Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar ‘Aşktan mühim şeyler var’

        Pınar ERBAŞ / HT PAZAR

        Onun ismi artık Miya, ilk albümü 'Uzaklaşmalıyım' da birbirinden sert, neşeli, agresif, pozitif parça var

        Öyle ağır şeyler yaşamış ki. Ailesinde art arda gelen vefatlar "Hayat kısa, en çok yapmak istediğim şeyi daha fazla ertemeyeceğim" dedirtmiş ona.

        Oyuncu Ayça Zeynep Aydın, Miya ismiyle müziğe adım atıyor. Karşımda yasını tutmuş, acısına alışmış, dimdik duran bir kadın var. İşte tam da bu yüzden bu röportajın öyle "Vah, vah yazık kızcağıza" tadında okunmaması gerekiyor.

        Üniversitede bir sürü alâkasız bölümü peşpeşe okumuşsunuz...

        Evet. Önce Ege Üniversitesi'nde Prehistorya ve Ön Asya Arkeolojisi okudum. 2000'de İstanbul'a taşındım. Pera'da Grafik Tasarım ve Görsel İletişim'e devam ettim. Web tasarımı beni oyunculuğa götürdü.

        Nasıl oldu o ?

        Reklam ajansında çalışıyordum. Reklam filmleriyle başladı. Keyif aldım. İyi dizi teklifleri geldi. Sonra müziğe yöneldim.

        Tüm bunlar ne istediğinizi tam bilmemekten mi kaynaklanıyor?

        Hayır. Müzik hep aklımın bir köşesindeydi ama albüm yapmayı düşünmüyordum.

        Çekingen biriyim. Çok göz önünde olmayı sevmem. Aslında bu daha çok hayatın sana sunduklarıyla alâkalı. Belli bir yaşa kadar ailen seni yönlendiriyor. Biraz da naif bir tip olduğum için "Başka şeyler yapacağım, bu benim hayatım" diyemedim. Yeni yeni söyleyebiliyorum. Bir şeylerin beni harekete geçirmesi gerekiyordu. 2007'de ağabeyimi bir trafik kazasında kaybettim. 2 yıl sonra ağır bir hastalık yüzünden babam, ondan 2 yıl sonra da annem vefat etti.

        Başınız sağolsun.

        Sağol. Annem çok güzel sesi olan bir kadındı, çok iyi keman çalardı. Onun kendi için hayal ettiklerini gerçekleştirmek istedim. Hayat o kadar hızlı akıp geçiyor ki, bugün varsın yarın yok. "Ayça, hayatta en çok yapmak istediğin şey bu, artık erteleme" dedim. Artık 3 meleğim var; annem, babam, ağabeyim. Ve benden bir şey bekliyorlar. Kendimden çok onlar için yapıyorum bunu.

        'MÜZİKLE TEDAVİ EDİYORUM KENDİMİ'

        O yas dönemini nasıl atlattınız?

        3 kedim 2 köpeğim var. Onlar destek oluyor. Çok fazla karamsarlığa kapılmışsam stüdyoma kapanıyorum. O depresif halden melodi çıkıyor. Müzikle tedavi ediyorum kendimi.

        İsyan ettiğiniz olmadı mı hiç?

        İçimdedir isyanım.Kendimle savaşırım. Ama haksızlığa tahammülüm yok. O zaman tepki gösterebilirim.

        Üniversite yıllarında biri gelip "Önümüzdeki 10 sene başına bunlar gelecek" deseydi...

        Pek çok şeye daha önce cesaret ederdim belki. Daha önce müziğe sarılmak isterdim. Annem hayattayken bu albüm çıksın isterdim... İsterdim de isterdim! Ama "Ah"larla olmuyor işte. Yine de biraz geç kalmış hissediyorum kendimi. Keşke hayatı geriye sarabilsem.

        Bir şeyin olacağı varsa işler tıkırında gider ya hani. Müziğe adım attıktan sonra size de öyle oldu mu?

        Aynen. Önce bir arkadaşımın vasıtasıyla Özkan Uğur'la tanıştım. Demolarımı dinlettim. Çok destek çıktı...

        Bu kadar isteyip de beklemek yorucu muydu peki?

        Hem de nasıl! Her şeyin dört dörtlük olması için çok çalışıyorum. Oysa hayat öyle değil. Mesela şarkıcılıkta önemli olan şarkıyı çok doğru bir şekilde söylemek değil, parça neyi anlatmak istiyorsa o ruha girebilmek. Gerektiğinde detone bile olmalısın. Sesin öyle bir yerde çatlar ki tam da o kelimenin vurgulamak istediği şey ortaya çıkar.

        Ya başarısız olursanız?

        İçim rahat. "Yine de denemiş oldum" diyeceğim.

        'EN ZEVKLİSİ ANLAŞILMAK'

        Miya'nın anlamı ne?

        Arapça'da "yüzde yüz", Japonca'da da "hep iyiye güzele doğru giden" anlamına geliyor. Müziğimle çok bağdaşıyor. Parçalarda hep sorgulama, eleştiri, isyan var ama hep iyiye, güzele doğru bir arayış da var.

        Müzikteki beklentiniz ne peki?

        Anlaşılmak, paylaşmak. En zevklisi oymuş zaten. Benimle aynı açıdan bakan insanlarla buluşuyorum.

        Şarkıcılık son durak mı?

        Kesinlikle. Hayatım boyunca içimde olan bir şeydi zaten.

        Bir daha oyunculuk olur mu?

        Niye olmasın. Birbirini tamamlayan dallar. Ama muhtemelen daha seçici olurum.

        Sahneye çıkacağınız zamanı hayal ediyor musunuz?

        Evet. Hatta geçen hafta provalara başladık. Parçaları ilk kez canlı söyledim. Sahnede gibi. Müthiş bir duyguydu. Bu dünyadan kopmuşum, başka bir yerdeyim, hayatta en çok yapmak istediğin şeyi yapıyorum. O kadar güçlü ve mutlu hissettim ki kendimi.

        'Aşktan mühim şeyler de var'

        Yeni nesil sanatçılar artık sadece aşktan bahseden şarkılar yapmıyorlar. Hatta çoğunlukla başka meseleleri oluyor.

        Çünkü hayatta aşktan mühim şeyler de var.

        Albümün ortak bir ruh hali yok...

        Evet yok. Tıpkı benim gibi. Bir sorgulama da var, neşe de, arayış da iyi niyet de...

        İyi niyet nasıl oluyor?

        "Kötülüğü nasıl alt edip daha güzel bir şeye çevirebiliriz" arayışı var hepsinde.

        İki mısra örnek verir misiniz?

        Hisler parçasında mesela; "Hisler hissedebildiğin kadar, düşler düşleyebildiğin kadar, sana sınırsız bir hayat var, aslında her şey istediğin kadar..." Empati kurmaktan, sevmekten korktuğumuzu anlatıyorum aslında ama pozitif bir dille. Özeti: sınırı sen belirliyorsun, yaşa yaşayabildiğin kadar.

        Neyi eleştiriyorsunuz?

        Hayatı, dünyayı, kendimi, insan ilişkilerini, Türkiye'yi...

        Bu ara en çok kafanıza takılan şey ne?

        Üç maymunu oynayışımız. Hem de her konuda. Görmezde geliyoruz, hakkında konuşmuyoruz. Öyle bir şey yokmuş gibi davranıyoruz. Böylesi çok rahatlatıcı oluyor tabii ama gerçekler gün gibi ortada.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa