X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kuyuya attığı taşla başlayan “Türbana yasal güvence” konusunda el arttırma devam ediyor.

AK Parti Genel Başkanı kendi bahçesine düşen topu değerlendirerek “Yasal değil Anayasal güvence sağlayalım” diyerek el yükseltmişti.

Konunun keyfine daha varmak için olsa gerek, bu kez de türbana Anayasal güvence meselesini “referanduma götürme” çağrısı yaptı.

Açıkçası bunun nedenini anlayamadım.

Çünkü eğer gerçekten taraflar samimi ise, yani AK Parti ve CHP türbanın Anayasa ile güvence altına alınması konusunda uzlaşırlarsa bir referanduma falan Anayasa gereği lüzum yok.

Anayasa değişikliği TBMM’den 400 oy ile geçerse türban ile ilgili değişiklik Anayasa’ya girmiş olur.

Cumhurbaşkanı bunu veto ederse bir daha görüşülür.

AK Parti ve CHP'nin toplam sandalye sayısı referanduma gerek bırakmayacağı için yine geçer.

Yani iki partinin uzlaşması bile Anayasa değişikliğini her halükarda kesinleştirmiş olur.

Ancak eğer Cumhurbaşkanı’nın canı istiyorsa, hiçbir gereklilik olmadığı halde bu değişikliği referanduma yine de götürebilir.

Referandum kararı için CHP’nin ya da Kılıçdaroğlu’nun bir yetkisi yok, olamaz da.

Bunun için Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulunmak son derece gereksiz ve manasız bir iştir.

Ama eğer ille de referandum yapılacaksa.

Fırsattan istifade Türk milletinin aşağıya sıralayacağım konulardaki fikri de sorulmalıdır:

1. Suriyeli ve Afganistanlı göçmenlerin ve sözde sığınmacıların Türkiye’de kalmasını istiyor musunuz?

2. Bu göçmenlere, sizin vergilerinizle hizmet sunulan devlet hastanelerinde bedavaya hizmet sunulmaya devam edilmesini istiyor musunuz?

3. Bu göçmenlerin vergiden muaf bir şekilde ticaret yapmaya devam ederek sizlerle haksız rekabeti sürdürmesini istiyor musunuz?

4. Bu göçmenlerin 1 milyona yakınının önümüzdeki seçimlerde oy kullanmasını istiyor musunuz?

Hani hazır sandık vatandaşın önüne götürülmüşken halka bu sorular da sorulsa.

Madem halka bu kadar değer veriyor ve TBMM’de rahatça çözebileceğiniz olmayan bir sorunu bile halkın önüne getiriyorsunuz.

O zaman bu sorunu da halka sorun.

Var mısınız baylar ya da beyler!