan dolayı 'Nobel Ekonomi Ödülü'nü armağan eder.
Başrol oyuncusu Clay, geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında "anestezik farkındalık" ismi verilen bir durumu yaşar. Yani ameliyat sırasında olup biten her şeyin tamamen farkındadır.
Ameliyatta olan her şeyi duyuyor ve bedeni kesilirken tüm acıyı hissediyor. Ancak anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremez.
Fakat doktorların ve diğer ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur… Awake filmi her yıl 700 kişinin ameliyat sırasında tam uyuyamamasından yola çıkılarak yazılmıştı.
Gerçek hayatta anestezi farkındalığının rastlanma sıklığı 1000 operasyonda 1.3 olarak bildiriliyor.
Augusto ve Michaela Odone isimli anne babanın, çaresiz bir hastalık olan ALD (adrenolökodistrofi)'ye yakalanan oğulları Lorenzo Odone'yi ölümden kurtarma çabaları konu alınır.
Tıp konusunda hiçbir eğitimleri olmamasına rağmen birkaç yıl ömür biçilmiş ALD hastası çocuklarına yardım edebilmek için Baba Augusto, sabahlara kadar kütüphanelerde, hastalıkla ilgili bulduğu makaleleri okur ve bilgi sahibi olmaya çalışır.
Nihayetinde araştırmalar sonucunda beyindeki zararın kandaki tehlikeli yağ asitlerinden kaynaklandığı keşfedilir. Baba Augusto'nun sonuca erişmiş olması tıp profesörlerinin ilgisini çeker.
Kısa sürede çocuklarının hastalığına çözüm bulan anne ve baba çocuklarını ölümden kurtarırlar. Ailenin mücadelesi ALD'ye karşı savaşmayı ve mücadeleyi gözler önüne seriyor.
Gerilim filmi olan Identity'de şiddetli bir fırtına ile birlikte birbirlerini tanımayan 10 yabancı insan ıssız bir motelde bir araya gelir.
Bu kişilerin içlerinde bir limuzin şoförü, bir telekız, bir katili nakleden polis, 80'li yılların televizyon yıldızı, yeni evli bir çift ve bir de aile bulunuyor.
Bu kişiler arka arkaya ölmeye başlıyor. Yaşamak için orada olan gizemi çözmeye başlamaları gerekiyor ama bu ard arda gelen ölümleri durduramaz…
Filmde işlenen konu çoklu kişilik bozukluğudur… Malcolm Rivers isimli karakter, pek çok kişinin cinayetinden sorumlu olup aynı zamanda çoklu kişilik bozukluğundan muzdariptir.
Film, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando isimli bir akıl hastasının ortadan kaybolması ile oldukça tehlikeli olan akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası'nda bulunan Ashecliffe Hastanesi'ne gitmesiyle başlar.
Film, soruşturma yapmak için gidilen ve sonra burada gelişen esrarengiz olaylar ile devam eder.
Gittikçe sarpa saran işler davayı daha da zora sokar ve zamanla rüya ile gerçek karıştırılır.
Filmin sonunda Teddy Daniels'in şizofren olduğunu ve olayların tamamen kurgu olduğunu görürüz.
Columbia Üniversitesi'nde ünlü bir dilbilim profesörü olan Alice Howland'a doktor muayenesinde Alzheimer teşhisi konulur.
Hayatı yavaş yavaş değişmeye başlayan Alice'nin geçirdiği hastalık, eşi ve üç çocuğuyla birlikte sürdüğü hayata yeni bir gözle bakmasını sağlar.
İnsan ilişkilerini sorgulamaya başlayan Alice, en küçük kızını yeniden kazanmak için mücadele eder.
Alzheimer'ı başta kabullenmek istemeyen Alice, zamanla Alzheimer ile mücadele etmenin yollarını arar.
45 yıl boyunca otomobil tamirciliği yapan Carter Chambers, kanser teşhisiyle hastaneye kaldırılır. Gençliğinde siyahi, parasız ve bakacağı kişilerin olmasından dolayı çok iyi bir üniversiteyi bırakan Carter, aslında çok zeki ve bilgilidir.
Ancak maddi durumu ancak hayatını sürdürebilecek ve üç çocuğunu yetiştirebilecek kadar olmuştur. Kaldırıldığı hastanede yattığı odaya gelen yeni hasta aynı zamanda hastanenin de sahibi olan Edward Cole'dur.
Dört kez evlenmiş fakat mutlu olamamış olan Edward, maddi anlamda pek çok şeye sahiptir. Ancak Edward Cole'a da kanser teşhisi konur ve 6 ay, en iyi ihtimal ile bir yıl yaşayacağı söylenir.
Carter bir ara elindeki kağıda bir şeyler yazarken Cole bunu görür. Listede Carter yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri yazmıştır.
Mesela gözlerinden yaş gelene kadar gülmek gibi… Edward Cole bunlara kendince bir şeyler ekler. Daha sonra arkadaşını ikna eder ve dostlar kansere inat listedekileri bir bir yapmaya başlarlar.
Charlie, Los Angeles'da yaşar ve bir ithal araba satıcısıdır. Başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil bir şehir çocuğu olan Charlie, senelerdir görmediği ve uzak kaldığı babasının öldüğünü ve 3 milyon dolar miras kaldığını öğrenir.
Ancak cenazeye gittiğinde tüm mirasın daha önce varlığından dahi haberi olmadığı ağabeyi Raymond'a kaldığını öğrenir.
Mirası bırakmak istemeyen Charlie, otistik abisini klinikten kaçırır. Yol boyunca abisinin yaşamı zorlaştıran alışkanlıklarıyla ve takıntılarıyla karşı karşıya kalırken,
Aynı zamanda abisinin matematik ve hafızalama konusundaki insanüstü yeteneği karşısında da hayretler içerisinde kalır.
Film, otizmi mercek altına alırken aynı zamanda Charlie'nin de geçmişinin bir parçasını ve belki de kendini keşfetme fırsatı bulmasını sağlar.
Filmde geçmişinde peşini bırakmayan bir sırrın borcunu ödemek için hiç tanımadığı yedi kişinin hayatını kökten değiştirmeye çalışan Ben Thomas'ı görürüz.
Öncelikle yardımcı olacağı bu kişilerin gerçekten iyi insanlar ve yardıma muhtaç olduğuna emin olduktan sonra çalışmalarına başlar.
Hiç beklemediği bir şekilde aşık olması ise işleri biraz daha zorlaştıracaktır. Her şey yedi isimden oluşan bir listeyle başlıyor.
Ben Thomas, Holly Apelgren, Connie Tepos, George Ristuccia, Nicholas Adams, Ezra Turner ve Emily Posa...
Tek ortak noktaları, her birinin bir dönüm noktasına ulaşmış ve umutsuz derecede maddi, manevi veya tıbbi yardıma muhtaç olmaları… Göz yaşartan bir sonun beklediği filmde Ben, herkese umut oluyor.
Rizwan Khan, Asperger sendromlu (Diğer insanlarla etkileşimi oldukça zorlaştıran gelişimsel bir bozukluk) bir kişidir.
Rizwan, otizmin bir türü olan Asperger sendromu nedeniyle 11 Eylül olaylarının ardından Los Angeles havaalanında 'şüpheli' davranışlarından dolayı alıkoyulur.
Tutuklanmasının ardından tanıştığı terapist Radha, Rizwan'a bu durumundan ve hastalığından kurtulması için yardımcı olmaya çalışır.
Rizwan tüm bunlardan sonra Obama ile görüşür ve ismini temize çıkarmak için bir yolculuğa çıkar.
Film süresince Forrest, Elvis Presley, Kennedy, Nixon'ın da olduğu tarihsel kişilerle kaza eseri tanışır. 50'lerden 70'lerin sonuna kadar gelen bir süre zarfında izliyoruz.
Forrest, tamamen tesadüf olarak Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına da şahitlik eder. Fakat bilmeden yaptıklarının ne kadar önemli sonuçları olduğunun farkında değildir.
Sam 40'lı yaşlarında otizmli bir adamdır. Kızına yalnız başına bakmaya çalışan Sam, 7 yaşında bir çocuğun zekasına sahiptir.
Gün geçtikçe büyüyen kızı artık onun zeka seviyesini geçmeye başlamıştır. Hükümet yetkilileri küçük kızı Sam'dan almak ve başkalarına evlatlık vermek ister.
REKLAM advertisement1
- Son Dakika
- Yazı Boyutu
- Paylaş
-
- Kaydet
- Görüntüle