X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Türkiye’de yalandan bir çevre bilinci ve geri dönüşüm politikası oluşturulmaya çalışılıyor.

Ben ise gülüyorum.

Böyle bir bilinç oluşturulmaya çalışıldığı da yok, böyle bir çaba da.

Tam aksine her alanda olduğu gibi bu konuda da hızlı bir geriye gidiş içindeyiz.

Bunun son örneği sokak toplayıcılarının güvenlik güçleri tarafından engellenip toplayıcıların sokaklardan toplanması.

Türkiye’de her kentin bir atık üretim miktarı var.

Bu İstanbul’da kişi başına 1,30, Ankara’da 1,14, İzmir’de 1,32 kg.

Kişi başına en fazla atık üreten illerimiz sırasıyla Muğla, Balıkesir, Aydın, Antalya ve Tekirdağ.

En az atık üretenler ise Kahramanmaraşlılar Trabzonlular, Mardinliler, Erzincanlılar ve Kayserililer.

Gelişmiş ülkeler bizden daha fazla atık üretiyorlar ama bu ürettikleri atıkları dönüştürme konusunda bizden çok daha başarılılar.

Avrupa’da atıkların geri dönüştürülme oranı yüzde 50.

Bu işi en iyi yapan ülke atıklarının yüzde 63’ünü yeniden kazanan Avusturya. Almanya da ona yakın bir oran tutturmuş.

En müsrif ülke gibi algılanan ABD’deki oran ise yüzde 35.

Peki ya Türkiye?

Sıkı durun.

Yüzde 7.

Avusturya’nın 8’de biri.

Avrupa ortalamasının yedide birine yakın.

Ambalaj atıklarını dönüştürmekte ise biraz daha iyiyiz.

Yüzde 20 oranında dönüştürebiliyoruz.

Bu atıkları üreten firmalara atıkları geri kazanma zorunluluğu getirilmiş olması bunda bir etken ama en önemli etken sokak toplayıcıları.

Firmaların ve belediyelerin beceremediğini onlar beceriyor.

Geri kazanılan bu ambalaj atıklarının büyük bölümünü sayıları 500 bin olarak tahmin edilen sokak toplayıcıları kazandırıyor.

Onlar da olmasa oran daha da gerileyecek.

Ama şu anda suçlu muamelesi görüyorlar.

Yıllar önce Ayşe Kulin bir grup öğrenciye anlatmıştı.

Başlangıçta bu sokak toplayıcılarına çok kötü gözle baktığını ve evinin önünde gördüğünde hem kızıp hem şikayet ettiğini ama sonrasında yaptıkları iyin önemini kavrayıp onlara büyük saygı duymaya başladığını.

Benzer bir aydınlanmayı umarım bu ülkeyi yönettiğini zannedenler de yaşar.

Ve kayıt dışı diye toplayıp eziyet ettikleri bu toplayıcıların, onların yapamadığı bir işi yaptığını, onların kuramadığı bir sistemi iyi kötü kurduklarını görürler.

Marketlerde naylon torbayı 25 kuruşa satmakla olmaz bu işler.

O sokak toplayıcıları siyasetçiler ve yakınlarına uyarak "çevreciymiş gibi” yapmıyor, miş gibi yapmaktansa gerçekten bir iş yaparak daha hakiki bir hizmet yapıyorlar dünyaya.

Onları sokaklardan topluyorsunuz ama etkili ve yetkili tanıdıkları olmaması onların suçu değil.

  • me
    mehteran_
    Pandemiden yaklaşık bir sene önce yol kenarında semaver eşliğinde arkadaşlarımızla sohbet ederken kağıt toplayıcı yaşlı bir amca geçiyordu. Kendisini çağırıp çay ikram ettik ve biraz da sohbet ettik. Neden çöplerin çoktannn toplanıldığı bir zamanı seçtiğini de sorduk neler yaşadığını da. Defalarca dayak yediğini anlattı, diğer toplayanlar tarafından kendi bölgeleri olduğunu nereye gitse yaşlı da olduğu için bir şey yapamadığını ve hiç yoktan iyidir diyerek onların işlerini bitirdikten sonra toplamaya başladığını anlattı. Yani çete mi dersiniz mafyalaşma mı bilemiyorum ama maalesef uzaktan görüp üzüldüğümüz üstünde başında olmayan bazısının çıplak ayakla yürüdüğü dahi durumlar bu çerçeve içine biraz daha detaylı bakılması gerektiğini düşündürüyor bana.