Linklater’ın Antoine Doinel’i
“Çocukluk”un DVD’si raflarda! Kerem Akça yazdı...
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
12 senede çekilerek bildiğimiz docufiction, kurmaca ve belgesel metotlarına yeni bir soluk getiren “Çocukluk” (“Boyhood”), Richard Linklater’ın tek iyi filmi. Sanki Avrupa sinemasının kalbindeki İtalyan Yeni Gerçekçiliği ile Fransız Yeni Dalgası’nın sorumluluğunun günümüzde Amerikan bağımsız sinemasına geçtiğini gösteriyor. Eric Rohmer hayranı Linklater’ın ‘Antoine Doinel’i, mat renklerden ve popüler kültür referanslarından beslenen, gerçeklik olgusuyla derslik ve epizodik bir roman-filme dönüşüyor. Bizde vizyona girmeyen “Çocukluk”un DVD’sine raflardan ulaşabilirsiniz.
Amerikalı Robert J. Flaherty, “Kuzeyli Nanook” (“Nanook of the North”, 1922) ile ilk belgeseli ürettiğinde bu kadar öncü bir sinemacıya dönüşeceğini bilmiyordu. Karlar altında eskimoları filme almak ve uzun metrajlı bir film sürecine yedirmek, gezgin Lumière Kardeşler’in geleneğini bir ileri boyuta taşımaktı aslında. 1914, 1915, 1920 ve 1921 yıllarında yapılan çekimlerde, Itivimuit kabilesinin avcısı Allakariallak seçilmiş ana karakter olarak. Bu malzemeden 79 dakikalık bir belgesel çıktı.
DOCUFICTION İLE AKRABA BİR SİNEMA EVRENİ
Sonrasında bu durumu ‘docufiction’ (yarı belgesel film) olarak canlandırmak yine yönetmenin ta kendisine düşmüştü (bkz. “Moana” (1926)). Hedef belgeselcilerin gözlemlediği ve kameraya aldığı şeyleri, kurmaca öğelerle harmanlamak ve gerçek zamanlı hareket etmekti. Bugünlerde “İki Dil Bir Bavul”a (2009) da sıçrayan bu teknik, yaşayan insanları canlı canlı kaydetme üzerine kuruluydu. Kimilerine göre ise sinemanın en saf halini yakalamak anlamına geliyordu. 1948’de Visconti “Yer Sarsılıyor”da (“La Terra Trema”) hayata tutunmak isteyen balıkçıları mercek altına alırken, amatör oyuncular kendilerini canlandırıyordu.
1972’te “Kuzen Jules”de (“Le Cousin Jules”), Dominique Benicheti, köylü bir çiftin beş yılını kaydedip perdeye aktardığı, neredeyse diyalogsuz, kurmaca-belgesel kırması bir Fransız filmi yarattı. Demirci Jules Guiteaux ile karısı Félici’nin yaşamını doğrudan peliküle yansıtarak ‘gerçeklik’ olgusunu en üst noktaya çıkarıp önemli bir miras bıraktı geriye. 2003’te Jonathan Caouette, hayatının 20 yılından kaydettiği görüntüleri, bir ‘otobiyografik belgesel’ olan “Tarnation”da (2003) önümüze sürüp, belki de görebileceğimiz en radikal deneysel/belgesel sinema deneyimlerinden birine imza atmıştı.
Linklater da sanki tüm bu ‘gerçeklik’ sorgusunu öne çıkaran geleneklerin ve daha fazla denemenin varlığından haberdar bir şekilde bir başka metodu devreye sokmak istiyor. Bir çocuğun yaşamının dokuz yılına bakıyor. 2002-2013 arasında 45’er günlük çekim süreçlerini karşımıza çıkarıyor. Çok sevdiği belli bir periyoda sıkıştırılmış anları inceleme arzusunu bir kez daha tekrarlıyor, ama bu kez daha ‘destansı’ bir şekilde… Sinemacı, Ellar Coltrane’in amatör, diğerlerinin profesyonel olduğu sinema dünyasının içinde İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin ve Robert J. Flaherty’nin gurur duyacağı bir ‘Antoine Doinel’ yaratmaya çabalıyor sanki.
BELLİ BİR ZAMAN DİLİMİNE ODAKLANMA ARZUSU
Geçmişten bildiğimiz kadarıyla Eric Rohmer’in diyalog odaklı, edebiyatla ilişkili, uzun planlardan kurulu ve oyuncuları öne çıkaran yapısını ödünç alan bir yönetmen karşımızdaki. “Gün Doğmadan” (“Before Sunrise”, 1995), “Gün Batmadan” (“Before Sunset”, 2004) ve “Geceyarısından Önce”de (“Before Midnight”, 2012) kamera, orta-diz planlar arasına odaklandığı bir çifti spesifik zaman dilimlerinde gözlemlemiştir. Linklater, bu kült üçlemenin ötesinde “Dazed and Confused”da (1993) bile bir gençlik filmini, ‘gözlemlenen karakterler ve yoğun diyalog’la sıkıcı hale getirmeyi becermiştir. 1976’da tek bir güne odaklanmak manidardır. Bu örnekler ‘stüdyo işi filmler’ dışında çoğaltılabilir... Sözgelimi “Bernie’nin Suçu Ne?” (“Bernie”, 2011), “Borat”la (2008) akrabalık kuran bir ‘sahte belgesel’ denemesidir.
Amerikan bağımsız sinemasının 90’larda yükselen jenerasyonuna mensup yönetmen, burada kariyeri için bir fırsatla yüzleşiyor. ‘Gerçeklik’ sorgusunu öteye taşıma şansına kavuşuyor. 160 dakikada roman-film kavramına yanaştırılabilecek bir işe imza atıyor. Edebi arka planlı Eric Rohmer’in dinginliğini akla getirirken onun şablonlarından, temalarından sıyrılıyor. “Çocukluk” (“Boyhood”, 2014), bizde kullanılan çiğ belgesel-kurmaca kırması eserleri bir çırpıda unutmamızı sağlayıp, gerçekliği başka bir boyuta taşıyan ve sonrasında ayrı bir şablon/tür ismiyle anılacak iddialı bir film.
EPİZOTLARLA ŞEKİLLENEN OMURGA
2002, 2003, 2005, 2006, 2008, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarından epizotlarla karşımıza çıkıyor. Bunlara isim konulmuyor. Ama renk farkları doğal ışığı destekleyip, mat renk paletini öne çıkarmaya yarıyor. 35 mm çekimler çok göze batmıyor. Ana hedef Mason’ın baştan beri ailesiyle ilişkisinde bir ‘göçebe hayatı’ yaşaması. Amerikan ailesinin onu köşeye sıkıştırıp gerçek bir ‘kutsal kucak’ vermediği öne çıkarılıyor. Orta sınıf ailenin böylesi sınırları olduğuna dikkat çekiliyor.
İşin içine Coldplay’den ‘Star Wars’a uzanan bir zaman tüneli de girebiliyor. Linklater aslında X kuşağına mensup yönetmenlerden olarak anılır. İlk dönemindeki gençlik portreleri bu yöndedir. Burada ise farklı bir kuşağa adım atıyor. İnternetle büyüyen, Y kuşağını tanımlayarak 2000’lerde çıkan sinemacılarla bağ kuruyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu adım, yönetmenin ilk döneminden daha olgun…
LINKLATER’IN JEAN-PIERRE LEAUD’SU COLTRANE
Steadicam, sabit kamera ve dolly’nin tutarlılığı ile kameraya alınan süreç, Patricia Arquette’in belirgin saç değişimine, Ethan Hawke’da ise her şeyin fiziksel olarak aynı kalmasına dikkat kesilmemizi sağlıyor. Esasen Mason’ın, Antoine Doinel’e dönüşmesi öne çıkıyor. Bilindiği üzere Truffaut, “400 Darbe” (“Les Quatre Cent Coups”, 1959) ile bir karakter yaratmıştı. Jean-Pierre Léaud’nun üzerine yüklenen bu yoksul, asi ve başı dertten kurtulmayan tipleme, 14 yaşında ilkokul sıralarında Yeni Dalga kurallarına uyarak çaresizliği anlamlı kılmıştı. Hafif deneyci kamera kullanımıyla sarılırken, şimdilere duygusal tarafıyla kaldı.
Sonrasında 1962, 1968, 1970 ve 1979 yıllarında bu karakterin maceraları devam etmişti. Hepsinde de Truffaut farklı reji gelenekleriyle bu duruma yaklaşmış, yapıbozucu kimliğiyle karakterin dönemlerine bakmıştı. Burada ise 5-18 yaş arasında benzer bir durum var, ama esasen çocukluğun değişik dönemleri, aileden kopma arzusu karşımıza ‘kesit kesit’ çıkıyor. Bize pek yansımayan ’18 yaşında kapıya konulursun!’ emir kipi, ABD özelinde değerlendiriliyor. Adeta doğmadan yaşanan çocukluk dönemi ele alınıp, Hollywood’un çocuk filmlerine Woody Allen’ın, Eric Rohmer’in seveceği bir entelektüel bakış katılıyor.
Linklater için “Dazed and Confused” ve “SubUrbia”daki (1996) akıllı gençlerden farklı bir kuşak okumaya, ailesinin yanından çıkmaya çabalıyor sanki. Finaldeki anlamlı ve devamı gelecek bakışı “400 Darbe”nin sinema tarihinde iz bırakmış ve gizemiyle tartışılmış özgün kapanışıyla eşleştirilmek mantıklı olur. Orta-bel plan arası gidip gelen mercek tercihlerinin ‘romancı’lığı bozmadan hareket etmesi de bu süreci anlamlandırıyor.
FİLMİN NOTU: 7.5
Künye:
Çocukluk (Boyhood)
Yönetmen: Richard Linklater
Oyuncular: Ellar Coltrane, Patricia Arquette, Ethan Hawke, Lorelei Linklater, Elijah Smith
Süre: 160 dk.
Yapım Yılı: 2014