X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Diyarbakır’da çekilen bir halay dünün önemli gündemlerinden biri idi.

Yakası bağrı açık, terli gömlekli İsmail Saymaz ile slim fit kesim, tüm düğmeleri ilikli kruvaze takım elbiseli ve sımsıkı bağlı kravatı ile Ertuğrul Özkök’ün damga vurduğu ve necip Türk matbuatının kalabalık kadrosuna, İstanbul sosyetesinin bir bölümünün kollar omuzda halay çektiği görüntüler.

Görüntüleri yayına veren ise bir başka İsmail, İsmail Küçükkaya oldu.

Ve bu görüntüler Küçükkaya’ın “Adam kazandı” paylaşımı kadar gürültü koparmasa da iktidar kanadında epey bir tepkiye neden oldu.

Özellikle de iktidar yanlılarında.

Fatura hemen Ekrem İmamoğlu’na kesildi ve geziyi tertipleyenin Ekrem İmamoğlu olması üzerinden yorumlar yapıldı.

Oysa bu gezinin İmamoğlu ile falan alakası yok. Geziyi İmamoğlu düzenlemiş olsa, Özkök orada bu kadar rahat halay çekebilir miydi sizce!

Böylesine beş benzemez ya da belki de beş benzer kadroyu toplayıp Diyarbakır’a götürme başarısı da, kendini beyaz zanneden Türkler ile kendini beyazlaştırmaya çalışan Türkleri bir halay ekibinde bir araya getirme onuru da sanatçı Ahmet Güneştekin’e ait.

Güneştekin bunu sıklıkla ve çok iyi biçimde yapıyor.

Başlangıçta İstanbul sosyetesinin burun kıvırdığı Güneştekin, yıllar içinde bu kadroyu kendine bağlamayı başardı.

Artık Güneştekin nereye gitse yanında bu ekibi de götürmeyi başarıyor.

Bazen Bakü’ye, bazen İstanbul’da bir sergiye, bazen Diyarbakır’a.

Tanımayanlar için söyleyeyim.

Ahmet Güneştekin çok da iyi bir kişilik.

Dost canlısı, pozitif, hatırşinas, verici.

Ve muhtemelen de bu nedenle, hiçbir sanatçıda görmediğim bir “Entourage” sahip.

Bir ressamdan çok bir pop sanatçısı gibi.

Çevresinde de eserleri kadar renkli bir kalabalık toplamayı başarıyor.

İktidarın Kürt açılımı döneminde hayatını kaybedenleri simgeleyen rengarenk tabutların ortasında Louboutin ayakkabıları ve Hermes çantası ile poz vererek kendisini bir “Absürd sanat” eserine dönüştüren Feryal Gülman da bu kalabalığın bir parçası olabiliyor, dar kesim takım elbisesinin önü ilikli biçimde kanlı terli halay alayına katılan Ertuğrul Özkök ve İsmailler de bu kalabalığın bir parçası olabiliyor.

Ahmet Güneştekin dostumu ise kutlamak istiyorum.

Kamplara bölündüğü iddia edilen Türk toplumundaki bölünmenin çok da derin olmadığını kanıtlayan isim oldu.

Saymaz ile Özkök’ü, Gülman ile Sancar’ı buluşturmanın ve kol kola sokmanın çok da zor olmadığını gösterdi.

NOT: Absürd sanat eseri nitelendirmemi okuyunca bu ne acaba diye araştıracak ve absürdizm ile karşılaşacak olanlar için baştan söyleyeyim, Kierkegaard Danimarkalı bir moda markası değildir. Sisifos da ne Gümüşlük’te bir lokantanın adıdır ne de bu yaz yatınızla gittiğiniz bir Yunan adası.