Başucu listesi!
Işıl Cinmen sordu, Yekta Kopan Top 5 listesi yaptı
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.
IŞIL CİNMEN
icinmen@haberturk.com
HABERTURK.COM
Fotoğraflar: Funda Duru
Bu yazıya girdiyseniz, bir süre çıkmayın.
Kendinize izin verin; sakin olmak ve yavaşlamak için.
Tüm kötü olaylardan uzaklaşmak için.
Hem de bunu şahane bir film, derinlikli bir kitap, tüylerinizi diken diken eden bir melodiyle yapabilmek için.
Bu işin piri, Yekta Kopan, yılların deneyiminden süzülen tercihleriyle TOP 5 listesi hazırladı.
Yani yolu gösterdi; kapıdan geçmek ya da eşikte kalmak size kalmış.
“Okumasaydım eksik kalırdım; kafam aynı çalışmazdı” dediğin bir kitap söyle.
Jorge Luis Borges'nin tüm kitapları… Örneğin, Alef. Franz Kafka'nın Dönüşüm’ü… Tek bir isim vermek benim için çok zor. Hatta daha da ötesinde, kimi zaman bir bütün kitap değildir ben de o kapıyı açan; kitaptaki bir cümledir. Bir bütün film değildir; bir sahnesidir, bir bakıştır. 20'li yaşlarımda okuduğum bir kitap bana o kapıyı açmamıştır; 30'larımda, 40'larımda tekrar okuduğumda o cümle bambaşka bir anlam ifade edebilir. Her sanat eseri yeniden ürer, üretir ve çoğaltır.
Kitap okumak çok mu zor? Neden okuyamıyor insanlar?
Bu her insan için çok kolay bir yolculuk aslında. Önemli olan o yola girmeye karar vermek. Mutlaka kitap olması da gerekmez.
50, 60, 15? HAYIR, GEÇ KALMADINIZ
Nasıl?
Bir kitap seçersiniz kendinize ya da bir film, müzik parçası... O kitap, yaşınıza, o güne kadar biriktirdiklerinize, hayal gücünüze en uygun kitaptır. Sonra o kitabı yazan kişinin diğer kitaplarını okumaya başlarsınız. Kitaplardaki şehirleri araştırırsınız. Okuduğunuz kitapta başka bir kitaba gönderme varsa o kitaba geçersiniz. O kitabın yazıldığı dönemde başka neler yazılmış, bu yazar kimleri okuyormuş ve hangi dönemde yaşamış, bunları merak eder ve bunların üzerine kitaplar okursunuz. Merakla birlikte, başlamaya cesaret edersiniz. Bundan sonrası kolay çünkü artık o dünya akıcıdır. Sizi içine çeker.
Buna başlama yaşı var mı? Geç kalmış olanlar…
Kimse geç kalamaz. 50, 60, 15... Bir karar verirsiniz ve bu kararı verdikten sonra o yola çıkarsınız. Bu rotasını sizin seçtiğiniz, size ait bir yolculuktur. Yeter ki o yolculuğa çıkmaya cesaret edin. Siz okudukça, gördükçe, izledikçe, dinledikçe bir sonraki adımı atmak isteyeceksiniz ve o zaman zaten dünyanın bütün kapıları açılacak. O kapılara doğru yürümek kolaylaşacak. Bütün olay o kararı vermek, başlamak ve merak etmek.
OYUNUN PEŞİNDEN GİT
Kurgu yazmak bana çok büyük bir yetenek gibi geliyor. Ben yaşadığımı ya da hissettiğimi iyi yazarım mesela ama bir roman yazmak, hikayeyi yaratmak…
O kadar zor değil. O düşünme pratiğini anlarsan yapabilirsin. Metroda giderken ya da yolda yürürken bir insan görürsün, dikkatini çeker ve o insanla ilgili hikayeler düşünürsün. Bunu yaptığın olmuyor mu?
Yapıyorum, sık sık hem de.
İşte böyle başlıyor. Onu anlamaya, sevmeye ya da nefret etmeye çalışırsın. Herkesin oynadığı bir oyun vardır; evinden bakarsın, karşı pencerede bir ışık yanmaktadır. Şimdi orada neler oluyor diye düşünürsün.
Bunlar iyi bir hikaye yaratmak için yeterli olamaz, değil mi?
Kendi kendine oynadığın bu oyununun peşinden gidecek kadar cesursan ve iyi bir aktarıcıysan başlangıç için yeterlidir. Ama tümüyle bundan oluşmuyor süreç elbette.
Peşinden gidecek kadar cesur olmak ne demek? Bana bir örnekle anlatır mısın?
Aile Çay Bahçesi, benim son kitabım, onun hikayesi zihnimde oluşmuş bir fotoğraftan ortaya çıktı. Bir gün bir deniz kıyısında denize bakarken zihnimde beyaz kıyafetler giymiş iki kadın imgesi oluştu. Yıl, 2008. O karenin fotoğrafını çektim gözlerimle… Kimdi bu kadınlar? Neden bir aradalar diye aylarca düşündüm. Bir yılın sonunda notlar almaya da başladım.
Müzeyyen ve Çiğdem böyle mi oluştu?
Önce Müzeyyen oluşmaya başladı, sonra romandaki kız kardeşi Çiğdem de zihnimde oluştu. Onların hikayesinin peşine düştüm. Notlar aldım, yazdım, yırttım, bir daha yazdım, bir daha yırttım... Geçen yıl itibariyle Aile Çay Bahçesi tamamlandı. Uzun süre Müzeyyen'le birlikte yaşadım ve şimdi Müzeyyen kendi yaşamına devam ediyor.
"İNSANIN EN ÇOK İHTİYAÇ DUYMASI GEREKENDİR, YÜZLEŞMEK"
Onu yazmak, o hikayenin peşine düşmek senin ruhuna ne kattı?
Yani yazmak ne işe yarıyor? Başka dünyalarla yüzleşebilme, hesaplaşabilme ve başka dünyaların, başka karakterlerin, başka insanların üzerinden kendimi temize çekebilme şansı veriyor. Çünkü başka insanların ruhuna girip hesaplaştığınız zaman, kendi ruhunuzla da hesaplaşmış oluyorsunuz. İnsanın en çok ihtiyaç duyması gereken şeydir, yüzleşmek. Hesaplaşmadan elde ettiği sonuçlarla yeni bir ben yaratmaya çaba göstermek...
Okuyan için ne işe yarıyor?
Yazdığın her metin sendeki varlığının dışında bir varlıkla okurun zihninde tekrar var olur. Çünkü o yazı, okuyan her kişinin hayatla ilişkisine ilintilenir. Biriktirdiklerinle, yaşadıklarınla, yaşayamadıklarınla yeniden hesaplaşma yapman için bir kapı gösterir. Bütün yaratıcı sanat eserleri o kapıyı gösterir.
Geriye o soruya verdiğin cevap kalıyor: O kapıdan geçmeye ne kadar cesaretin var?
O kapıdan geçmek istiyor musun? O kapıdan geçtiğinde arkasında göreceklerine hazır mısın? Bütün bunlar hesaplaşma alanıdır, bir kapı yaratabilmek... Yani zihin koridorlarında yeni kapılar açabilmek.
"HARİKA KAHVE FALI BAKAN KADIN DA İYİ BİR HİKAYECİDİR"
Sonra da belki yapmaya cesaret edemediğin şeyleri yapmak!
Bu artık okurun kararıdır. Bütün kitaplar yazıldıktan sonra okurun olur. Hangi kapıdan gideceğine, nasıl bir yolculuk yapacağına karar verecek, onun sonuçlarına katlanacak ya da onun sonuçlarından yeni bir şey yaratacak olan okurdur. Yazarın tek yapabildiği, o kapıyı oraya koymaktır.
Dünyada hiç kitap olmasaydı ne eksilirdi?
Hikayeler eksik olmaz dünyadan. Çünkü biz, kendimizi anlayabilmek için gerçekliği tekrar yaratıyoruz ve yarattığımız her gerçeklikte, her sohbette ve yarattığımız her anda yeni bir hikaye kuruyoruz. Biz, bizi biz yapan hikayelerle yarına uyanabiliyoruz. Avcı toplayıcı döneminde de ateşin başında av hikayelerini anlatan biri vardı.
Aslında okuma yazma bilmeyen insanlar da bu ihtiyaçlarını sözsel olarak dengeliyorlar...
Hiç okuma yazma bilmeyen ama harika kahve falı bakan bir kadının iyi bir hikayeci olmadığını söyleyebilir misin?
30 YAŞINDA JUSTIN BIEBER DİNLERSENİZ…
Peki ya müzik?
İnanılmaz bir zihinsel ve ruhsal doyum, rahatlama, kendini bütün andan, günden soyutlayıp kendinle kalabilmenin bir odacığı müzik!
Serdar Ortaç dinlesen bile mi öyle?
Burada kimin hangi müziği sevdiğini ve o müzikle hangi odaya girdiğini bilemem. Bunun üzerinden bir cümle kurmak çok kibirli olur. Okuduğumuz kitabın, dinlediğimiz müziğin bizi bizden bir adım daha öteye taşımasını yani yaratıcı olmasını isteriz. Bu örnek bana yaratıcı gelmediği için ve beni bir adım öteye taşımayacağı için, hayır!
Başka biri için evet olabilir mi?
Başkası için evet ise, kendisini başka yere taşıyıp taşımadığını sorgulamasını isterim. Bahsettiğim yolculuğa çıkınca da bundan doymayıp öbürüne geçmek istersin. Ruhun, algın bunu ister. Ömrün boyunca aynı şeyle yaşamazsın. Bugünün ergeni Justin Bieber dinleyerek mutlu oluyorsa ve 30 yaşına geldiğinde yine aynı şeyleri hissediyorsa kendisini sorgulamasını beklerim.
Yeni kitabına gelelim.
Ekim ayının hemen başında yine Can Yayınları etiketiyle bir öykü kitabı geliyor. Uzun zamandır çalıştığım öyküleri bu yaz toparladım. Bakalım sevecek misin?
Hemen okuyacağım!
OKU! İZLE! DİNLE!
İşte Yekta Kopan’ın önerileriyle okuyunca hayatınızı derinleştirecek kitaplar, izleyince ufkunuzu açacak filmler, dinleyince ruhunuzu iyileştirecek müzisyenler…
5 YÖNETMEN
Orson Welles
Alfred Hitchcock
Akira Kurosawa
Nuri Bilge Ceylan
Ömer Kavur
İZLE!
Citizen Kane (Yurttaş Kane) - Orson Welles
Vertigo - Alfred Hitchcock
Seven Samurai (Yedi Samuray) - Akira Kurosawa
Kış Uykusu - Nuri Bilge Ceylan
Anayurt Oteli - Ömer Kavur
5 RESSAM
Van Gogh
Edward Hopper
Fikret Mualla
Henri Matisse
Salvador Dali
DİNLE!
Aşık Veysel
Pink Floyd
Led Zeppelin
Neşet Ertaş
Johann Sebastian Bach
5 YAZAR
Sait Faik Abasıyanık
Dostoyevski
Yusuf Atılgan
Tolstoy
Borges
OKU!
Borges – Alef
Kafka - Dönüşüm
Dostoyevski – Suç ve Ceza
Tolstoy – Savaş ve Barış
Yusuf Atılgan – Aylak Adam