X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Ülkemizde 2014 yılının ilk sekiz ayında bir milyon kişiyi geçen yegane yabancı filmler “Nuh: Büyük Tufan” ve “Karlar Ülkesi” oldu. Öte yandan “Karlar Ülkesi”, dünya çapında tüm zamanların en çok izlenen beşinci filmi konumuna da yerleşti. Peki “Nuh: Büyük Tufan”ın ulusal, “Karlar Ülkesi”nin uluslararası başarısını nasıl yorumlayabiliriz?

Her ülkenin kendine has bir kitlesi olabilir. Önemli olan bu topluluğu doğru yerinden yakalamaktır. O zaman paraya para demediğiniz gibi alay konusu da olmazsınız. Sözgelimi Türkiye’de ‘tarihi’ ve ‘dini’ sıfatıyla pazarlanıp önceki yüzyıllarda geçen, ‘tarihi-epik’ örneği olan veya bilinen bir miti, mitik kahramanı izleyen yüksek bütçeli bir filmin dağıtımcısı iseniz tabiri caizse ‘yırttınız’ demektir.

Gişede “Cesur Yürek” (“Braveheart”, 1995), “Truva” (“Troy”, 2004) ve “2012” (2009) bir milyon sınırının üstüne çıkmakta zorlanmazken, “Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi” (“The Passion of the Christ”, 2004), “Cennetin Krallığı” (“Kingdom of Heaven”, 2005), “Titanların Savaşı” (“Clash of the Titans”, 2010), “Pers Prensi: Zamanın Kumları” (“Prince of Persia: The Sands of Time”, 2010), “Ölümsüzler” (“Immortals”, 2011), “Herkül: Efsane Başlıyor” (“The Legend of Hercules”, 2014), 500.000’i yakalamış veya geçmiştir. Hem de bunlardan ikisi haricindekiler, ABD’de ya bütçesini zar zor kurtarmış ya da batmış yapıtlardır.

ALIŞKANLIK VE ORİJİNALLİK KATKISI

Öte yandan buralarda bir çizgi roman uyarlamasının 750.000 rakamını devirmesi zordur. Sözünü ettiğimiz filmler haricinde bir milyonu geçen eserler ise ‘Buz Devri’ (‘Ice Age’) ‘Alacakaranlık’ (‘Twilight’), ‘Yüzüklerin Efendisi’ (‘The Lord of the Rings’), ‘Matrix’ (‘The Matrix’), ‘Şirinler’ (‘The Smurfs’), ‘Karayip Korsanları’ (‘The Pirates of the Caribbean’) gibi fenomene dönüşen serilerdir (genelde ilk filmleri hariç). Bunların hasılat rakamlarında ‘alışkanlık’ ve ‘bilinirlik’ ile gelen artış çok rastlanan bir durumdur.

“Altıncı His” (“The Sixth Sense”, 1999), “Da Vinci Şifresi” (“The Da Vinci Code”, 2006), “Başlangıç” (“Inception”, 2010) gibi özgünlüğü kabul edilen filmler de bu rakamı geçme konusunda bir başka kıstası ortaya koyar. Sekiz bölümlük ‘Harry Potter’ serisinden sadece iki film bu şansa erişmiştir. “Titanic” (1997) ve “Avatar” (2009) ise iki milyonu geçen yegane filmlerdir, en azından 1989’dan bu yana tutulan rakamlara bakınca (ayrıntılı istatistiksel bilgi için boxofficeturkiye.com’a başvurabilirsiniz)…



ÜLKEMİZDE SEYİRCİ PROFİLİ BELLİ

Ama işin özü bir tarihsel dokuya uzandı mı, bunun içine başka bir rejim ve Nuh, Muhammed, Perseus, Herkül, William Wallace isimleri girdi mi her şey değişir. Şubat’ta vizyon şansı bulan ve ABD’de bütçesinin yaklaşık dörtte biri hasılat yapabilen (18 milyon dolar) B-tipi “Herkül: Efsane Başlıyor” bile bizde 541.954 kişiye uzandı. Kalitesizliği ve olumsuz fısıltı gazetesi sebebiyle ikinci Herkül filmi bu seviyeye gelmedi.

“Truva”nın 1.692.458, “2012”nin 1.497.017, “Nuh: Büyük Tufan”ın (“Noah”, 2014) 1.178.671 kişiye uzanması, halkımızın geçmişindeki gerçekleri, yıllar boyu dinlediği hikayeleri, kökeninde olup biteni perdede görme arzusunu anlatıyor. ABD’de bu filmler limitli bir seyirciye ulaşabilirken üstelik...

Bu durum için uzun, detaylı bir araştırma yapılsa da, sonuç her zaman ‘seyirci profili’ne çıkacaktır. “Nuh: Büyük Tufan”ın gerçekleştirdiği, dini ansiklopedilerde hayallerimizi ‘görsel’ olarak resmeden bir hamleydi. “Fetih 1453”ün (2012) ‘İstanbul’un fethi’ için yerel çerçevede uyguladığını, ‘Nuh’un gemisi’ efsanesi için canlandırmaktı. Aronofsky’nin filmi, ABD’de 125 milyon dolarlık bütçesine karşın 101 milyon dolarlık bir hasılat yakalayabildi. Diğer iki örnek ise anavatanında bütçesinin 30-35 milyon dolar gerisinde kalmıştı.

‘KARLAR ÜLKESİ’ NASIL FENOMENE DÖNÜŞTÜ?

Konuyu Türkiye’de 1.112.740 kişiye ulaşan “Karlar Ülkesi”ne (“Frozen”, 2013) çevirince iş daha da farklılaşıyor. “Buz Devri 2: Erime Başlıyor”un (“Ice Age 2: The Meltdown”, 2006) yaklaşık olarak ilk filmin üç katı yüksek bir seyirci rakamı yakalaması, serinin diğer halkalarının da bir öncekinin üzerine 400-500 bin koyarak iki milyona dayanabilmesi bile garipti. Ama orada sempatik bir dağ sincabı karakterinin varlığı derken, gitgide onun sahnelerinin arttırılması, sıkıcı hayvan animasyonunu başka diyarlar üzerinden çekici kılıyordu. “Karlar Ülkesi”nde yine karlı bir doğa aktif hale geldi.



Bu kez Hans Christian Andersen’in ‘Karlar Kraliçesi’ masalına klasik Rus edebiyatından parçalar eklemiş gibi dururken, kardan adam, rengeyiği gibi sevecen yan tiplemeler için uğraş sarf eden bir prodüksiyon vardı. Anna ile Kristoff’un kar macerası, hafif epik bir dokunuşla kavranıp, Disney’in ‘şarkıya eşlik et!’ aralarıyla sarılıyordu. Aslında bu özenli bilgisayar animasyonunda ‘hem büyüklere, hem de küçüklere hitap etme’ ve ‘insan modellemelerinde profesyonelliğe erişme’ esas önemli kıstaslardı sanki. “Karlar Ülkesi”, felsefesinden sempatik karakterlerine kadar, şarkılarıyla da herkese tesir etti, bir fenomen oldu. ABD’de 400.736.009, dünya çapında 1.274.219.009 dolarlık bir hasılat geldi.

BİR MİLYAR DOLARI GEÇEN İKİNCİ ANİMASYON

İki Oscar ödülü bir yana masalları modernleştirme eylemlerinde birçok denemenin üzerine çıkıldı. Disney Animation Stüdyosu’nun “Prenses ve Kurbağa” (“The Princess and The Frog”, 2009) ve “Karmakarışık” (“Tangled”, 2011) gibi ‘modern masal yorumları’ başka bir seviyeye ulaştı. Demokrasiden uzak durmak isteyen önceki yüzyıl insanının dramatik hikayesine, çocuksu öğeler yerleştirildi. ‘Karlı diyarlar’ bir kez daha sattı.

Elbette bu yan şirketin Disney’e Pixar’ın yerine gelen kol olarak bu başarıya ulaşması, oyunculardan teaser’lara kadar bir reklam kampanyası zekasının da sonucuydu. Her kitlenin işin içine sokulması sağlandı, ‘Şrek’ (‘Shrek’), ‘Arabalar’ (‘Cars’), ‘Neşeli Ayaklar’ (‘Happy Feet’) gibi animasyon serilerinin yanına yeni bir başarı hikayesi eklendi.

Filmin ABD gişelerinde dördüncü, dünya çapı rakamlarında beşinci sırayı alması, bu konuda rekortmen bir animasyon getirdi. Zira bugüne değin sadece çocukları ilgilendirdiği düşünülen bu alandan “Oyuncak Hikayesi 3” (“Toy Story 3”, 2010) yegane bir milyar doları geçen film olmuş ve tüm zamanlar listesinde 12. sıraya yerleşmişti. Onu 987.5 milyonla “Aslan Kral” (“The Lion King”, 1994), 970.8 milyonla “Çılgın Hırsız 2” (“Despicable Me 2”, 2013), 936.7 milyon ile “Kayıp Balık Nemo” (“Finding Nemo”, 2003), 919.8 milyonla “Şrek 2” (“Shrek”, 2004) izliyor.

Bunların yarıdan fazlasının devam filmi olması manidar... Zira sözünü ettiğimiz ‘tüm zamanların en çok izlenen/gelir elde eden filmleri’ listesinde sadece “Avatar”, “Titanic” ve “Jurassic Park” (1993) henüz seriye dönüşmemiş sıfır kilometre filmler. “Karlar Ülkesi” bu açıdan da bir başarı abidesi…