X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Kendini muhalif olarak tanıtan ama yaptıkları her şey, attıkları her adım iktidara yarayan bir grup şimdi de Türk İHA’ları ve SİHA’ları üzerinden gizli bir iktidar destekçiliği yapıyor.

Açıkçası gerek Bayraktar gerekse ANKA insansız hava araçlarımızdan gurur duyanlardanım.

Bunu daha önce de belirttim zaten.

Hatta başta Selçuk ve Haluk Bayraktar olmak üzere bu insansız hava araçlarını üreten ve geliştirenlerin en az Cumhurbaşkanı kadar iyi korunması gerektiğini yazdım yıllar önce.

Ve savunma sanayiine devlet desteğinin iyi ve kötü örnekleri olabileceğini, Ethem Sancak, BMC Tank Fabrikasının tahsisi ne kadar kötü ve olumsuz bir örnekse, Bayraktar grubunun da o kadar iyi bir örnek olduğunu anlattım yıllar önce.

En iyisi 2019’da yazdığım o yazıyı yeniden dikkatinize sunayım da, bu konudaki fikrimin dün oluşmadığını bilin.

Türkiye son zamanlarda savunma sanayiindeki bir 'olumsuz' örneği tartışıyor. Haklı bir tartışma bence. Açık olmayan ihale süreçleri, ihale sonrası ortaya çıkan 'kamu destekleri', tartışmalı tahsisler ve ortaklıklar elbette tartışılacaktır. Kimse yanlış anlamasın, savunma sanayiinde devlet desteği olması gerektiğine inananlardanım. Dünyanın her yerinde söz konusu olan savunma sanayii ise işin içinde devletin desteği, yardımı vardır. Ancak bunun kişilere değil, sektöre yönelik olması gerekir. Bu mesele daha tartışılacak ve taraflar tüm sözlerini söyledikten sonra ben de bu tartışmayla ilgili fikirlerimi söyleyeceğim elbet. Ancak ondan öncesinde bir de savunma sanayiinde iyi örneğe bakmak gerekiyor. O iyi örneğin adı Baykar. Geleceğin savunma sanayiinde en önemli güç olacak olan insansız hava araçları kategorisinde Türkiye’yi ilk 5’in içine sokan firma. Baykar, 1984 yılında yola bir KOBİ olarak çıkıyor. Otomotiv yan sanayiinde üretim yapacak bir küçük işletme olarak. Uzun yıllar boyunca da bu işi yapıyor. Bu arada kurucu patron Makina Mühendisi Özdemir Bayraktar çocuklarını yetiştiriyor, kendi imkanları ile okutuyor ve çocuklar gelip aile işinin içine giriyorlar. 2000 yılında Baykar çok önemli bir değişim yaşıyor. Çok yerinde bir öngörü ile insansız hava aracı işine yöneliyorlar. İşin içine yabancı bir ortak sokma gereği duymadan dizayn, yazılım gibi en temel unsurları da kendi içlerinde geliştirerek İHA üretmeye evriliyor Baykar. 4 yıl sonra ilk mini İHA’larını uçuruyorlar. Ardından döner kanatlı yani helikopter İHA’larını yapıyorlar. 2009’da taktik İHA’ların yapımı aşamasına geçiyorlar. 2011’de ilk uluslararası satış anlaşmasını yapıyorlar. Aynı yıl taktik İHA’larda seri üretime geçiyorlar. 2014’te TB2 teslimatları başlıyor. 2015’te SİHA yani silahlı insansız hava araçlarını uçurup, mühimmat denemesini yapıyorlar. 2016 ve 2017’de TSK’nın harekatlarında önemli roller oynamaya başlıyor Bayraktar İHA’ları. Terörle mücadelenin de vazgeçilmez unsuru haline geliyorlar. Farklı ülkelere ihracatlar başlıyor. Tam bir başarı hikayesi. Baba Özdemir Bayraktar, Necmettin Erbakan’ın dostu. Ama Baykar’ı kurduğu zaman Erbakan siyasi yasaklı. Yani bir siyasi destek falan yok. 2000 yılında İHA yapmaya karar verdiklerinde de arkalarında siyasi bir güç yok. Akıl var, bilgi var ve hak edilmiş bir başarı var. Ve işlerini o kadar iyi yapıyorlar ki, hiç kimse birkaç yıl önce oluşan akrabalık ilişkilerini gündeme bile getirmiyor, sorgulamıyor. Çünkü akılla, bilgi ile, sabırla yapılmış, alınmış bir mesafe ve yazılmış bir başarı öyküsü var. Ülkeye katkı var. Nepotizm yok. Liyakat var.”