X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

Deniz Baykal 80 küsur yaşında hala siyasi tartışmaların göbeğinde.

Kişisel menfaatleri için AK Parti’nin ve Erdoğan’ın yolunu açmakla suçlanıyor yine.

Zülfü Livaneli de kendisine çok ağır eleştirilerde bulundu.

Baykal’ı yıllardır çok sert biçimde eleştirmiş olsam da Livaneli’nin hafif ırkçı, biraz mezhepçi ifadelerine katıldığımı söylemem mümkün değil.

Muhtemelen Zülfü Bey de kendi sözlerini okuyunca “Keşke bunları söylemeseydim” demiştir.

Livaneli, cümlelerindeki ırkçılık ve mezhepçilik kokan gereksiz cümleleri ayıkladığımız zaman şunu kast ediyor:

“Baykal aslında solcu falan değil, tipik bir sağ politikacıdır.”

Bu tespit büyük oranda doğrudur.

CHP içinde Türkiye için sol ama evrensel tanım olarak bakıldığında sağcı hatta bazen aşırı sağcı sayılabilecek pek çok isim vardır.

Bunların bazıları çok da saygın ve iyi politikacılardır.

Ama hepsinin bir duruşu, sağlam bir siyasi pratiğini görmek mümkündür.

Baykal’ın bunlardan farkı siyasi pratiğinin de sağlam olmamasıdır.

Baktığınız zaman mesela Hikmet Çetin de sağa yakın bir politikacıdır ama taş gibi bir duruşu, sağlam ilkeleri vardır.   

Deniz Baykal'da eksik olan budur.

Ve Deniz Baykal’ın genel başkanlığının son döneminde en yakınında olan üç isimden ikisinin, genel başkanlıktan ayrıldığı gün gözyaşları döken çalışma arkadaşlarından birinin bugün AK Partili belediye başkanı, diğerinin ise Cumhurbaşkanlığı kurullarında görevli olması Deniz Baykal için bence iyi bir göstergedir.