X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Coğrafya Eğitimi Derneği geçen hafta bir bildiri yayınladı. Bana göre çok önemli bir bildiri idi.

Orman yangınları, seller, kuraklık gibi büyük çevre felaketleri yaşadığımız bir dönemde, dernek çok doğru bir noktaya parmak basmaya çalıştı.

Coğrafya eğitiminin önemine.

Bildiri şöyle diyor:

“Coğrafya içinde yaşadığımız evi, Dünyamızı tanıma bilgisidir. Evimizi tanımaz isek onun nasıl ayakta kaldığını anlayamaz. Başına neler gelebileceğini öngöremez, tedbir alamaz ve sonunda evimizin başımıza yıkılması ile sonuçlanabilecek bir felaketler silsilesi ile karşı karşıya kalırız. Dünyamız biz insan türü ve doğrudan bağlı ve parçası olduğumuz tabiatın evidir. O halde bu acıların bir daha yaşanmaması için, bu felaketlere karşı söyleyecek bir sözümüz, bir duruşumuz olması için evimizi tanımakla, coğrafya okur yazarlığını arttırmakla işe başlayabiliriz“ diyerek coğrafya eğitiminin önemine ve seçmeli değil zorunlu bir ders olması gerekliliğine vurgu yapıyor.

Ben de bunu yıllardır hem yazıyor hem de televizyonda bas bas bağırıyorum.

İyi ve gerçek bir coğrafya eğitimi, dere yatağına ev yapmayı, deprem bölgesinde hatalı imar yönetmeliği çıkarmayı, bina yaparken malzemeden çalmayı, üç kuruşluk çıkar için doğayı katletmeyi aklına bile getirmeyecek insanlar yetiştirmek için tek geçerli yoldur.  

Coğrafya bilmeyen insan, çevrenin önemini anlamaz.

Korumanın gerekliliğini bilmez.

Korumamanın sonuçlarını öngöremez.

Ve sonunda ya bina altında kalır ya sele kapılır ya da soluduğu havadan ölür.

Coğrafya eğitimini kaldıranlar ya da onların savunmasıyla “seçmeli” yapanlar işte bu bilinci ortadan kaldırmışlardır.

Bunu bile bile yaptıkları ise aşikardır.

Amacınız doğayı katletmekse önce doğanın önemini bilmeyen insanlar yetiştirip onları suç ortağı yapmanız gerekir.

Bu nedenle coğrafya eğitimi bilinçsizlik sonucu değil, bilinçli bir tercih sonucu zaafa uğratılmıştır.  

Sonuçları şimdilik Manavgat’tır, Bozkurt’tur.

Turpun büyüğü ise heybededir.

Olanlar, olacak daha büyük felaketlerin ön gösterimi, fragmanıdır.

Bu turpun heybeden çıkmaması için coğrafyanın önemini anlatmak için büyük bir umutla çırpınan Coğrafya Eğitimi Derneği Başkanı Semra Günay Aktaş'ı ise kutluyorum. 

Umudunu kaybetmeyenlerden olduğu için.