"Sevinçten uyuyamıyorum"
Sertab Erener'den beklenmedik bir şekilde ayrılmasının ardından dikkatleri üzerine çeken Demir Demirkan, Işıl Cinmen'e konuştu
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.
IŞIL CİNMEN
icinmen@haberturk.com
HABERTURK.COM
Röportaj fotoğrafları: Funda Duru
Demir Demirkan'a tepkiliydim, Sertab Erener'den ayrılma şekli sebebiyle...
TSK bildirisi gibi gelen "18 yıllık ilişkimizi sonlandırma kararı aldım" mail'ini okuyunca ben bile kırılmıştım.
O zaman, "K, M'ye yenildi" diye yazmıştım.
Çünkü bir ayrılık duyurusunun sonundaki "M" 18 yıllık hiçbir ilişkinin hak etmeyeceği bir harfti.
14 Şubat için bir sevgililer günü albümü hazırladığını duyunca, "Tam da zamanı!" diye söylenip somurttum.
Sonra albümü dinledim.
Adı, Aşk meşk.
Aslında eski parçaları...
23 yılda yazdığı aşkla ilgili 9 parçayı birleştirmiş.
Akustik.
Dinledikçe ilgimi çekmeye başladı.
Bu parçaları yazdığı 20 küsur yılda kalbinde neler değişmiştir kimbilir, diye düşündüm.
42 yaşında bir adam, hem de karizmatik, yetenekli, cool, zeki.
Kadınların pek hayır demediği bir profil kısaca.
Ne hissediyor şimdi aşk hakkında?
Kendisi hakkında?
Kadınlar hakkında?
Bir de... Neden demiş o "M"yi!
Bak yine sinirlendim!
Neyse... Başlıyoruz.
O cümlenin sonundaki "M" beni bile kırdıysa, onu nasıl kırmıştır kimbilir. Neden yaptınız bunu?
Olabilecek tek hali buydu. "Ayrıldım" demek doğru değildi belki ama sonuçlarının ne olacağını, insanların neler yazıp çizeceğini bile bile yaptım. Öyle olması gerekiyordu, başka yolu yoktu.
Şimdi nasılsınız?
İyiyim. Kendimi işe verdim ve çok iyi geldi. Uzun zamandır bu şekilde çalışmıyordum. Dinleyicimle tekrar iletişim kurmaya, müziğimle ilgilenmeye başladım. Bunlar bana acayip iyi geldi.
"KENDİ ÇİRKİNLİKLERİ İÇİNDE KAYBOLDULAR"
Yeni ilişkiniz için insanlar birçok korkunç yorum yaptı. Bunlardan etkilendiniz mi?
Kötü etkilenmedim ama üzüldüm. Sanırım insan, birisinin kötü duruma düşmesinden mutlu olma halini aşamıyor. Düşündüğümü, yaptığımı zannettikleri o kadar çirkin şeyler söylediler ki... Demek ki benim hayatım onların elinde olsaymış neler yapacaklarmış, diye düşündüm.
En çok neye üzüldünüz?
Dişinle, tırnağınla, emeğinle, hayatını feda ederek bir yerlere geliyorsun; insanlar bunu çat diye harcayıveriyor. Bunu işkembelerinden saçan insanların bizim kadar çalıştığını zannetmiyorum. Dinleyicim olduklarını da zannetmiyorum. Bu çirkinlik beni çok üzdü.
Nasıl topladınız kendinizi?
Benim değer verdiğim ölçüde değerli oldukları için altlarındaki halıyı çektim ve yok oldular. Kendi çirkinlikleri içinde kayboldular. "O kadar çoktular ama hiç yoktular" diye bir söz var ya, aynen öyle.
Yeni sevgilinizle hala beraber misiniz?
Beraberim.
"AŞKA İNANAN, ROMANTİK BİR ERKEĞİM"
Sevgililer gününe özel bir albüm yapacak biri olduğunuzu düşünmezdim. Sizin için önemli bir gün mü?
Ben aşka inanan, romantik bir erkeğim. Hayatım boyunca bu hep böyleydi.
Aşk Meşk'teki meşk ne?
Meşk aslında alışmak, bir şey için çalışmak ve onu mükemmel hale getirmek demek. Müzisyenler arasında meşk bir araya gelip, çalmak demek. Güzel bir deyim olduğunu düşünüyorum.
Bu albümdeki parçalar sizin aşkla ilgili duygularınızın 20 yıllık toplamı gibi. Nasıl bir şey aşk?
Farkındalık olgusu bu, inanç sıçrayışı gibi bir şey. Hayatında aşk varsa dünyaya bakışın değişiyor. Sen aşık değilken beklenmedik bir anda karşına biri çıkıyor ve hayat tepe taklak oluyor. Cesaret edebilirsen sürüyor ve hayata bacağından asılmış gibi bakmaya başlıyorsun. Eski senden sıkılmaya başlıyorsun, eski yaptıklarından uzaklaşıyorsun. Sadece kadın erkek ilişkisinden bahsetmiyorum; bunu tanrıyla da yaşayabilirsin inanıyorsan. Gerçek aşk aydınlanma getirir. Gerçeğe ulaşman için egondan kurtulup derinindeki aşka ulaşman gerekiyor.
"DÖRT KEZ AŞIK OLDUM"
Kaç kadına aşık oldunuz?
Zor soru. Dört diyebilirim.
Aynı kişiye iki kez aşık olunur mu?
Aynı ilişkinin içinde olası. İlişki uzunsa aşık olduğunu unutabilirsin ve yeniden aşık olabilirsin. Bana oldu bu... Ama ayrıldığım birine yeniden aşık olmadım.
Bu albümü bir kadına ithaf ettiniz mi?
Etmedim. Etsem etsem aşk halini bilenlere, aşkı gerçekten tanımış insanlara ithaf edebilirim. Bilenler anlar ancak.
"SORULARIMA MANTIKLI CEVAP VEREN VARSA EVLENEYİM"
Siz evlilik karşıtı mısınız?
Karşı değilim ama bir ilişkiyi onaylatma fikri bana çok tuhaf geliyor. Kafamda bir türlü oturtamadım bu işi. Şirket kurar gibi imza atmak tuhaf geliyor.
Ne olursa olsun evlenmez misiniz?
İlkel bir zihniyet beni baskı altında bırakırsa bir çaresine bakarım. Evlenince başkalaşan insanlar biliyorum. Evlenince sırtını eşine dayayan, bir şey yapmayan insanlar biliyorum. Bütün evlilikler böyle demiyorum ama evlenince hayat daha iyi olmayacaksa neden evleneyim? Evlenince hayat neden daha iyi olsun? Sorularıma mantıklı cevap veren varsa evleneyim.
Sizin anne babanız hala evli mi?
Evliler ve çok mutlular. Biz beş kardeşiz, dört kardeşim de evlendi.
Onların düğünlerine gidince sıkıldınız mı?
Sadece birine gidebildim; diğerleri Türkiye'de değildi.
"BABA OLMAK İSTEMİYORUM"
Baba olmak istiyor musunuz?
İstemiyorum.
Çok net oldu. Neden?
Arada öyle içgüdüsel bir dürtü geliyor ama olsa olurdu şimdiye kadar. Çocuklarla hop hop oynayan adamlardan değilim.
Çocukları sevmiyor musunuz?
Sevmemek değil; belirli bir yaşın altındaki çocuklarla iletişim kurmakta zorlanıyorum. Daha önemlisi dünyaya getireceğim çocuğa haksızlık edeceğimi düşünüyorum çünkü müzik benim için çok ön planda. Kendine zor vakit ayırdığında çocuğa nasıl vakit ayıracaksın? Yapabilenleri takdir ediyorum ama ben yapamam. Belki gün 36 saat olsaydı, olurdu.
42 yaşında olmak nasıl bir şey?
Yaş aldıkça derinleşiyorsun, sadeleşiyorsun. Benim için 38 yaşındayken başladı bu süreç.
Derinlik ve sadelik deyince Tam Ölmek de Değil'in albüm kapağı geldi gözümün önüne.
Bu harika çünkü albüm kapağının brief'i şuydu: "Bu kapakta fotoğrafımı istemiyorum. Anahtar kelimeler, derin ve sade."
"HAYAT, İLİŞKİ DEMEKTİR"
Ne zamandan beri meditasyon yapıyorsunuz?
Liseden beri meditasyon yapıyorum. En son Taoist meditasyona başladım ve daha derin bir gelişim oldu.
Kaç saat yapıyorsunuz?
Çin'e ve Tayland'a gittiğim dönem günde 4 saat yapıyordum. Şimdi her gün ama daha kısa yapıyorum.
Ne kattı size?
Ne kattı ve ne götürdü... Dışarıdan bir göz olarak kendini izlemenin derinleşmeye faydası oluyor. Tepki paternlerin nedir, neyi niye seviyorsun ve neyi niye sevmiyorsun gibi birçok soruya cevap buluyorsun. Önce kendini anlamalısın. Kendini ne kadar anlarsan, başkalarını da o kadar iyi anlamaya başlıyorsun çünkü hayata kendi filtrelerimizden bakıyoruz ve bu önümüze bir perde çekiyor. Filtresiz bakıp, kendi gerçeğimizi bulmak çoğu sorunu çözümlüyor. Bu sürecin bana kattığı en büyük şey, ilişkileri doğru kurabilmek. Her ilişki türünden bahsediyorum, yalnız arkadaşlarınla ya da sevgilinle olandan değil. Hayat, ilişki demektir. Ev eşyalarıyla, sanatla, bakkalla, gazeteyle ilişki kurarsın. İlişkileri doğru tabana oturttuğunda daha anlamlı geliyor her şey.
Ne götürdü?
Fevriliğimi götürdü. Aklım çok hızlı çalışıyor, bunu iyi bir özellik olarak söylemiyorum. Çok hızlı karar veriyorum, dolayısıyla keskin virajlar alıyorum. Artık daha sakinim. Yıllarca sabah uyandığımda tuhaf hissettim. İçimde huzursuz bir eksiklik duygusuyla uyanırdım, nedenini bir türlü bulamazdım. Herkese soruyordum "Size de oluyor mu?" diye. Meditasyondan sonra zamanla gitti, artık iyi uyanıyorum.
BİR KİTAP OKUDUM VE YENİDEN ŞARKI YAZMAYA BAŞLADIM
Ben anlam krizi yaşıyorum. Demin "daha anlamlı geliyor her şey" dediniz ya, bu nasıl oldu? Siz de benim yaşadığım sorunu yaşıyor muydunuz?
Yaşıyordum. Yıllarca bu yüzden şarkı yazamadım çünkü kime, ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Yıllarca boş sayfaya baktım. Sonra Doğan Cüceloğlu'nun Savaşçı'sını okudum. Kitabı bitirdikten sonra Ateş Yağmurunda Çırılçıplak albümünü yazmaya başladım. Anlam arayışının içinde kimlik arayışı da var. Kimliğini bulduğun zaman hayatı sen anlamlandırmaya başlıyorsun. Hayattan bir anlam bekleme, beklersen bulduğunu sandığın er ya da geç anlamını yitirir. Bir şeyleri başlatmadan önce tam olarak kim olduğunu çözmen gerek. Ben böyle çözdüm.
Üretemediğiniz o dönem ne yapıyordunuz peki?
Prodüksiyon ve dizi müzikleri yapıyordum. Ama insanın eline gitarını alıp müziğini yapması bambaşka bir şey... Evimde tekrar gitar çalışmaya başladım. Neyi özlediğin de çok önemli. Prodüksiyon yapmayı özlemiyorum, sahneye çıkıp şarkı söylemeyi ve müzik yapmayı özlüyorum. Neyi istiyorsa onu yapmalı insan ve benim sevdiğim taraf da bu.
"SEVİNÇTEN UYUYAMIYORUM, O KADAR SEVİYORUM HAYATI"
Peki, 42 yaşında bir adam olarak 30 yılınız kaldı diyelim. Bu 30...
Ne diyorsun! Boşuna mı Taoistim ben? Leonard Cohen hala turnede, Roger Waters Türkiye'ye geldi salladı ortalığı.
Hahaha tamam, 40 sene vereyim o zaman yeter mi?
Yetmez!
Ölümsüz olmak istemezdiniz herhalde?
Sen ne diyorsun, istemez miyim! İlk sıraya adımı yaz.
Hayatı yemek istiyorsunuz yani?
Evet, kanını emmek istiyorum hem de... Sevinçten uyuyamıyorum, o kadar seviyorum hayatı.
Hiç intihar etmek istemediniz mi?
Gençken istedim ama yanlıştı.
"İLERİDE ŞAHANE BİR HERİF OLACAĞIM"
Peki sınırlama koymadan... Gelecekten ne bekliyorsunuz?
Hep iyiye gidiyor, demek ki ileride şahane bir herif olacağım. Bilim adamlarının hayatı uzatacaklarından umutluyum. Yaşamaya bayılıyorum.
Bunu nasıl sağlıyorsunuz?
Hayır demeyi öğrendim. İstemediğim hiçbir şeyi yapmıyorum. Sevdiğim insanlarla sevdiğim şeyleri yapıyorum. Ağzıma geleni söylüyorum. Öbür türlü kendi içini oyuyorsun çünkü. Yapacak o kadar çok şey var ki! İnsan ve dünya o kadar güzel ki... Biz hep çirkin taraflara konsantre olarak onları çoğaltıyoruz; sorunumuz bu. Güzel şeyler üretelim ve bunlar büyüyüp kötü şeyleri ezsin. Meditasyon kesinlikle çok faydalı, sen de başla bence... Kendi ayarlarınla oynuyorsun. Bunu yapmaya başladığında sen de sonsuza kadar yaşamak isteyeceksin.
"ÇOCUK OLARAK YAŞLANAN İNSANLAR VAR"
Ama Tam da Ölmek Değil'in çıkış parçası Sor'da bu ruh hali yok. "Neymiş ölmeden ölmek sen gel bana sor" diyorsunuz... Soruyorum.
Şarkı kötü bir şeyi anlatıyor ama aslında pozitif bir anlamı var. Tüm büyük öğretiler egonun ölümünden bahsediyorlar. Şarkı da kendini var etmeden kaybolmaktan bahsediyor. Çocuk olarak yaşlanan insanlar olduğunu düşünürüm. Adam yaşlı gibi durur ama çocuktur, ilerleyememiştir, yapabileceklerini yapmamıştır. Tam kendini gerçekleştirmeden, parlayıp, patlayıp, yanmadan sönmek gibi...Kendimi öyle hissettiğim bir anda yazdım Sor'u.
Aşk Meşk'teki aşkı en iyi anlatan şarkı hangisi sizce?
Zaferlerim.
Ben Aşktan Öte derdim.
Zaferlerim aşksa, Aşktan öte şehvettir.
Dünyada sadece sevgi ya da şehvet kalacak hangisiniz seçersiniz?
Zor... Ama birini seçecek olursam şehvet.
En unutulmaz aşk şarkısı hangisi?
Louis Armstrong A Kiss to Build a Dream on.
Louis Armstrong ve Ella Fitzgerald'dan Cheek to Cheek (Heaven).
BOŞLUĞU DOLDUR
Bir kadında .......... gördüğümde hemen soğurum.
Güzel bir kadının erkek gibi davrandığını...
Demir asla .......... yapmaz.
Haksızlık.
Arkadaşlarım bana .......... der.
Ajan der çünkü ben çok "ajan" derim.
Ekranda kendimi izlerken..........
Ekrana bir sonraki çıkışımda ne yapmam gerektiğine bakarım.
Ben ..........'ya inanıyorum.
İnançlı bir adamım ama bir isim koymak istemiyorum. Kişiselleştirmeden inanıyorum. Dinlere inanmıyorum.
Hayat felsefem ..........
Sade ve derin olmak.
Pentagram zamanınan beri .......... kaybetmedim.
Heyecanımı. Şimdi bana Anadolu'da bar turnesine çıkacağız deseler, sırt çantamı alır çıkarım. Umurumda olmaz.
İlişkilerimde kendimi .......... 'dan korurum.
İlişkilerimi kendimi çok açarak yaşamaya başladım ve bu bazen acıtıyor. Ama dikkatli yaklaştığım zaman da kendim olamıyorum. Bazen üzüleceğini bile bile kendin olmaya devam ediyorsun.
En çok kullandığım kelime ..........
Ajan ve s.....
En nefret ettiğim kelime ..........
Kanka ve kanki.
KISA KISA DEMİR
Doğum tarihi: 12 Ağustos 1972
Burcu: Aslan.
En sevdiği yerli grup: Model
En sevdiği yabancı grup: Foo Fighters
En sevdiği kitap: Tanrılar Okulu
En az 5 kez izlediği film: Big Lebowski
En beğendiği kadın: Nicole Kidman
En beğendiği erkek: Hugh Jackman ve Halit Ergenç
İstanbul'da en sevdiği kafe: Aşşk Kafe/Reasürans
DEMİR HAKKINDA 5 TUHAF ŞEY
1. Hayatım boyunca hiç sigara içmedim. Puro, pipo içtim ama sigara içmedim.
2. Tuhaf şeyler yiyebilirim. Sağlıklı beslenme takıntım var. Mesela bu sabah yulaf ezmesine kaynar su koydum, üzerine vegan protein tozu ekledim, onun üzerine de badem sütü koydum.
3. Çok karanlıkta uyuyamam. Gözümü açtığımda bir şey göremezsem uykum kaçıyor. Korkuyorum herhalde.
4. İki dizimdeki menisküslerin üç köşesi yırtık; spor yapmaktan oldu.
5. Ölümsüz olmak istiyorum, bu sana tuhaf geldi.
-
Mi
Misafir
yaw hehe haklısın gardaş:)diyelim geçiştirelim gereksiz konu
-
Mi
Misafir
sertab buna nas?l dayand? acaba
TÜM YORUMLARI GÖSTER