Goygoyculuk, kıyakçılık, harbicilik
Goygoyculuğun bir meslek olduğunu biliyor muydunuz?
Zangoç: Kilise çanının ipini çeken kişiye denir. Genelde kilisenin temizliğinden de sorumludur.
Hanutçu: Turistleri ikna edip dükkanlara çekerek oralardan alışveriş yapmalarını temin eden ve bu işlemden pay alarak geçinen kişi.
Enspektör: Geminin sefere hazır olmasını ve daima hazır bulundurulmasını sağlamakla görevli armatör çalışanı.
Formen: İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi.
Gemi süvarisi: İç sularda, körfez ve limanlarda yolculuk yapan bir gemiyi sevk ve idare eden, seferin emniyetle yürütülmesini sağlayan kişi. - -
Çımacı: Gemilerin iskeleye yanaşmaları sırasında halatları iskeleye veren gemi personeli
Yer hostesi: Uçağa binecek olan yolcuların bilet işlemlerini yapan, ayrıca uçağa biniş sırasında yolcuların biniş kartlarını toplayan görevli.
İtriyat: kadın malzemelerine (parfüm, makyaj malzemeleri, güzellik malzemeleri vb.) verilen genel isim.
Örücü: Kumaş ve örgülerdeki yırtıkları, delikleri onaran kimse veya bu işlerin yapıldığı yer.
Mürettip: Matbaacılıkta harfleri düzenleyen, hazırlayan, sıraya koyan görevli, dizgici.
Dublör: Bir oyuncunun yerine filmin bazı sahnelerinide asıl oyuncu yerine oynayan, rol yapan kişi.
Suflör: Tiyatroda oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri seyircilere duyurmadan hatırlatan kişi.
Mütercim tercüman: Çevirmen, mütercim veya tercüman, bir metni veya bir konuşmayı bir dilden başka bir dile çevirmeyi meslek edinen kişilerin genel adıdır.
Gardiyan: Cezaevlerinde düzeni, tutukluların yasalara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.
Overlokçu: Konfeksiyon ürünlerinin üretiminde, sanayi tipi overlok makinesi ve yardımcı aletler kullanarak parçaları birleştiren, sağlamlaştıran ve kenar kısımlarını temizleyen kişi.
Brülörcü: Yakıtın hava ile uygun oranda karıştırılarak tam olarak yakılmasını sağlayan cihazı yöneten kişi.
Hafriyat: İnşaatlar yapılırken ya da yıkılırken ortaya çıkan beton, toz toprak gibi atıkları toplama işi. (Arapça kazı yapmaktan)
Zerzevat: Çürümeye bırakıldıklarında mantar oluşturan, genellikle yeşil renkli, pişirilerek ya da pişirilmeden yenen, bitkinin kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyve gibi organlarına verilen genel ad.
Cellat: Ölüm cezalarının infazını gerçekleştiren kişinin ünvanı. Arapça "Kırbaçla Vurmak" anlamına gelen "Celd" kökünden türemiştir.
Makyöz: İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında boyama ve değişim yapan kadın.
Casus: Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, dil avcısı, çaşıt, ajan.
Maslahatgüzar: Genellikle çeşitli sebeplerden büyükelçi atanmayan veya atanamayan bir ülkeyle diplomatik ilişkileri yürütmek üzere görevlendirilen kişi.
Mübaşir: Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli, çağrıcı.
Taşlama: Kot beyazlatmak veya eskitmek için dünyada makina kullanılarak yapılan işin elle yapılması.
Cenaze levazımatçısı: Ölüler için kefen, tabut... vb malzemeleri satan kimselere verilen ad.
Patozcu: Kaba yemleri, kültür yem bitkilerinin sap ve dallarını öğütmek veya fındığın dış kabuğunu ayırma işlemini yapan kişi.
İta amiri: Devlet harcamalarının yapılabilmesi için saymanlara yazılı emir verme yetkisine sahip kişi.
Mal Müdürü: İlçede devlete ait gelirleri toplayan, para ve malları koruyup saklayan ve giderlerin hak sahiplerine ödenmesine karar veren kamu görevlisi.
Ombudsman: İngilizce kökenli bu söz hukukta " Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum, kamu denetçisi.
Kabzımal: Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, çiçekçi esnafı, komisyoncu.
Serigrafi: Bir şablona gerilmiş ipeğin yüzeyine foto emisyonları yardımıyla grafik aktarılır. Sonra bu şablon üzerine dökülen mürekkebin ragle lastiği basıncı ile grafiğin baskı yapılacak malzemeye transferi işlemidir.
Klişeci: Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha yapan kişi.
Catering: Kelime anlamı olarak, yiyecek tedarik eden olmasına rağmen, günümüzde en çok toplu yemek hizmeti veren firmalar için söylenir.
Soğuk demirci: Demir ve saç şeklindeki metal parçaları keserek, delerek, diş açarak, her türlü kaynak yapmak suretiyle şekillendiren kişi.
Apranti: At yarışlarında 50 den az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az genç binici.
Rapörtör: Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye.
Goygoycu: Dilenci, Derviş. Eskiden Muharrem ayının ilk haftasında aşure yapmak için sırtlarında torbalarla mahalle aralarında buğday, nohut, pirinç, şeker, fasulye, kuru üzüm gibi şeyler toplamak üzere dolaşırlardı. çoğu kör ve topallardan oluşurdu. içlerinden gür sesli biri "gökte melek, yerde can ağlar" dedikten sonra hepsi bir ağızdan "hoy goygoy canım" diye makamı tamamladıkları için bunlara halk arasında "goygoycu, goygoycular" denirdi.
Hırdavat: Kilit, menteşe, tel, çivi, vida gibi metal eşya. önemsiz, ufak tefek eşya, gereksiz eşya anlamına gelir. - - -
Nalbur: Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse (Osmanlıca 'Nal' kelimesinden)
Semerci: At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti yapan usta.
Sakatat:Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. gibi iç organlarıyla baş ve ayakları.
Kazzaziye: Elbiselere işlenen bu tellerden, örgü teknikleri kullanılarak farklı takılar yapılıyor. Kazaziye sanatında gerdanlık, bileklik ve ayakkabılar da üretiliyor.
Mahyacı: Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim yapan usta.
Gurme: Fransız kökenli bir sıfat olan 'gurman'dan gelir. Gourmet, "lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip kişi" demek. Ayrıca, "yemesini bilen" anlamına da gelir.
Animatör: İnsanların tatil yerlerinde iyi zaman geçirmeleri için bir takım eğlence ve gezi programları düzenleyen kişi.
Kalafatçı: Onarma, süsleme, sahte süs veya tamir, düzen. Ahşap gemilerin içine suyun girmemesi için gerekli yerlerdeki tahtalar arasına üstüpü sıkıştırıp, üzerine kaynamış katran dökme işlemini yapan usta. - -
Ekspertiz: Bir malın türünü, değerini, bir dokuncanın kertesini belirtmek üzere seçilen bilirkişilerce yapılan yoklama, inceleme işlemi.
Makastar: Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta. -
Yeddiemin: Hukuki olarak hiç bir tarafa kesin bir şekilde ait olmayan bir malın sorumluluğunu devralan kişi.
Gevende: Düğünlerde müzik yapıp şarkı söyleyen ve misafirleri eğlendiren orkestra. özellikle Adıyaman bölgesinde
Tuhafiye: Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler. (Arapça'da 'tuhfe'den (armağan) türeme)
Pişmaniye: Pişmaniyenin ilk yapıldığı yer İran, pişmaniye kelimesi ise Farsça yün yapağı anlamına gelen "Peşm-peşmin-peşmek" sözlerinden türemiş.
Züccaciye: Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış eşya. (Arapça cam anlamına gelen 'zücc'den türeme)
İkrazat: Arapça ikraz' dan türemiştir. İkraz; borç veya ödünç verme, vadesinde iade etmek ve faiz getirmek üzere, çoğunlukla şahıs veya maddi teminat karşılığında ödünç para verme anlamında.
Stenograf: Alfabenin harfleri, noktalama işaretleri, kelimeleri yerine semboller ve kısaltmalar kullanan çabuk yazma sistemiyle kayıt yapan kimse.
REKLAM advertisement1
- Son Dakika
- Yazı Boyutu
- Paylaş
-
- Kaydet
- Görüntüle