Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar "Boşanmamın faturasını kızlarım ödüyor"

        Pınar ERBAŞ / perbas@htgazete.com.tr

        Babanız Suudi Kralı, dünyanın en zenginlerinden... Hayal gücünüz dahilinde istediğiniz her şeye ulaşma imkânına sahipsiniz. O meşhur “Roma’da öğle yemeği, Paris’te kahve molası” günlük rutininiz haline bile dönüşebilir. Ancak tüm bu zenginlik içinde, yıllardır esir tutuluyorsunuz. O şaaşalı sarayınızdan burnunuzu çıkarmanıza izin verilmiyor. Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el Suud’un 4 kızı işte tam da böyle bir durumda. Daha doğrusu dünya medyasına yansıyan hikâye böyle. Geçen hafta Suudi prensesler Sahar, Jawaher, Maha ve Hala’nın kralın Cidde’deki saray ve villalarında 13 yıldır zorla alıkonuldukları haberi çıktı. Kulağa dram dolu bir peri masalı gibi geliyor değil mi...

        “Gördün mü bak, zengin ama mutlu değil” klişesine de uygun. Ve tabii bir hayli merak uyandırıcı. Gelin görün ki işin aslı çok daha karışık. Anadolu Ajansı’nın Ortadoğu ve Afrika haberlerinin başındaki isim Turan Kışlakçı’nın da katkısıyla, prenseslere aslında ne olduğunun izini sürdük.

        100’E YAKIN VARİS VAR

        Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri arasında hem ekonomik hem de siyasi anlamda en etkin devlet. Suudi Kralı’nın esir prensesler dahil toplam 38 çocuğu var. Kendisi 95 yaşında. Oğulları ve kızlarından 17-18 yaş arası evlenenler çok. Torunları da hesaba kattığınızda kralın 100’e yakın varisi olduğunu söyleyebiliriz. Ki şu sıralar Suudi Arabistan tam da bu yüzden bir hayli karışık.

        Kraldan sonra kimin tahta çıkacağının hesapları yapılıyor. Prensler arasındaki yarış çoktan başladı bile. 3-4 senede bir “Prens şahin avına çıkarken kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü” haberlerine rastlanıyor. Halk ise 100’üne merdiven dayamış kralları ölmesin diye dua ediyor. Aksi halde ülkede ciddi bir kaos olacağının herkes farkında. Tüm bu curcuna arasında prensesler Jawaher, Sahar, Maha ve Hala’nın yardım çığlığı yükseldi. İngiliz The Sunday Times Gazetesi’ne e-mail yoluyla ulaşıp “Birbirimizin hayat enerjisinin tükenmesini izliyoruz. Kız kardeşimiz Hala (39), bir villada esir tutuluyor. Yavaş yavaş aklını kaybediyor. Bir diğer kardeşimiz Maha (41) ise başka bir villada tek başına esir...” diye durumlarını anlatmışlar. Dahası, hayatlarının babalarının başka kadınlardan olan erkek kardeşleri tarafından kontrol edildiğini söylemişler.

        Soru 1: Sıkı baskı ve gözetim altında tutulan kızlar nasıl oluyor da e-mail ile babalarını dünya aleme şikâyet etme cesaretini gösterebiliyorlar? Adım adım ilerleyelim. İşin aslı; kızlar mail falan yazmıyor. Bu haberi uçuran saraya yakın bir kaynak...

        Soru 2: Kızlar bunca yıldır esir tutulmalarına rağmen nasıl oluyor da bugüne kadar seslerini duyan olmuyor? Aslında onlar değil ama anneleri Suudi Arabistan Kralı’nın ikinci karısı Alanoud Alfayez yıllardır bu işin peşinde. Alfayez Ürdün’de yaşayan köklü bir Suudi ailenin kızı. Henüz 15 yaşındayken o sırada komutan olan Kral Abdullah ile evleniyor. 1980’deyse boşanıyorlar. Alfayez Londra’ya yerleşiyor. Ancak birkaç ay sonra kızlarının hasretine dayanamıyor ve geri dönmek istiyor. Tek yol kral ile ikinci kez evlenmek. Bu birliktelik de 3 yıl sürüyor. Sonrasında yine Londra. O günden beri kızlarıyla çok nadir görüşmüş. Durumlarının farkında, hatta geçen yıl Rusya’nın Sesi’nin Fransız versiyonuna verdiği bir röportajda; “Babalarının insani duygularının uyanmasını ve onlara acımasını bekliyorum ama hiçbir şey olmuyor” diyor.

        Dipnot düşelim. Rusya kaynaklı bir yayının Alfayez’in çığlığına kulak vermesi ve bu insan hakları krizini dünyaya duyurmak istemesi boşa değil. Zira iki ülke, Rusya ve Suudi Arabistan’ın şu dönem aralarının pek iyi olduğu söylenemez. Hatırlayanlarınız olabilir; geçen yıl haziran ayında Rusya’nın Suriye iç savaşında karşı karşıya geldiği Katar ve Suudi Arabistan’ı bombalamayı planladığı bile iddia edilmişti. Bu yıl ise Suudi Arabistan’ın Suriye’deki muhaliflere Pakistan yapımı silah temin edeceği haberleri bu iki ülkeyi yine karşı karşıya getirdi.

        "CİDDE’DE ZİNDANA BENZER BİR KALEDE TUTULUYORLAR"

        Dönelim yine acılı anneye. Alfayez’e göre kızların hapsolması kral ve erkek kardeşlerinin kararı. Kendisi de aynı sebeple ülkeyi ve kızlarını terk etmek zorunda kaldığını söylüyor. “Sürekli tehdit ediliyordum ve ülkeyi terk edene kadar üzerimde psikolojik bir savaş yürüttüler” diyor. İkinci kez boşanıp Londra’ya döndükten sonra da kızlarının özgürlüğü için uğraş vermiş. “Ancak tüm elçiliklere bana pasaport vermeleri yasaklanmış. Kralın ailesi kendi ülkeme geri dönüş yapmamam için Ürdün pasaportumun süresini uzatmasın diye Ürdün’e bile baskı yaptı” diye ekliyor.

        Kızlarının yaşamını da şöyle özetlemiş: “Jawaher ve Sahar çok sık hastalanıyor. Fiziksel durumları korkunç. Dünyadan ve toplumdan izole bir hayat yaşıyorlar. Cidde’de bir sarayda tutuluyorlar. Ama zindandan beter! Hizmetlerini karşılayacak bir kişi, çöl sıcağında klimaları dahi yok.” Bu noktada Suudi toplumunda kadınların tek başlarına sokağa çıkmalarının yasak olduğunu, yanlarında bir erkek eşliğinde bunu yapabileceklerini hatırlatmakta fayda var.

        Soru 3: Kralın diğer çocuklarına dair bu tür haberlere rastlanmazken hedefte neden bu kızlar var? Annelerine göre boşandığı için kral ondan bir tür intikam alıyor. “4 kızım dışında diğer çocuklar özgür ve lüks bir hayat yaşıyor. Kızlarım ise babalarıyla boşanmamın faturasını ödüyor” diyor.

        Peki bu prensesler nasıl kızlar? Aralarında en sivri dillisinin Hala olduğunu söyleyebiliriz. Psikoloji mezunu. 90’lı yıllarda bir akıl hastanesinde çalışmış. Hiçbir problemleri olmamasına rağmen politik nedenlerle oraya kapatılan kişiler olduğunu iddia ediyor. Pek tabii bu vesileyle Suudi Arabistan yönetiminin bir hayli tepkisini çekiyor. Ve 1998’de kullandığı gerekçesiyle Riyad kadınlar Hapishanesi’ne kapatılıyor.

        "KIZLARIMI SAVUNMAK İSTEMEDİLER"

        Anneleri Alfayez’in kızları için tek yaptığı basına demeç vermek değil. “Londra’ya geldim, ABD ve İngiltere’den hukukçularla anlaştım. Suudi ajanları, işi yavaşlatmaları ve uluslararası alanda bilginin yayılmaması için bunları satın aldı. Dahası çok uzun bir süre kızlarımı savunabilecek bir hukukçu bulamadım. Hepsi beni görmezden geldi ve kızlarımı savunmak istemediler” gibi iddiaları var. Şimdi eski Fransa Dışişleri Bakanı Roland Dumas ve Max Kupe ile beraber çalışıyor. Son olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) bir mektup yazdı. Peki bir etkisi olacak mı? Zira Suudi Kralı’nın BM’yi pek taktığı görülmedi...

        SUUDİ ARABİSTAN'DA KADINLAR NASIL YAŞIYOR?

        Ülke şeriatla yönetiliyor. Kadınlar peçesiz, çarşafsız ve yanlarında erkek olmadan sokağa çıkamıyor. Erkeklerin isteğe bağlı boşanma, çocukların velayetini alma ve 4 eş edinme hakları var. Kadınlar boşanma hakkına ancak evlilik anlaşmalarında yer almışsa, eşinin iktidarsız olduğunu ya da kendisini terk ettiğini ispat etmesi durumunda sahip olabiliyor. Boşanma sonrası da kadınların nafaka hakkı yasal olarak yok. Kendilerine ait bir kimlik kartına sahip olmak isteyen kadınların “yasal velilerinden”, yani eş, baba ya da erkek kardeşlerinden izin belgesi almaları gerekiyor.

        Uygulama 22 yaş üstü kadınları kapsıyor. Eğer çalışıyorlarsa işverenlerinden de belge almaları şart. Aynı şekilde velinin izni olmadan çalışmaları, eğitim almaları ve seyahat etmeleri de yasak. Dünyada kadınlara araç kullanmanın yasak olduğu tek ülke.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa