X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Sermayenin bunca globalleştiği bir dünyada ben öyle 5. kol, 3. bacak faaliyeti falan anlamam, bilmem.

Aynen bir zamanlar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da söylediği gibi her şeyi dış güçlere, güç odaklarına bağlamayı da sevmem.

Olmadıklarından değil, vardır elbet ama sen güçlü isen sen akıllı isen hiçbir halt yapamayacaklarını bildiğimden.

Ama bir şeyi bilirim.

Şeffaflık.

Ucu ister içerde olsun, ister dışarda yapılan her işte şeffaflık olmalıdır derim.

Medyascope üzerinden başlayan ve yürüyen tartışmaya bakıyorum.

Gülüyorum.

Sadece bir tarafa değil, olayın tüm taraflarına gülüyorum.

İktidar yanlıları Medyascope’a ve sahibi Ruşen Çakır’a saldırıyor, sol liberaller ise kalkan oluyor.

Çünkü Medyascope ve Ruşen son dönemde muhalif yayıncılık yapıyor, AK Parti’den ayrılanlara daha sıcak yaklaşıyor.

Emin olun Medyascope bugün AK Parti’yi destekleyen bir yayın anlayışı içinde olsaydı bu kez de bugün saldıranlar kalkan olur, bugün kalkan olanlar ise ağzına geleni söyler, ajanlık faaliyeti yapmakla, Batı’dan aldığı destekle AKP’cilik yapmakla suçlardı.

Şimdi Medyascope’e “5. kol” falan diyorlar ya, iktidar yanlısı olsaydı eğer değil 5, altıncı kol olsa idi gık demezlerdi.

Bizde mühim olan ne olduğun değil kimden yana olduğundur.

Sağcısı için de değişmez, solcusu için de!

Çok uzağa gitmeyin, Sedat Peker için bile öyle değil mi durum?

İktidarı destekler, iktidar için mitingler düzenlerken muhalifler için suç örgütü lideri çeteci, mafyaydı. İktidar destekçileri ise toz kondurmaz eteğini öperlerdi “Reis” diye diye.

Şimdi ise muhaliflerin kahramanı, iktidar içinse “Mafya bozuntusu, çeteci katil.”

Şimdi ABD’li vakıftan para alan Ruşen Çakır’a 5. kol faaliyeti diyorlar.

Peki yıllarca Suudi “Rabıta”dan para alıp Türkiye’de türlü fırıldağı çeviren ve belki de bugünlerin hazırlığını yapanlar ne halttı o zaman!

Niye “Rabıta”yı anlatan Uğur Mumcu’ya kızıyordunuz o kadar? (Gençler Rabıta adlı örgütün ne olduğunu Uğur Mumcu’nun aynı adlı kitabından öğrenebilirler.)

Bakın mesele kimin nereden fonlandığı değildir.

Mesele açık, hesap verebilir olmaktır.

Kimi yayıncılığını kimi kamu bankasından, kimi kamu kuruluşlarının verdiği ilanlardan, kimi özel sektörden, kimi sahibi yabancı yerli fonlardan, kimi sahibi yerli yabancı fonlardan. Kimi de yerli veya yabancı vakıflardan.

Hiç mühim değildir.

Mühim olan açık, şeffaf ve hesap verebilir olmaktır.

Okur hiç değilse parayı kimin verdiğine bakarak yayıncılık anlayışınızın şifrelerini çözebilir.

Haberi, yorumu bilgi filtresinden geçirebilir.

Ama her zaman söylediğim gibi en doğru olan bizzat okurun ya da izleyicinin fonladığı yayıncılıktır ama Türkiye’de ne yazık ki mümkün değildir.

Çünkü bizim buralarda herkes sözde bağımsız yayıncılık istemekte ama bunun bedelini de başkasının ödemesini talep etmektedir.

İktidarlar ve muhalefetler açısından ise yayıncının kaçıncı koldan olduğu değil, kendisini destekleyip desteklemediği önemlidir.