"AZİZ İHSAN AKTAŞ ONLARCA MÜTEAHHİTTEN BİRİYDİ"
Duruşmaya tutuklu Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başlandı. Çalış, Esenyurt'un 1 milyonluk resmi nüfusuyla Türkiye'nin en büyük ilçesi olduğunu anlattı. İlçede genellikle Anadolu insanının yaşadığını anlatan Çalış, insanların her ne kadar metropolde yaşasalar da geleneklerini devam ettirdiğini söyledi. Çalış belediye başkan yardımcılığı görevine geldiğinde belediyenin onlarca müteahhidinin kendisini arayıp "hayırlı olsun" dediğini söylerken Aziz İhsan Aktaş’ın da bunlardan sadece biri olduğunu kaydetti.
“35 SANİYELİK TELEFON KONUŞMASINDAN SAVCILIK NİYET OKUMUŞ”
Çalış, iddianamede yer alan Aziz İhsan Aktaş'la arasındaki 35 saniyelik konuşmaya değinerek, Aktaş'ın da belediyeyle çalışan bir müteahhit olduğunu ve kendisini o dönem arayarak "hayırlı olsun" dediğini söyledi ve görüşmenin süresine dikkati çekti. Çalış, "Niyet okuma hukukta var mıdır bilmiyorum başkanım. Savcılık niyet okumaya çalışmış. Bir insanın niyetini okumaya çalışıyorsanız onu tanımanız gerekiyor. Bu niyet okumalar yüzünden 13 aydır tutukluyum." dedi. İddianameye konu sözleşmelerdeki tarih hatası yüzünden 13 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Çalış, "Ben bu iddiayı her Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminde (SEGBİS) dile getirdim ama kimseye derdimi anlatamadım. Tarih düzeltildiğinde her türlü iddia boşa düşecektir." savunmasını yaptı.
“SAHTEKARLIKLA SUÇLANMAK BU KADAR KOLAY OLMAMALIYDI”
Çalış, kendisine yöneltilen "özel belgede sahtecilik" suçlamasıyla ilgili, "Ben bir tane belge imzaladım. Bırakın özeli, resmisini dahi görmedim. Elektronik olarak geldi, imzaladım gönderdim. Resmisini görmeden ne özel belgede sahteciliği? Bu kadar kolay olmamalıydı sahtekarlıkla suçlanmak. Hayatım boyunca onurumla yaşadım. Çocuklarımız, ailemiz, dostlarımız var. Bunlar televizyonlarda konuşuldu. Bunu reddediyorum. İmzam alınsın laboratuvara gönderilsin. O imza bana aitse eşimin, çocuklarımın, dostlarımın yüzüne bakamayacak duruma gelirim zaten. En büyük ceza budur. Ama o imza benim değil. Çok şükür ben eşimin, çocuklarımın, dostlarımın yüzüne bakabiliyorum. 80 yaşındaki annem, eşim, çocuklarım cezaevi kapılarında perişan oldu." ifadelerini kullandı.