X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Haftalar önce 3’lü elektrik tarifesinin vatandaşa nasıl bir kazık soktuğunu anlattım bu köşede.

En yoğun kullanımın olduğu saatin en pahalı tarifeye denk geldiğini ve vatandaşın faturalarının bu yüzden daha da kabardığını.

Ve bir rezaleti daha ortaya koydum.

Sürekli yaz saati uygulaması nedeniyle, pahalı tarife bir saat geç bitiyordu.

Yani evde yüksek elektrik tüketimi gerektiren işleri ucuz tarifeye girmek için gece 11’den sonra yapsanız bile bir işe yaramıyordu çünkü otomatik sayaçlar kış saati uygulaması yaptığı için, size 1 saat daha kazık atmaya devam ediyordu.

Bu açık haksızlığı, bu açık kazıkçılığı, bu aleni hırsızlığı göz önüne serdiğimiz halde aradan haftalar geçti ne dağıtım şirketlerinden ne de bu şirketleri denetlemekle görevli kurumlardan “Bu işe bakıyoruz, bu haksızlığa son vereceğiz” açıklaması geldi.

Umursamadılar bile.

Sadece “Beğenmeyen üçlü tarifeden çıksın” dediler.  

Tabii bedeli karşılığında yeniden sayaç parası ödeyerek.

Söz konusu olan iktidarın yaptığı işler olunca empati duygusu güçlü olan bazıları ise “Kardeşim tamam da, o şirketler de peşin peşin devlete 14 milyar dolar ödediler özelleştirme için. Sonuçta o para da vatandaş için kullanıldı” dediler.

Bakın işte bunun bir bölümü doğru.

Evet, dağıtım şirketleri devlete 13 milyar dolar ödediler.

Devlet de o parayla Suriyeli, Afganistanlı mültecileri ağırladı, kendi açıklamalarından da anladığımız kadarı ile o parayı ve bunun katbekat fazlasını bu mülteciler için harcadı.

Yani anlayacağınız özelleştirmenin ve hatta özelleştirmelerin kazığını biz yiyoruz, parasını ise göçmenler.

Tarihlere bakarsanız o bile tutuyor.

Hesap bu kadar basit.