Nihal Bengisu Karaca
Nihal Bengisu Karaca Giriş: 08.11.2022 - 10:11 | Güncelleme: Tüm Yazıları »
ABONE OL
Cumhur İttifakı bundan sonra altılı masaya HDP sopası gösteremez
0:00 / 0:00
Cumhur İttifakı bundan sonra altılı masaya HDP sopası gösteremez

AK Partili heyetin HDP ile görüşmesi üzerine epey tartışıldı.

Ziyaretin nedeni AK Parti’nin başörtüsüne anayasal güvence sağlayan ve bu arada aileye de koruma temin anayasa değişikliğiydi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Başkanlığındaki heyet CHP’nin ve HDP’nin kapısını çaldı.

Aslında ne kadar normal öyle değil mi?

Hali hazırda TBMM’de olan, hükümet olmuş bir parti, yine hali hazırda TBMM’de olan bir partiyi ziyaret ediyor.

Normal bir ülke olsak, bundan normali yok.

Ama elbette başta AK Partili bazı vekiller olmak üzere bütün siyasi partilerde bir tartışma başladı.

Hemen her köşeden “Arkadaşım şaka mı yapıyorsunuz?” nidaları yükseldi.

Çünkü AK Parti-MHP ittifakı bu normali anormal yapmak için epey uğraşmıştı.

HDP ile yanyana gelen her figüre baskı uygulandı, ‘CHPKK’ gibi ithamlar havalarda uçuştu, bu kampanya o kadar pespaye bir hal aldı ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir şehit cenazesinde saldırı düzenlendi, Kılıçdaroğlu Çubuk’ta ölümden döndü.

Altılı masa bileşenlerinden Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na sanki ayıp bir şeymiş gibi defalarca ‘Serok Ahmet’ diye seslenildi. Kendisi bunu bir şeref unvanı olarak gördüğünü söylemesine rağmen Serok Ahmet kampanyasını sürdürdüler.

Sonuçta Gelecek Partisi milli değerleri olan ama milliyetçi olmayan bir parti olduğu için etkisi sınırlı oldu bu anti propagandanın. Ama milliyetçi niteliği hayli baskın olan İyi Parti’nin durumu öyle değildi. Asıl baskı İyi Parti üzerinde kuruldu. Altılı masadaki diğer aktörlerin Kürt meselesine olan yaklaşımları ve HDP hakkındaki görüşleri üzerinden sigaya çekilen İyi Parti, zaman zaman bu baskılara dayanamadı. En son yaşanan örnek Gürsel Tekin’in bir TV kanalında HDP’li meclis başkanı oluyorsa neden bakan olmasın şeklindeki yorumundan sonra yaşanan tartışmalardı. Tartışmalar altılı masada çatlak var görüntüsü oluşmasına neden oldu.

Hülasa, yedinci parti, yok efendim masanın yedinci ayağı, masanın altı üstü denilerek altılı masa üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan bir unsura dönüştürüldü HDP.

AK PARTİ MUHALEFETE GÖSTERDİĞİ HDP SOPASINI KENDİSİ KIRMIŞ OLDU

Oysa şimdi, başka bir durum var. AK Parti, muhalefetin eline tüm bu baskıları açığa düşürecek bir imkan verdi.

Çünkü "Biz görüşürken HDP terörist değildir, siz görüşüyorsanız teröristtir” diye bir mantık olmaz.

Bugün, AK Parti’nin özünde normal olan ama fiilen kendisiyle çelişmesine neden olan bu ziyareti, muhalefete "HDP ile iş tutuyorsunuz, dolayısıyla teröristle iş tutuyorsunuz, millete ihanet içindesiniz" şeklindeki saldırılarını savuşturma imkanı verdi.

Artık Cumhur İttifakı’nın CHP’ye sırf HDP ile kavga etmiyor ya da bazı HDP’li profillerle temaslarda bulunuyor diye ‘CHPKK’ diye yaftalar asması mümkün değil. İyi Parti’nin de ‘kimler kimlerle beraber’ baskısına karşı bir rahatlama alanı elde ettiği söylenebilir.

Umarım bu imkan doğru kullanılır.

Zira terörizm, terörist, vatana ihanet suçlamalarıyla muhalefetin dizayn edilmesi biraz da muhalefetin eser miktarda tutarlılık ve adalet içermeyen her tutumu ‘devletin çizdiği sınır diye görüp kabullenmesinden kaynaklandı.

2017 sistem değişikliğinden sonra iç içe geçen parti ve devlet, AK Parti siyasi kimliği ve programı ile rejimin önceliklerinin de bütünleşmesine neden oldu. “Rejimle ters düşmeden AK Parti’yi yenebiliriz" ‘uyanıklığına’ savrulan, bunu daha konforlu bulan muhalefet, parti-devletin ulusal güvenlik ile ilgili her meseleyi konuşmaya tartışmaya kapalı hale getirmesine zımnen onay verdi. Dolayısıyla milli güvenliğin rejimin ve onun görünen/siyasi yüzü olan Cumhur İttifakı’nın elinde muhalefeti susturmak ve dize getirmek için kullanılan bir ‘silah’ halini almasında muhalefetin yanlış analiz ve konumlanışının da etkisi oldu.

Umarım dememin nedeni bu.

İŞTE BUNLAR HEP TÜRK TİPİ BAŞKANLIK ANORMALLİKLERİ

Başta da söyledim. Bana göre bir anayasa değişikliği ya da beraber çalışmayı gerektiren herhangi bir sebeple meclis çatısı altındaki partilerin birbirini ziyaret etmesi son derece doğal. Bu an itibariyle mecliste bulunan, yasal bir parti olan HDP için de böyle.

Ancak anomaliyi yaratan Cumhur İttifakı’nın kendisiydi, dolayısıyla ziyaretin ardından dile getirilen tepkilerden biri de Devlet Bahçeli’nin bundan haberi var mı sorusu oldu. Hatta bazı kimseler ‘izni var mıydı?’ diye sordular.

Sadece bu sorular bile Cumhurbaşkanlığı hükümet modeli denilerek sunulan modelin ne kadar büyük bir açığı olduğunu göstermeye yeterli.

Düşünsenize, içinden cumhurbaşkanı çıkaran bir partisiniz, çıkardığınız cumhurbaşkanı tek kişilik yürütme organı, o derece güçlü ve aynı zamanda partinin genel başkanlığı koltuğunda oturmaya devam ediyor ve o parti mecliste en büyük vekil grubu olan parti. Ama partinizin heyeti, ittifak ortağınızın hedefindeki bir partiyi ziyaret ettiği zaman ortağınızın haberinin ya da onayının olup olmadığı konuşuluyor.

2014’te olsak AK Parti ve ona destek verenler buna ‘vesayet’ derdi.

MİSİLLEME OLASILIĞI

Peki sahiden bu ziyaret MHP’nin haberi olmasına rağmen ve hatta izni alınarak falan mı yapıldı?

Bunu öğrenmemize sadece saatler kaldı. Salı grup toplantısı böyle işler için malum.