X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Ukraynalı mülteciler üzerinden yapılan seviyesiz ve cinsiyetçi yorumlar, medyadan siyasete her yere egemen oldu.

Kervana son katılan ise CHP’nin Milli Görüşçüsü Mehmet Bekaroğlu oldu.

Bekaroğlu, Suriyeli ve Afganlı mülteci tehlikesine dikkat çeken tavrıyla bilinen Ümit Özdağ’ı hedef alarak “Ümit Özdağ’ın Ukraynalı mültecilere bir şey dediğini duyan oldu mu?” diyerek seviyesizliğe katkısını yaptı.

Ancak Bekaroğlu’na yanıt, Hatay’dan geldi.

Üstelik de siyasi açıdan kendisi ile benzer bir yol izlemiş olan Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tan.

AK Parti’den CHP’ye geçmiş olan Savaş, Hatay’daki tehlikeye dikkat çekerek, “Hatay’ın nüfusu 1 milyon 600 bin. Resmi göçmen sayımız 500 bin ama gerçekte 800 bin. İlimizde doğan her 1 Türk çocuğa karşılık, 3 Suriyeli göçmen çocuğu doğuyor. 12 yıl sonra buranın Suriyeli bir belediye başkanı olur. Atatürk’ün Türkiye’ye kazandırdığı son toprak parçası elden gidiyor. Haberiniz olsun” dedi.

Benim ve benim gibi düşünenlerin baştan beri işaret etmeye çalıştığı tehlike budur.

Türkiye’nin demografik yapısı, özellikle zaten ince bir denge üzerinde duran etnik dağılımı.

Sadece Hatay değil, başta Kilis, sonrasında Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere buralarda ciddi bir demografik değişim söz konusu.

Ve bizim asıl “beka” sorunu dediğimiz sorun da buralarda.

Önce demografik değişim, sonra bunun siyasi coğrafyaya etkileri.

Ve sonra buna karşı tepki gösterdiğin anda, “Hooop, saldırgan tutum” iddiaları, Batı medyası aracılığı ile şeytanlaştırılma ve dışlanma.

Suriyeli göçmenler belki İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de asayiş sorunudur ama Hatay’da, Antep’te, Kilis’te ülkenin beka ve toprak bütünlüğü sorunudur.

Bunun farkında olmadan, bunu değerlendirecek öngörüye, bırakın ön’ü, herhangi bir görüye sahip olmadan meseleyi Ukraynalı göçmenlerle eş tutmak en hafif tabiriyle cehalet olabilir.

Üstelik de, Ukrayna’nın Türkiye ile sınırı olmaması bir yana, toplamı 1 milyonu biraz geçen ve küçük bir bölümü Türkiye’ye gelen Ukraynalılar ile Türkiye’deki 5 milyonu Suriyeli 8 milyon göçmeni karşılaştırmak ne akılcı ne de iyi niyetli bir yaklaşımdır.

Ukrayna’dan gelen ve savaş bittiğinde Avrupalı olması muhtemel olan ülkesine dönecek olan eğitimli Ukraynalılar ile Suriye’den gelen büyük bölümü eğitimsiz ve Türkiye’den gitmeye hiç ama hiç niyeti olmayan kalabalığı karşılaştırmak bile olanaksızdır.

Dahası Türkiye, imza attığı uluslararası anlaşmalarda Doğu ve Güney’den gelenlere mülteci statüsü vermeyeceğini beyan etmiş, Batı’dan gelenlere ise bu hakkı tanımıştır.

Yani yasal olarak da durumları aynı değildir.

Dahası Ukraynalı mülteciler meselesini böyle cinsiyetçi bir tavırla ele almak, kişinin aklının başında değil başka bir bölgesinde olduğunun da göstergesidir.