Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım Giriş: 12.09.2022 - 07:25 | Güncelleme: Tüm Yazıları »
ABONE OL
Borsanın ateşi 10’da birine düşen bankalardan
0:00 / 0:00
Borsanın ateşi 10’da birine düşen bankalardan

Bankalarda yabancı alımları ile tetiklenen sert yükseliş borsada genele yayıldı. Temmuz ortasında başlayan hareket henüz iki aya bile varmadan banka hisselerinde yüzde 137, borsanın genelinde yüzde 48 değer artışına yol açtı.

➔Canlanan borsa temmuzdan ağustosa ortalama endeks bazında yüzde 18.1 prim yaptı. Bu prim aylık enflasyondan arındırıldığında geriye yüzde 16.3’lük reel getiri kaldı.

Borsa yüzde 16.3’lük primiyle hem ağustos ayında hem de bu yıl içinde en çok kazandıran yatırım aracı oldu. Bu düzeyde bir reel getiri bundan önce Ağustos 2018’de dolar ve Euroda yaşanmıştı. Borsada ise Ağustos 2009’un getirisi geçildi.

➔Temmuz ortasından itibaren tırmanışa geçen borsada şirketlerin toplam piyasa değeri 144.5 milyar dolardan 198.2 milyar dolara yükseldi. Dolar bazındaki 53.2 milyarlık artış yüzde 37’lik büyümeye denk geliyor.

➔Borsa değerinde bu artış 56 gün gibi kısa bir sürede yakalandı. Hemen her güne 1 milyar dolarlık değer artışı düşüyor.

➔Bu düzeyi ile borsanın piyasa değeri 200 milyar dolara, borsa endeksinin dolar bazındaki değeri de 1.93 dolara çıkarak 2 dolara dayandı.

➔Borsa endeksinin 22 Mayıs 2013’te geride bıraktığı son rekor düzeyi 5.10 dolardı. Gerçekte borsa son yükselişi ile rekora giden yolu yarılamamış bile. Henüz yüzde 38’ı düzeyinde.

EN KARLI SEKTÖRE BATAK MUAMELESİ ÇEKMEK

➔Borsayı havalandıran ise bankalar. Borsa Endeksi içindeki ağırlığı uzun yıllar yüzde 50’den fazlayken yüzde 10 civarına düşmüştü. Bankaların toplam piyasa değerleri 10’da birine inmişti.

➔Kasım 2010’da 142.4 milyar dolar piyasa değerine yükselen bankalar aradan geçen zamanda değer kaybettikçe kaybetti.

➔En son 20 Aralık 2021’de dolar kurunun çok hızlı artmasının da etkisiyle bankaların piyasa değeri 11.2 milyar dolara kadar geriledi. Böylece bankalar 2001 krizinden bu yana en düşük düzeyine 20 yıl sonra indi.

➔14 Temmuz’da ise bu değer 14.1 milyar dolardı. Oradan başlayan tırmanışla bankaların değeri 9 Eylül’de 32.9 milyar dolara yükseldi. 56 güne 18.8 milyar dolarlık piyasa değeri ve yüzde 133.4’lük artış sığdı.

➔Bankaların bu ölçüde prim yapmasının gerisinde ne olup bittiğinin çok da önemi yok. Önemli olan eğrisinin doğrusuna denk gelmesi ve bankaların batak muamelesi görmesinin son bulması.

➔Değeri yüzde 90 kaybolan bir sektöre normalde piyasa batak fiyatlaması çekiyor, demektir.

➔Ancak bankalar bu yılın en çok kar artışı sağlayan kuruluşları. 7 aylık dönemde karları yüzde 505 artış gösterdi.

BORSANIN MANİVELASI

➔Gerçi bu karın yanlarına kalıp kalmayacağını bilmiyoruz. Herhangi bir düzenlemeyle bu karlar pekala budanabilir.

➔Diyelim ki hiçbir şey yapılmadı ve yılı yüksek karlılıkla bitirdiler. BDDK kar dağıtmalarına ne ölçüde izin verecek, onu da bilmiyoruz. 2008’den başlayarak ve küresel krizde sermaye takviyesi yapılması gerektiği öne sürülerek kar dağıtımı kısıtlanıyor.

➔Banka hisselerini tetikleyen 274 milyon dolarlık yabancı alımı hız kesti ama bankalar bir kere hareketlenince yerliler de işin içine gerdi.

Bankaların son dönemde tam olarak borsayı harekete geçiren manivela fonksiyonu gördüğünü söylemek mümkün.

➔Piyasa değerinde meydana gelen artışın yüzde 35’i banka kaynaklı olsa da yüzde 65’ı banka dışı hisselerden meydana geldi.

➔Bankalardan diğer sektörlere yayılan alım dalgasının sonunda borsanın toplam piyasa değerinin 53 milyar dolar arttığını gördük.

BANKA VE BORSA ÇIKIŞINA 4 NEDEN

➔Bankaların tüm borsayı ateşlemesinde geçmişteki fiyatının 10’da birine düşmüş olması yatıyor. Alım için en uygun durumdaki hisse senetleri.

➔Bunun yanında şirketler tarihinin en yüksek karlarını elde ediyor. Bankalar da bu yıl aynı karlılığı yaşamaya başladı.

➔Borsa İstanbul ile gelişmekte olan diğer borsalar arasında ciddi bir negatif ayrışma söz konusuydu. Borsa İstanbul diğer borsalardan ortalamada yarı yarıya iskontolu işlem görüyordu.

➔Bir de seçim fiyatlaması söz konusu. Hemen her seçim öncesinde bizim borsa canlanmış.

➔Bütün bu nedenlerden dolayı bankalardaki alım borsayı ateşledi. Banka hisseleri dolar bazında 10’da birine düşmüş olmasına karşılık temmuz ortasından beri yaptığı çıkışla eski fiyat düzeyinin dörtte birine yaklaştı. 2010 yılı değeri 100 dolarsa 9 Eylül 2022 değeri 23 dolar.

➔Bankalar defter değerinin yüzde 40 düzeyinde borsada değer bulurken bu oran yüzde 68’e çıktı. Henüz gelişmekte olan ülke bankaları değerliliğini veya defter değerlerini yakalayabilmiş değil.

DEVAMI GELİR Mİ?

➔Bankacılık sektörü 10 yılı aşkın bir zamandır ilk kez böyle bir yatırımcı ilgisini yakaladı.

Değerleme üzerinden gidilirse bankacılık sektörünün daha alacak epeyce yolu var denilebilir.

➔Ancak sektör için en karlı geçecek dönem içinde bulunduğumuz üçüncü çeyrek olabilir.

➔Çünkü kredi politikasında yapılan değişiklikle bankalar alıma mecbur tutulduğu için Hazine faizlerinde dramatik düşüşler yaşandı.

➔Faiz düşüşleri yüklü kamu kağıdı portföyü olan bankalar için bir kereliğine yüksek sermaye kazancı yazmaları demek.

➔Yalnız faizler de yüzde 11-12’ye geldi. Enflasyon yüzde 80-140 bandındayken, Türkiye dünyanın ve cumhuriyet tarihinin en derin negatif faizini uygulamaya daha ne kadar devam edebilecek?

➔Sonraki çeyrekte faizleri daha düşürecek pek bir alan kalmadı. Bir aşamada faizler düzeltme yaşadığında bugün bankalara yüksek kar yazdıran tahvil portföyü zarar yazdırmaya başlayacak.

GÖZLER ABD ENFLASYONU VE FAİZİNDE

➔Küresel piyasalarda ise üç konu öne çıkıyor. Salı günü ABD TÜFE açıklanacak. Beklenen rakam yüzde 8.5’ten yüzde 8.1’e inmesi yönünde. İster yüksek ister düşük gelsin her iki yönün de taraftarları var. Yani piyasalarda dalgalanma kaçınılmaz.

➔Ayrıca Fed 1 Haziran’dan beri bilançosunu aylık 47,5 milyar dolar küçültüyor. Eylül ayından itibaren bu rakam aylık 95 milyar dolara çıkıyor.

➔Bu hız tahvil piyasasını nasıl etkileyecek? Uzmanlar bilançodaki her 1 trilyon dolarlık erimenin 25 baz puanlık faiz artışına denk geldiğini savunuyor.

➔Bu durumda devam eden ve edecek olan bilanço daralması ekonomiyi nasıl etkileyecek? Resesyon olmasa bile yavaşlamaya başlayacak bir ekonomide borçlanmak ve yatırım yapmak iştahı giderek azalacak.

➔ECB faizleri artırdığı ve artırmaya devam edeceği için Euronun kısa vadeli değer kaybı duruldu gibi, hatta değerlenme yönünde hareket edebilir de.

➔Euro’nun değerlenmesi doların zayıflaması anlamına da geliyor. Doların zayıflaması ise borsalar bakımından çok hayırlı. Son günlerde endekslerde gözlemlenen hareketlenme de bunun belli bir payı olabilir.

➔Powell’ın ardından Lagarde’ın da lafı uzatmayıp “harbi” konuşması piyasalara iyi geldi. Ancak her iki başkan için bir soru güncelliğini koruyor, özellikle Lagarde için: Ne kadar süreyle harbi kalabilecekler?