X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Yemin ederim Türk basınını okumasam haberim olmayacaktı.

15 gündür Fransa’dayım.

Dün Fransa’da seçimler varmış, emin olun fark etmedim.

Ne bir bayrak ne bir afiş ne bir poster ne sağda solda liderlerin, Cumhurbaşkanlarının gökyüzüne doğru anlamlı bakışlar fırlatan apartman boyu fotoşoplu fotoğrafları ne bir kalabalık ne televizyonlarda birbirine hakaret eden liderler ne miting ne başka bir şey.

Zaten seçimler Fransızların da pek umurunda değil.

Sabah kahvaltı ettiğim sokak kahvesinde birkaç kişiye seçimlerle ilgili düşüncelerini sordum.

Seçim olduğundan benim gibi haberi olmayanlar bile vardı.

Çoğunluk ise sandığa gitmeyi düşünmüyordu.

“Al birini vur öbürüne. Bunlardan hangisi için rahatımı bozmaya değer” diyenler Cumhurbaşkanlığı seçiminde Le Pen tehlikesine karşı oy kullanmışlardı ama milletvekili seçimlerini pek de umursamıyorlardı.

Aynı Türkiye gibi burada da “ittifaklar” oluşmuş.

Buradaki Fransız arkadaşlarımın çoğu Melenchon’un sol ittifakına oy vermiş.

Üstelik pek çoğu solcu olmadığı halde.

“Macron makul, mantıklı ve tutarlı bir siyasetçi değil. Onu Meclis’te dengelemek gerekiyor” diye oy vermişler.

İnşallah bir gün Türkiye’de de böyle gerilimsiz, kavgasız, gürültüsüz, kimsenin seçim sonuçlarını kendi yaşam tarzına karşı tehlike olarak görmediği, kimsenin kimseye bağırıp çağırmadığı rahat seçimler yaşarız.