Sosyal medyada tartışmayı Armağan Çağlayan başlattı. “Çocuğunuz sizin çocuğunuz, ben ağlamasına, kaprislerine neden katlanmak zorundayım?” dedi ve “Çocuktur, tabii ağlar” fikrinde ne kadar annecim-babacım varsa laf yarışına girdi. Bu ebeveyn takımına göre, tatilde ağlayan çocuklarına herkesin anlayış göstermesi gerekiyor. Karşı görüş de diyor ki; sen terbiyeni evde ver, tatil mekânı neden senin test alanın olsun. “Bazen çocuk sebepsiz yere zıvanadan çıkar. Çaresi yoktur, sabır ve sükûnet gerekir... Zapt edilemez” diyen pişkinler de var. Ama pedagoji de diyor ki, bunlar davranış bozukluğudur, sabır yerine endişelenseniz iyi olur. Zaten çocuk gürültüsünden asabı bozulanların çoğu çocuklara değil, esas anne babalara “gıcık”… Habertürk yazarı Ayşe Özek Karasu yazdı

Sex and The City’nin Samantha’sı lokantada cep telefonunda bir iş görüşmesi yapıyor. Garson gelip uyarıyor, ‘diğer müşterileri rahatsız ediyorsunuz’ diye. O günlerde, uluorta cep’te konuşmak görgüsüzlük ve ayıp sayılıyor. Daha akıllı cihazlar icat edilmemiş, lokantalarda ekranla değil göz göze bakışarak iletişim kuruluyor. Samantha görüşmeyi kesiyor ve karşı masadaki cazgır çocuğu işaret ederek soruyor, “Peki o rahatsız etmiyor mu?” Garsonun cevabı çok evrensel: Ama o çocuk.

Ve sahne dramatik bir şekilde sonuçlanıyor...

 

Türk anne babaların çocuğuna terbiye vermeyi bilmediği, buldumcuk olup tepesine çıkardığı gibi, normal frekansta sözel iletişim kurmayı da beceremediği yaygın bir kanı. Davranış modeli bakımından kanaat doğru da, sadece Türk anne babalara özgü değil. Kamusal alanda çocuk gürültüsü çok global bir şikayet konusu. Lokantalarda masalar arasında bağıra çağıra koşturan, hadi AVM gibi kapalı ve sıkıcı alanlarda neyse de açık havada, tatilde, deniz kenarında bile huysuzlanıp katiyen iflah olmak bilmeyen çocuklara; daha çok da onların vurdumduymaz anne ve babalarına yönelik küresel bir ifrit olma durumu söz konusu. Meseleyi şöyle bir araştırınca, bu tür ailelere en fazla hoşgörünün Türk toplumunda gösterildiği de bir gerçek. Yani bazı Avrupa ülkelerindeki gibi ‘çocuktan arındırılmış alanlar olmalı’ tartışması içinde değiliz.

ÇOCUK = AĞLAMAK

Armağan Çağlayan’ın hınzırca ortaya attığı “Çocuklar ne kadar büyüdüklerinde çocuk ile tatile çıkılır? Buyrun tartışmaya” tweet’i konuya ortalama yaklaşımımızı en azından belirli bir toplumsal düzeyde ortaya koyuyor.

Bilim hiçbir şekilde tanımadığınız insanların sizin çocuğunuza sabır ve anlayış göstermesini önermiyor. Çocuğun yaşam hakkı ve özgürlük alanını yetişkin bireylerin hak ve özgürlüğünden üstün tutmuyor. Çünkü “çocuktur ağlar” deyişi normal bir durumu ifade etmiyor; derdini sözle anlatabilecek yaştaki bir çocuğun rutine binmiş  huysuzluğu, davranış bozukluğuna işaret edebiliyor. Ve bunun da çevredekilerden çok anne ve babayı endişelendirmesi gerekiyor.

Ama bazı anne babalar öyle düşünmüyor. İşte Armağan Çağlayan’ın sorusuna verilen yanıtların deşifre ettiği ebeveyn halleri ve kategorileri… Ortamı daha da kızıştıran, “Ben senin çocuğuna neden katlanmak zorunda kalayım” içerikli kolektif tepkilere hiç girmiyorum.

EVDE ZAPT ETMEK

Bilinçsizler: “Kuralları bütün anne babalar öğretir, yoksa evde nasıl zapt ettiğimizi düşünüyorsunuz? Kimse kuralsız çocuktan, gözünü anne babadan bahsetmiyor bir türlü anlaşılmak istenmeyen şey bazen çocuk sebepsiz yere zıvanadan çıkar ve onun çaresi yoktur sabır ve sükûnet gerekir.”

Çocuk neden “zapt edilmesi” gereken bir varlık. Yani rodeo boğasından değil insan evladından bahsediyoruz. Çocuk sebepsiz yere neden zıvanadan çıksın. Burada bir anlayış eksikliği varsa, o da anne ve babanın çocuğun sorununu anlamaması. Çocuğun derdini ağlayarak değil, konuşarak anlatmasını neden öğretemiyorsunuz.

Sarkastikler: “6 yaşına kadar eve zincirleyeceğiz biz. Gezdirirken de tasma takıyoruz. İlla toplum içine çıkması gerekirse de ağızlığı var onu takıyoruz.”

“İsterseniz sözden laftan anlayana kadar çocuk barınakları açıp oraya bırakalım. Önlerine yem su koysun bakıcılar. Bu sizi uyar mı?”

Acaba çocuğumun yardıma ihtiyacı var mı diye düşüneceği yerde işi alaya alanlara söylenebilecek tek şey: Geçmiş olsun.

Bilim taslayanlar:Çocuk belirli bir yaşa kadar kendini yetişkin gibi ifade edemez, duygularını kontrol edemez; ne yazık ki krizler yaşanır toplumsal bir canlıyı uzak tutarsanız toplum içindeki davranış normlarını öğrenemez… İnsan taş devrinden beri sosyal yaşam konusunda evrim halinde... Öğrenmek için zamana ihtiyaçları var ve bizim de bu zamana saygı duymamız gerekli...”

Zamana ihtiyaçları olabilir de, bu zamanı neden evlerinde değerlendirmediklerini sormak gerek. Tabii bunu yazan annenin nasıl bir sosyalleşme algısı içinde olduğu da önemli, AVM’ye tıkılmak ya da yetişkin kafelerinde takılmak çocuğun beklentilerini karşılamayabilir. Yani o hareketli çocuk belki parkta patenle kayarsa mutlu olacak. O bir el çantası değil, bir birey. Bazı anne ve babaların çocuğu oyalayacak hayal gücünden yoksun olması; tatilde ya da diğer mekanlarda çocuklarından çok akıllı telefonlarıyla meşgul olmaları da cabası.

Tavsiyeciler: “İlla da çocukların alındığı yerde tatil yapıcam ama kesinlikle ses duymak istemiyorum diyenler için tıpa var. Çocukluğun bazı evrelerinde ebeveyn ne yaparsa yapsın gürültü oluyor çare yok.”

Turist beğenenler: “Eğer çocukların çığlık atmaları ve bangır bangır ağlayıp, tepinmelerinden dolayı bunu söylüyorsanız. O, günümüz Türk ailesinin çocuk yetiştirmeyi bilmemesinden kaynaklanıyor. Şimdiye kadar karşılaştığım hiç bir turist ailenin çocuğunun bizimkiler gibi olduğunu görmedim.”

“Sorun bence Türk ailelerinin yetiştirme biçiminde. Çocuklar ilgi manyağı oluyorlar, anne baba nidalarıyla insanları hayattan soğutuyorlar. Yabancıların çocukları çok daha iyi yetişmiş genelde."

İhtiyara çakanlar: “İnatla benim tatil hakkım diyorsunuz, derdiniz ne? Uçakta da oluyor çocuk ağladığında cıkcıklayanlar, sadece sorun çıkaran huysuz ihtiyarları da ben görmek istemiyorum.”

KİMYASALLA SUSTURMA

Uçakta ağlayan çocuk tartışması, bebeleri kimyasalla susturma bahsine kadar varıyor. Olay, eczacı bir kadının “Uçağa binmeden önce doktora danışarak bir kaşık anti histaminik içirin ki, çocuk rahatlasın ve bağırmasın, kimse de rahatsız olmasın” demesiyle başlıyor.

Hemen Türk tipi bir yanıt geliyor: “İstersen rakı içirelim kafası rahatlar iyice…”

Karşı taraf eczacının önerisine, “Sen 15 dakika gürültüden rahatsız olacaksın diye ben 4 aylık bebeğe kimyasal mı vereyim. Senin ben şuurunu, insanlığını, merhametini, zürriyetini, ahlakını, medeniyetini seveyim. Sen kendi çocuğunu alıştırırsın uyuşturucuya ama kusura bakma ben evladıma kimyasal vermiyorum” diye girişiyor. Eczacı “Ben doktor kontrolünde ve çocuk rahat etsin diye söylüyorum, alerji ilacından kimse şoka girmez” dese de, muhatabın hiddeti dinmiyor.

EBEVEYN SORUNU

Tartışmanın seyrini izlerken şunu fark ediyorsunuz; problemli çocuktan ziyade ebeveyn sorunuyla karşı karşıyayız.

İşte bir yorum: “Türk ebeveynler buldumcuk gibi çocuklarının manyağı & kölesi olur. İstisnasız tüm ebeveyn arkadaşlarım çocuklarına laf geçiremez. Çocuğun ‘şımarık’ olduğunu kabul etmezler. Bu yüzden minimum seviyede görüşürüm. Tatil ise kabustur. Mümkünse başka gezegende tatil yapsınlar.”

Uzaktan kumanda ebeveyni: Çok sık rastlanan bir tür. Denizde boğulmasına ramak kalmış çocuğu, adıyla defalarca seslenerek sudan çıkarmaya çalışan anneler gördüm. Biri yorumunda şöyle diyor: “Çocuklardan önce ebeveynleri eğitmek gerekiyor. Yüksek sese o kadar alışmışlar ki çok rahat sanki mekanda sadece kendileri varmış gibi sesleniyor 5-10 metre uzaklıktaki çocuğuna. Cidden, çocuklu diye her yer ve her şey hakkıymış gibi. Kötü olan iletişime de açık değiller!”

İnsanlar, otobüste bağıran, lokantada koşturan çocuğunu uyarmayan, kontrol altına alamayan anne ve babalardan şikayetçi. İşte Almanya’da bir lokanta sahibi, sırf bu tür ebeveynlere karşı önlem olarak artık çocuklu aile kabul etmiyor.

Şöyle yanlış bir kanı da var; “Çocuğu olmayan anlamaz...” Çocuksuz insanların çocuk gürültüsünden rahatsız olma özgürlüğü olmadığını düşünen biri şu yorumda bulunuyor:  “Ne kadar ironik bir durum. Çocuğu olmayan Neslihan Yargıcı ve Armağan Çağlayan nasıl çocuk yetiştirilir diye fikir veriyorlar, insanları eleştiriyorlar, çocukları zararlı bir yaratık gibi eleştiriyorlar. YAZIK...”

Ama çocuğu olan da anlamayabilir…  Halka açık yerde sadece bir kez o da, henüz 2.5 yaşındayken uçakta kulağına basınç marifetiyle ağlamış bir çocuk büyüttüm. Sonraları tatillere çıkıp, deniz kenarında beraber mitoloji okuduğumuz bir çocuk. Anlamıyorum, çocuk ağlaması neden normal karşılanır anlamıyorum.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(8)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 2018-09-02 10:52:53 Herkes kafasına göre yazmış
  • Misafir 2018-09-02 08:32:01 hayir
    • Misafir 2018-09-02 09:43:35 Evet
  • Misafir 2018-09-02 07:31:54 Ebeveynlerde iş yok ki çocuk ne yapsın.
TÜM YORUMLARI GÖSTER!(8)