Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yüce Allah, Hz. Peygamber'in beşeri kimliğini ortaya koymakta, onun kutsallaştırılıp Tanrılaştırmasını önlemektedir. Bu "beşer" kimliğiyle Hz. Peygamber'in olağanüstü güçlerle donatılmadığını gündeme getirmektedir

        GÜNÜMÜZDE okullarda Hz. Peygamber'in hayatı ders olarak okutulacağı için bugünkü yazımızı bu konuya ayırıyoruz.

        Peygamberler tarihinde çok önemli iki oluşum yer almıştır. Bunlardan birisi bazı peygamberlerin öldürülmesi (Nisa, 155); diğeri de bazı peygamberlere kutsallık verilerek onların Allah'ın oğlu olduğu iddia edilip Tanrılaştırılmalarıdır (Tevbe, 30).

        Kuran bu olguları anlatırken, onların Müslümanların arasına taşınmaması ve Hz. Peygamber'e karşı bunların kullanılmamasının eğitimini vermektedir. Kuran özellikle Hz. Peygamber'in kutsallaştırılıp Tanrılaştırılmaması için gereken açılımları yapmakta, onun bir kul olduğu esası üzerinde ısrarla durmaktadır.

        Yüce Allah Hz. Peygamber'in bir kul olduğunu çeşitli şekillerde ele almıştır. Kuran'a bu manada bakınca şu noktaları yakalamamız mümkündür:

        Yüce Allah, İsra Suresi'nin 93. ayetinde, Hz. Peygamber'e kendisini tanıtmasını, kendi kimliğini ortaya koymasını şu şekilde emretmektedir: "De ki: Rabb'imi tenzih ederim. Ben sadece beşer olan bir Peygamber'im."

        Bu ayetle Hz. Peygamber'in beşeri kimliği ve insan boyutu ortaya konmakta, onun kutsallaştırılıp Tanrılık payesinin verilmesi önlenmektedir. Bu "beşer" kimliğiyle onun olağanüstü güçlerle donatılmadığı, ona olağanüstü özelliklerin yakıştırılamayacağı esası gündeme getirilmektedir.

        'YETİM' SIFATI

        İsra 93'te beşer bir peygamber olduğu vurgulanırken, Kehf 110'da ise beşer olarak vahiy aldığı vurgulanmaktadır: "De ki: Ben sadece sizin gibi bir insanım, beşerim. Bana sizin Tanrı'nızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor."

        Demek ki, vahiy almış olması, peygamber olarak seçilmesi onun beşeri, insani kimliğini ortadan kaldırmamakta, ona Tanrılık özelliğini getirmemektedir.

        Kehf 110. ayetin bir benzeri de Fussilet 6'da yer almaktadır: "De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beşerim/insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor..." Bu ayetler Hz. Peygamber'in esas kimliğinin beşer/insan olduğu eğitimini vermekte, beşer haliyle vahiy aldığına işaret etmektedir.

        Hz. Peygamber'in bir beşer olduğunu şu ayetlerden de anlıyoruz: "Rabb'in seni terk etmedi ve sana darılmadı." (Duha, 3). Bu ayette Hz. Peygamber'in Rabb'i tarafından korunduğu ifade edilirken, beşerilik özellikleri gündeme getirilmektedir.

        "O, seni yetim bulup barındırmadı mı?" "Yetim" sıfatı bir beşer için söz konusudur. Demek ki, Hz. Peygamber doğmadan babasını, 6 yaşında da annesini kaybetmişti. Buluğ çağına kadar dedesi ve amcası tarafından himaye görmüştü. Onun için "yetim" olan bir varlığa beşer ve peygamberliğin ötesinde bir sıfat verilemez.

        "Şaşkın halde bulup da yol göstermedi mi?" Şaşkınlık, problemleri çözüme ulaştıramama, sosyal bunalımlara çare bulamamayı ifade etmektedir. "Ala abdınâ", yani kulumuz, derken onun da Allah'a inanması, iman ve ibadet etmesi ifade edilmektedir. Bu ifade, Hz. Peygamber'e verilecek tüm Tanrısal sıfatları dışlamakta, onun kendisine indirilen vahyin gereğini yerine getirmekle yükümlü olduğunu gündeme taşımaktadır. Ayrıca kul olması nedeniyle Kuran'ı yazamayacağına da işaret etmektedir.

        ÇÖZÜM YOLU 'KURAN'

        Diğer taraftan kul olan bu peygamberlerin, insanlara Allah'ın emriyle rehberlik yapabilecekleri ve daima Allah'a bir kul olarak ibadet edecekleri Enbiya 73'te gündeme getirilmektedir. Peygamberler diğer insanlara Allah'ın emriyle rehberlik ederken, nasıl ibadet edeceklerini yüce Allah vahyetmiştir.

        Hz. Peygamber, yaşadığı cahiliyet toplumunun hayatındaki ağır sorunları, erdemsizlikleri çözmekte şaşkın haldeydi. Beşer olarak onların üstesinden gelemiyordu. Yüce Allah, Kuran'ı ona göndererek çözüm yollarını göstermiştir.

        "Seni fakir bulup zengin etmedim mi?" "Fakirlik" ve "zenginlik" beşer için var olan kavramlardır. Kendisini fakir bulup zenginleştiren Allah'ın katında onun Tanrılık özelliği olamaz.

        İşte bütün bu ayetler, Hz. Peygamber'in beşer, yani insan olma boyutunu gündeme taşımakta ve onun nasıl görülüp tabi olunacağına ışık tutmaktadır. Kendi başlarına nasıl tapınacaklarını bile belirleyemeyeceklerine, onu Allah'tan öğreneceklerine ve öğrendikleriyle insanlara rehberlik edeceklerine dikkat çekilmektedir.

        BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

        Cehennemden cennete geçiş olacak mı?

        ■ Hocam, cehennemdeki bir insan cennete geçebilir mi? U.Ş.

        Yüce Allah mahşerde günahlarımız için genel af ilan edecektir, fakat o aftan istifade edemeyecek günahlar vardır. Bu günahlardan bazısı şirk, inkâr, insan öldürme ve kul hakkıdır. İşte bir kimse imanlı olarak ahirete gider ve işlediği günahların bir kısmı Allah tarafından affedilmezse o günahlarının cezasını çekecek ve cezası bitince de cennete girecektir.

        Bir inek ölür ölmez kesilse eti yenir mi?

        ■ Hocam ineğimi otlatırken bayırdan yuvarlandı. Yanına gittiğimde ölmüştü. Ölü hayvanın eti yenmez diye biliyorum. Ölmesine rağmen hemen kesseydim eti yenir miydi? T.L.

        Ölmüş hayvanın eti yenmez, eğer ölmeden önce kesebilseydin eti yenirdi.

        Kerahet vaktinde namaz kılınır mı?

        ■ Hocam bazı vakitlerin kerahete girdiği ve bu vakitlerde namaz kılınamayacağı söyleniyor. Mesela akşam namazına 45 dakika kala namaz kılınmazmış. Bu doğru mu? Kılınırsa namazın sevabı azalmış mı olur? A.Ö.

        Namaz kılmanın keraheti olmaz. Namazını her zaman kılabilirsin, sevabı da azalmaz.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar