2013'ün en iyi filmleri!
İşte bu yıl izlemeniz gereken filmler
01-Le Week-end. Türkiye gösterim tarihi belirsiz ( İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: PERFORMANSIYLA 2013'E DAMGA VURANLAR! )
Konusu: İngiliz bir çift evliliklerini canlandırmak için balayını geçirdikleri Paris'e yıllar sonra yeniden gider... -
Konusu: 1841'de New York'ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış zenci bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır.
Fakat bir gün bir barda tanıştığı 2 adam yaşamını allak bullak edecektir. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Louisiana eyaletinde bir tesiste köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür.
Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna lşahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur...
İngiliz sinemacı Steve McQueen'in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender'ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor.
Konusu: Paris'teki ikinci buluşmanın ardından Jesse ve Celine bir kez daha vedalaşıp kendi yollarına devam eder. İlk buluşmanın ardından geçen uzun yılların ardından tekrar, bu kez Yunanistan'da karşılaştığımız ikili, bu süreçte bir yığın değişim yaşamış, çeşitli sürprizlerin yaşanacağı bir hayata doğru yelken açmıştır.
Tüm sorunlara ve değişikliklere rağmen, değişmeyen tek şey ise birbirlerine duydukları naif aşktır. Yunanistan'da geçirdikleri bir tatil günü, geçmişlerini muhakeme edip ilişkilerini masaya yatırdıkları içten bir sohbete tanık olacaktır.
Before Sunrise ve Before Sunset filmlerinin ardından yönetmen Richard Linklater ile oyuncular Ethan Hawke ve Julie Delpy'i tekrar bir araya geliyor ve Before Midnight ile birlikte seriye son nokta koyuluyor. Filmin senaryosu önceki filmde olduğu gibi Linklater, Hawke ve Delpy ortaklığının ürünü.
Konusu:58 yaşında özgür ruhlu, dul bir kadın olan Gloria, tüm çocuklarının yanından ayrılmasıyla tek başına kalmıştır. Yalnızlığa razı gelecek kadar kaderci bir yapıya sahip olmayan Gloria soluğu yalnızca bekarların katılabildiği sıra dışı partilerde alır ve bu partiler umduğunun aksine her seferinde hayal kırıklığıyla sonuçlanır.
Ta ki eski bir bahriyeli olan Rodolfo ile tanışana kadar. Kendisinden yedi yaş küçük olan bu adama karşı romantik anlamda bir şeyler hissetmeye başlayan Gloria, uzun süreli bir ilişkinin de hayallerini kurmaya başlamıştır. Ancak karşılaşacağı beklenmedik zorluklar kendi karanlık sırlarıyla baş başa kalmasına neden olacaktır.
63. Berlin Film Festivali'nde, Gloria rolünü canlandıran Paulina García'ya En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran film, Şili'li yönetmen Sebastián Lelio'nun imzasını taşıyor. -
Konusu:Dr. Ryan Stone zeki bir tıp mühendisidir ve emekliliğinden önce son görevine çıkan yetenekli ve deneyimli astronot Matt Kowalsky'nin yönetimindeki mekikte ilk uzay yolculuğuna çıkar. Herşey yolunda gibi görünürken rutin bir keşif yürüyüşü sırasında bir felaket yaşanır. Mekik çarpan bir cisim sonucu paramparça olur. İki bilim insanı uzay boşluğunda yapayalnız kalırlar.
Yeryüzü ile iletişimleri tamamen kopmuştur ve sonsuz karanlıkla başbaşadırlar. Şimdi korkunun yerini panik alır, üstelik var olan sınırlı oksijenleri de gitgide tükenmektedir. İkili eve, dünyaya dönüş yolunu bulabilecek midir?
Y Tu Mamá También, Son Umut, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı gibi filmlerin yönetmeni ve ortak senaristi olarak tanıdığımız Meksikalı sinemacı Alfonso Cuarón'ın yönetmenliğini üstlendiği bilim-kurgu geriliminin başrollerini ise Sandra Bullock ve George Clooney paylaşıyor. -
Konusu: Assolistlerin arkasındaki vokallerin hayatını bilmeyiz. Filmde sahne ışıkları altında geri planda yaşayan bir vokalin hayatı anlatılıyor... -
Konusu:Endonezya'da yaşayan Anwar, 1960'lı yılların başında arkadaşlarıyla karaborsada küçük bir sinema çetesi kurmuştuk bir gençtir. Ne zamanki 1965'te ülkede askeri darbe gerçekleşir, kendi halindeki bu küçük çete bir anda aşırı sağcı bir ölüm makinesine dönüşür.
Komünist olarak 'damgalanan' yüzlerce entelektüel insan ve Çinli azınlık, bu grubun darbecilerin desteği ile gerçekleştirdiği katliamlarda hayatını kaybeder. Aradan onlarca yıl geçer, ölen öldüğü ile kalır ve lider Anwar konfor ve huzur içerisinde hayatını sürdürmektedir...
Sinemacı Joshua Oppenheimer'ın yaşanan katliam hakkında bir belgesel yapmak için bölgeye gittiğinde, karşılaştığı bu insanlar nedeniyle şok yaşar. Zira 45 yıl sonra Anwar ve çevrsindekiler yaşananları büyük bir soğukkanlılıkla, olayların geçtiği bölgelerde birebir anlatmaktadırlar. Üstelik büyük bir gururla... - Gerçek olaylardan yola çıkan belgesel, insanın kanını donduracak etkiye sahip.
REKLAM advertisement1
- Son Dakika
- Yazı Boyutu
- Paylaş
-
- Kaydet
- Görüntüle