‘Türker İnanoğlu varsa tamamdır’
‘Hayat Sana Güzel’in yönetmeni Murat Şeker ve başrol oyuncuları aldıkları teklifin neyle ilgili olduğunu bile sormadan ‘Türker İnanoğlu varsa tamamdır’ dediler
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.
Mehmet ÇALIŞKAN/mcaliskan@htgazete.com.tr
‘Azmi’ adında bir müteahhit. Aklı fikri boş gördüğü her alana residence dikmekte. Son derece nekes olan müteahhidin tek derdi ölüm korkusudur. Ve bir gün önemli bir hastalığı olduğunu, iki ay sonra öleceğini öğrenir. ‘Azmi’nin tek derdi artık kendisinden sonra şirketin ayakta kalmasını sağlamak. Hatta bunun için eşini, yanında çalışan en güvendiği adamıyla evlenmek için büyük çaba harcar.
Türker İnanoğlu’nun yapımıcısı olduğu ‘Hayat Sana Güzel’i Murat Şeker yönetti. Gül Abus’un senaryosunu yazdığı filmde başrolleri Şeker’in filmlerinde görmeye aşina olduğumuz Şevket Çoruh, Hande Katipoğlu, Tuba Ünsal, Timur Acar ve Dilberay paylaştı.
Her gün bir yenisinin yükselmesiyle İstanbul’un çehresinin değişiminin alt metinde belirgin bir şekilde işlendiği ‘Hayat Sana Güzel’, ‘Müteahhit Azmi’nin başına gelenleri izleyiciye komedi diliyle aktarıyor.
‘ANALİTİK VE RASYONEL’
Hangi özellikleri size ‘Bu filmde varım’ dedirtti?
Murat Şeker: Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki hocalarım Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan ve Memduh Ün,Türk sinemasını Türk sineması yapan isimlerdir. Türk sinemasını Türk sineması yapan bir diğer isim ise Türker İnanoğlu’dur. Türker Bey ile yıllardır birlikte film yapma üzerine konuşurduk. Geçtiğimiz yıl iş ciddiye binince ‘Bay Sinema’ olan Türker Bey ile birlikte çalışma şansını yakaladım.
Türker İnanoğlu’dan neler öğrendiniz?
M.Ş. : Bazen rasyonellikten çıkıp duygusal kararlar alabiliyorum. Türker Bey ise çok analitik ve rasyonel düşünen birisi. Kendisinin kafası o kadar berrak ki. Duygularını işlerine karıştırmıyor. Bir de öngörüsü oldukça yüksek birisi ve duayen. Öngörü yetisinin yeni bir örneği ‘Küçük Ağa’dır. İddiasızmış gibi görünen diziyle en iddialı gibi görünen diziyi reytinglerde dövüyor. Türker Bey’in analitik ve rasyonel düşünme yapısından, öngörü yetisinden bir şeyler kaptıysam ne mutlu bana. Bir de çalışkanlığına ve disiplinli olmasına her zaman gıpta etmişimdir. Maddi ve manevi olarak doyuma ulaşmış birisinin sektörün gelişimi için hâlâ büyük bir heyecanla çalışıyor olması gerçekten hayranlık uyandırıcı.
Şevket Çoruh: Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde henüz birinci sınıf öğrencisiyken Türker Abi yanına çağırıp ‘Seninle çalışmak istiyorum’ diyerek dizlerimi titreten adamdır. Yaklaşık 22 yıllık televizyon kariyerimdeki işlerin hemen hemen tamamı Türker Abi’nin projeleridir. Bugün karşınızda duran Şevket Çoruh aslında bir Türker İnanoğlu eseridir. Bu nedenle bütün kariyerimi kendisine borçlu olduğumu söyleyebilirim. ‘Hayat Sana Güzel’ için beni çağırıp “Şevket, bu filmdeki ‘Azmi’yi sen canlandıracaksın” dedi. Ben de ‘Tamam abi’ dedim. Yapımcımız Türker İnanoğlu, yönetmenimiz Murat Şeker. Bu nedenle ‘Hayat Sana Güzel’, daha baştan izleyiciye güzel gelecek bir filmdi.
Hande Katipoğlu: Benim de televizyon kariyerim Türker İnanoğlu’nun kurduğu TÜRVAK ile başladı. ‘Hayat Sana Güzel’ her yönden çalışması çok keyifli bir projeydi. Setteki yüksek enerjimizi filmin her karesine yansıttığımızı düşünüyorum. Bizim çalışırken aldığımız keyfi izleyici filmi izlerken alacak.
‘AZMİ KARAKTERİNE OLDUKÇA AŞİNAYDIM’
Senaryoyu okuduğunuzda ilk neler hissettiniz?
M.Ş.: Ben Türkiye’yi müteahhitlerin yönettiğini düşünüyorum. Bu nedenle bir müteahhidin yaşadıklarını hikâye edinen ‘Hayat Sana Güzel’in bizler tarafından çekilmesi, izleyici tarafından da izlenmesi gerekli bir film olduğunu düşündüm.
Ş.Ç.: İlk kez bir filmde canlandırdığım karakter için çok fazla gözlem yapmak zorunda kalmadım. Çünkü ‘Azmi’ gibi müteahhitler son 15 yıldır gözümüze sokuldu. Çevremizde o kadar çok ‘Azmi’ var ki. Bu nedenle canlandırdığım karaktere oldukça aşina olduğumu söyleyebilirim. Murat ile en çok çalıştığımız konu ‘Azmi’nin mümkün olduğunca doğal olmasıydı.
H.K.: Canlandırdığım ‘Behiye’nin benim için en belirgin özelliği bugüne kadar canlandırdığım karakterlerden farklı olmasıydı. Kocasını seven, ailesine bağlı mantıklı bir karakter. İlk kez mantıklı bir karakteri canlandırdığım için 'Hayat Sana Güzel'den ayrı keyif aldım.
‘Bakkalımızı çakkalımızı istiyoruz’
Müteahhitlerle ilgili sorun nedir?
M.Ş.: Deprem bölgesindeki bir şehirde binaların yenilenmesi adına bir sıkıntımız yok. Sıkıntımız 5 katlı binanın yıkılıp yerine 15 katlı bina yapılması üzerinedir. Böyle yapılarak şehrimize tecavüz edildiğini hissediyorum. Bilerek veya bilmeden, isteyerek veya istemeden de olsa şehrimize tecavüz ediliyor olmasının ilk sorumluları müteahhitlerdir. Mahallelerimizin olduğu gibi kalmasını istiyoruz, residence’larda oluşturulan suni yaşam alanlarında yaşamak istemiyoruz.
Ş.Ç.: Bakkalımızın, çakkalımızın, yufkacımızın kasabımızın, aynen kalmasını istiyoruz. Kentsel Dönüşüm Projesi’ne sığınarak İstanbul’un çehresinin değiştiren müteahhitlere karşı olduğumuzu söylemeliyiz.
Peki insanlar nereye, nasıl sığacak?
Ş.Ç.: Olaya bu mantıkla bakacak olursak İstanbul’u yok ederiz. Rumelihisarı’nı yıkıp, Göksu’yu doldurup üstüne yüksek yeksek binalar mı yapalım? İnsanlara yeni barınma yerleri açmak için ille de İstanbul’un dokusunu ve doğasını yok etmek mi gerekir? İşinin ehli müteahhitlerimiz de var. Onlar İstanbul’u yok etmeden de yeni yaşam yerleri kuracaklardır.
‘ÇOCUKLARIM İÇİN DEĞMELİ’
İkinci çocuktan sonra kariyer planlamanız değişti mi?
Tuba Ünsal: Aslında kariyer planlarım öyle belirgin çizgilere sahip değil. Oyunculuk üzerine düşünülmesi, özen gösterilmesi gereken meşakkatli bir iş. Çocuklarıma ayırmam gereken zamandan alacağım zamanla oyunculuk yapacaksam içinde yer aldığım projeler buna değmeli. Öyle ki o projeler beni ileriye taşıyabilme özelliğine sahip olmalı. Bu nedenle teklifleri bu bakış açısıyla ince eleyip sık dokuyorum.
Bu film sizin için neden özel oldu?
Birincisi Türker İnanoğlu’nun projesi olması. Çocukluğumda hayran hayran izlediğim birçok filmin yapımcısı ve yönetmeni Türker Bey’di. Kendisinin bir yapımında rol alacağım için hiçbir şey sormadan ‘Varım’ dedim. Hatta sette bir gün kendi kendime “Ne ara büyüdüm de Türker Bey’in filminde oynuyorum” dedim. Ayrıca Murat Şeker daha önce birçok kez çalıştığım yönetmendi. Rol arkadaşlarımın da oldukça uyumlu insanlar olduğunu biliyordum. Bizim için çalışması, izleyici için izlemesi keyifli olacağına inandığım için teklifi bir an bile düşünmedim.
Çekimden önce nasıl bir ön çalışma yaptınız?
Bana “Nurcan’ı mı yoksa ‘Behiye’yi mi canlandırmak istersiniz?” şeklinde seçenek sunulduğunda ‘Nurcan’ı tercih ettim. Çünkü ‘Nurcan’ benden çok uzak bir kişilik. Bu nedenle öyle bir karakteri canlandırmaktan daha fazla keyif alacaktım.