22 EKİM 2019
Ali Esad Göksel
Ali Esad Göksel05.10.2019 - 02:06 | Güncelleme: Tüm Yazıları »
Veliaht çıplak

Doğu ve Batı arasına yerleşmiş fay hatlarına meraklıyım. 
O gerilimin içinde yetişen birisi nasıl olur da etrafına bakınmaz?
Kendine özgü renklerle bezeli bu kültür coğrafyalarına lakayt kalabilir?

Her birimizin ne olursa olsun gizlide tuttuğu bir mahremi yok mu?
Hafızamızın özel bir çekmecesine yerleştirdiği alameti kendine mahsuslar…
İşte benimkilerin önde geleni Viyana’dandır.

Kimden duydum ya da nerede okudum?
Uçtu gitti, bazen şüpheleniyorum, kendim “yazmış” olabilir miyim diye?
Çok önemi de yok! Artık faili meçhul faslından…

“20. Yüzyıl’a kadar dünyanın efsanevi ulaşım araçlarından biri trenlerdi…
Viyana merkez gara ulaştığında, kondüktör: seslenirmiş:
‘Bayanlar baylar, doğuya geldik!’ İtiraf ediyorum, Baştançıkarıcı…

Batıya merak duyarak yetişen kuşağın içinden birisiyim ya…
Merak duyduğum coğrafyanın sınırını ötelemek hem tuhaf, hem de anlaşılır !
Değil mi? İşte benim gizemli coğrafyalarımdan,Viyana !

Bugün gibi hatırlıyorum. Viyana’ya ilk kez gelişimi!
Bin yıl önce: Beni davet eden Salzburg’daki “teen age Romy Schneider dublörü” …
Viyana’daki evini, merkezin etrafındaki kuşaklardan birindeki evi anlatmalıyım…

18. Yüzyıl’ın ihtişamlı planlamasını yeniden mobilyalandırmak kabil mi?
Denemişlerdi işte: Ne tuhaf, komünal bir hayata yataklık ediyordu…
Mimar Adayıyım ya: Yapıya tecavüz karşısında neye uğradığımı şaşırmıştım.

Ne diyeceğimi bilemediğim, nutkumun tutulduğu hatırımda!
Kendimi sokağa atıp rehabilite etmeye gayretim de hakeza…
Tabii bugün artık olmayan Viyana sokakları, caddeleri, meydanlarında!

Daha “küresel markaların işgali” başlamamış!
Mevcud her şey Ondokuzuncu Yüzyıl’dan arta kalanlar…
O Viyana adeta bir dönem filmi dekoru tadında idi...

 

*


RİCAD MARŞI

 

Sadece dükkanları, kahveleri ile değil, nüfusu ile de!
Ya doğuya geldik anonsu? Hiç kuşkusuz öyle!
Kara Mustafa Paşa’nın muvaffakiyetsizliği, ricatı…

Viyanalıların eline düşen ganimetler “yeni’nin” sermayesi oldu :
Her daim çocuk Mozart’la birlikte notalaştılar…
Bu da kendine özgü “doğu merakını” ortaya serdi, kamçıladı…

Üstüne “imparatorluk harcı” benzersiz bir yaşam yarattı.
O gün, bugün Viyana’ya sayısız defa geldim.
İyi bilenler ile dolaşmak gibi deneyimlerim de oldu.


Bu konfor doğu batı fay hatları için iyi mi?
Emin değilim, olamadım. Bazen evet. Bazen hayır.
Keşfetmenin baştan çıkarıcılığı hiçbir şeye değişilemez…

Viyana Avrupa’nın en hızlı dönüşen şehirlerinden.
Her gidişimde yepyeni bir rengini keşfettiğim menzil!
Bu iyi mi, kötü mü tam emin olamıyorum ki...

Ama şu da kesin: Kendine has bir cazibesi olmalı…
Değişim mukadderse, ayak diremek beyhude değil mi?
Bazen Viyana’ya bu defa yeni neler var diye gidişim vaki….

İtirafa utandığım değişim taraftarlığını saklı tutmak kabil mi ?
Deniyorum: İstikamet “Habsburg'lar Tedarikçileri” . Tavaf saatim!
Şimdi duyar gibiyim: Habsburg’lar da kim, hele tedarikçileri?

Bir aile düşünün. 1020 yılında ortaya çıkmışlar…
Ve nerede ise 900 yıl sahnenin ortasında kalmışlar.
Avrupa’nın en güçlü ailesi olarak: Başrolde!

On üçüncü yüzyılda “Rudolf” kral olunca perde açılmış.
Ortaya çıkan yeni ölçek Yirminci Yüzyıl’a kadar sürmüş.
Ailenin Osmanlılarla paralel dönemleri var, yükseliş ve çekilişleri.

 

 

*

HANEDANIN ŞEHRİ

 

İşte Viyana aslında bu ailenin şehri.
Bu gücün ve tercihlerinin ev sahibi.
Viyana’yı dolaşanlar bunu unutmamalı.

Tabii ki Viyana’da öyle sokaklar var ki.
Dedi idik ya. Habsburg’lar hayatta…
Şu efsanevi hanedan halen tahtta sanırsınız.

Londra aşinaları “tamam” deyiverecekler.
Nasıl Winsdor’ların ayakkabıcı, şapkacısı var.
Hatta çikolata ve pastacısı dahi mevcud …

Başka bir alemi yirmi birinci yüzyıla taşıyorsa,
Bunun aynısı Viyana’da da mevcud.
Şunu rahatlıkla söylemek mümkündür …

Bu iki coğrafya arasındaki tek fark şudur:
Adadaki tedarikçilerin kapıları kraliyet armaları ile bezelidir:
“Kraliçemiz ve Veliaht Hazretleri ayakkabılarını burada yaptırır!”.

“Prensin çayı, sütü şuradan, çikolatası, pastası da buradan geliyor, bilesiniz!”
Viyana’daki buna benzer loncalar, adresler ise tümü ile inside address’dir.
Gizli bahçelere ulaşmak ciddi bir mesai ve eşinin ehli bir ifşa edici gerektirir.


Ayakkabı fetişizmine varan zaafıma kâinat bir ikramda bulunmaz mı…
Tesadüfen Bräuner Sokağı’nda, önünde kaldığım adeta boş dükkân.
Halen gözümün önünde çakılı: “Sheer ve Çocukları”

1878 yılından beri saraya ayakkabı teslim ediyorlar.
İmparator Franz Joseph ve aile efradına. Zili çalıyorum.
Daracık merdivenlerden inen adam için tahminde bulunmak zor.

Gözlüğü, kolalı beyaz gömleği, güzel eskimiş ayakkabılar göz alanlar.
Bir sanat tarihçisi – restoratör ya da psikiyatr olabilir mi?
Bilgi istiyorum. Anlatıyor: Sipariş çalışıyorlar, üç ila dört ay sürüyor.

O sırada etrafa bakınıyorum. Kimi müşterinin ayak kalıpları…
Yunan Kralı George, Sırp Kralı Milan…
Delikanlı merakımı gideriyor: Ben yedinci kuşağım, diye!

Ayakkabıcıdan herhangi bir kahveye gitmem mümkün mü?
Hayır! Demel’e yollanıyorum. Burası Hofburg yamacı
Yani “Hanedanın Sarayı’na” nerede ise seslenme mesafesinde.
.

 

*

 

NAMAĞLUP KAHVE


Demel bir yıldız. Kahvehaneler İmparatorluğu’nun tektaşı.
Sokağa oturup oyalanıyoruz. Bu benzersiz bir mesaidir.
Ne zaman böyle zaman öldürsem aklıma önce Kolschitzky, sonra da Polgar geliyor.

Kolschitzky, Viyana Muhasarasında sarayın tercümanı muhterem.
Bizimkiler çekilirken eline geçen beş yüz kahve çuvalını sermaye ediyor.
İlk Viyana Kahvesi’ni açıyor: “Mavi Şişe”. Avusturya yıkılmaktadır!

Türklerden arta kalan “kahve” ülkeyi bir daha terk etmemek üzere ele geçirmiştir!
Bir de Alfred Polgar vardır: “Kahveye, cemiyetin içinde olup yalnız kalmak için gelinir”.
Bu ne tam isabet teşhistir! Gerçekten de Viyana bunu örnekleyen simalar galerisi gibidir…

Bütün hayatını aynı kahvede, aynı masada geçirenler biliniyor,
Hatta mektup adresi olarak orayı verenler dahi vardır:
“P. Altenberg, I. Viyana, Cafe Central”

Viyana kahvelerinin şöhreti yataklık yaptıkları edebi ve politik şahsiyetlerle parlıyordu.
Ya da parlak kahveler kerameti kendinden menkul muhteremlerin şöhretini parlatıyordu.
Central, de l’Europe, Imperial. Hiç kuşkusuz beherinin kendine mahsus bir cemaati vardı.

Hem de her ulustan, hem de her taifeden: Troçki’den Brecht’e…
Kahvehaneler İmparatorluğu’nda şu ya da bu kahve içilecek diye tavsiye olmamalı.
Her birini deneyip kendi gözdenize bizzat kendiniz ulaşmalısınız…

Peki ne yenilecek? İşte o biraz daha kolay:
Sacher Torte. Viyana’ya mahsus çikolatalı bir kek!
“Hotel Sacher’in ismi “ ile anılageliyor…

Bir de “Sacher ve Habsburglar’ı” birlikte kucaklayan “şahane sahne” var!
Eminim “bugünün küresel neler oluyor izleyicileri” için bile sansasyonel:
En yakışıklı hanedan mensubu şöhretinde ikinci derecedeki veliaht sahne almıştır…

“Güzel Otto” bir akşam üstü körkütük içmiş ve sadece bir tül perdeye sarınmıştır.
Yola düşer Sacher’e gelir: Viyana Halk Operası’ndaki bir balerin hanımın peşindedir!
Viyana “Hanedan ile Halk’ının candan kucaklaşmasına” sahne olmuş şehirdir.

Gidiniz, kahvehanelerde aylaklık ediniz ve doğu/batı fay hattının tadını çıkarınız

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ! (0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!