X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Tam oturup, “Yahu Nagehan Alçı’yı hep eleştiriyoruz ama tüm hatalarına rağmen bir yandan da iyi işler de yapıyor. Taliban yönetime el koyunca Afganistan’a gitti röportajlar yaptı, savaş çıktı Ukrayna’ya gitti. Gazeteci olmak için çok ciddi çaba gösteriyor. Bunu da kutlamak lazım” diye yazacaktım, bir mont giydi, bir çuval inciri berbat etti.

Gerçekten de genelde çok eleştirdiğim Nagehan Alçı’nın son zamanlardaki gazetecilik çabalarını çok doğru buluyordum.

Öyle ya da böyle sorunlu bölgelere gitmekten kaçınmıyor, oturduğu yerden ahkam kesmeden muhabirlik yapıyordu.

Her ne kadar bu seyahatlerinde de eleştirilse de, yaptığı işler okurlar açısından kayda değer bir habercilik çabasıydı.

Ancak Nagehan Alçı, yaptığı doğru düzgün işleri bile tartışmalı hale getirmenin bir yolunu ne yazık ki her seferinde bulabilme gibi bir yeteneğe sahip.

Ukrayna’da da aynı şey oldu.

Belli ki, Ukrayna’nın direnişinin sözcülerinden biri haline getirilmiş ve Ukrayna’da iktidar muhalefet herkesin Rusya’ya karşı birlikte hareket ettiğini göstermek için özellikle seçilmiş eski Cumhurbaşkanı ile direniş noktalarından birinde bir röportaj yaptı.

Bence önemli bir işti.

Çünkü oradaki onca gazetecinin hiçbiri bu düzeyde bir röportajı gerçekleştirememişti.

Ancak Alçı, bu güzelim işi üzerine bir Ukrayna askeri üniforması giyerek tartışmalı hale getirdi ve röportajın içeriğine bakma gereği bile duymayan herkes Alçı’yı eleştirdi.

Haklılar mıydı!

Evet haklılardı.

Bir gazeteci böyle bir şey yapmamalıydı.

Taraf olmamalıydı ama ne yazık ki, Türkiye’de gazetecilik unutulduğu ve gazetecilik sergilenen bir taraftarlık haline getirildiği için ve bu artık gazetecilik zannedildiği için Alçı tarafını belli etmekte ve üniforma giymekte bir beis görmemişti.

Çünkü geldiği yerde gazetecilik taraftarlıktı.

Üstelik de bugünlerde popüler olan Ukrayna taraftarlığı idi.

Eleştiriler üzerine Nagehan Alçı “Üşümüştüm” dedi ve ekledi, "Burada Rusya'nın yanında yer almak 2. Dünya Savaşı'nda Hitler'in yanında yer almak gibidir."

Unuttuğu şey ise savaşların yalanlar üzerine kurulduğu idi ve kimin daha iyi yalan söylediğine karar verenin medya olmaması gerektiği idi.

Ve Alçı peş peşe başka iyi röportajlar da yaptı. Lviv Belediye Başkanı ile de konuştu, Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlandığı için Rusya’nın hedefinde olan Ukrayna Kilisesi'nin sözcüsü Başpiskopos ile görüştü.

Neyse ki, kilise pek soğuk değildi.

Yoksa bu kez de Alçı’yı “Rahibe” kıyafetinde görebilirdik.

Yine de ben Nagehan Alçı’nın gazetecilik çabalarını takdirle karşılıyorum.