Yerel Haberler /  Burdur Anadolu Ajansı, DHA, İHA tarafından geçilen tüm yerel haberler, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

BURDUR (AA) - ORHAN KUZU - Burdur merkeze bağlı Karakent köyü yakınlarında faaliyet gösteren Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi'nde yaban hayvanları doğaya duyarlı gönüllülerin katkılarıyla hayata döndürülüyor.

Veteriner hekim Öztürk Sarıca tarafından 2005'te Burdur'da kurulan merkez, çalışmalarına 2008'de Karakent köyünde devam etti. 2011'de tüm masrafları Sarıca tarafından karşılanmak üzere Orman ve Su İşleri Bakanlığına 10 yıllığına hibe edilen merkez, kar amacı taşımıyor, destek, bağış ve hibe kabul etmiyor.

Merkezin sorumlusu veteriner hekim Öztürk Sarıca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezde Türkiye ve yurtdışından gelen doğaya duyarlı gönüllüler ile çalıştıklarını söyledi. Burdur Gölü'nün, kuşların göç noktaları üzerinde olduğunu ve bu kuşların büyük bölümünün burada kışladığını vurgulayan Sarıca, bu nedenle yaralı yaban hayvanlarına bölgede daha sık rastlandığını kaydetti.

Öztürk Sarıca, tedavi edilen yaban hayvanlarının doğada yaşayabilecek olanlarını kısa sürede özgürlüklerine kavuşturduklarını, geriye kalanlara merkezde baktıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Kapasitesi 100 yaban hayvanı olan merkezimiz ilave tedbirlerle 150'ye yakın yaban hayvanına ev sahipliği yapabiliyor. Merkezde yırtıcı kuşlar için bölümler, su kuşları için su havuzu bölümü ve memeli hayvanlar için de memeli bölümü bulunmaktadır. Merkez yılda 20 binin üzerinde ziyaretçi alıyor. Burada yılda 2 bine yakın kişiye doğa eğitimi veriliyor. İnsanlar burada avcı kaynaklı yaralanmaları, kimyasal zehirlerden dolayı sakat kalmış hayvanları ya da elektrik çarpmasıyla merkeze gelmiş kuşları görebiliyor. Dolayısıyla yaban hayvanları ve doğa konusunda insanların bilinçlenmesine katkı sunulmuş oluyoruz."

Merkeze getirilen yaban hayvanlarının ücretsiz bakım ve tedavilerini yaptıktan sonra doğaya tekrar kazandırdıklarını dile getiren Sarıca, "Merkezimize son bir yılda 400'e yakın yaban hayvanı getirildi. Bunlardan yaklaşık 160 tanesini tedavi edip doğaya kazandırdık. 180 tanesini ise maalesef kaybettik. 60 kadar yaban hayvanı ise şuan alanımızda. Birkaç tanesinin tedavisi devam ediyor. Diğerleri maalesef doğaya kazandırılamayacak kadar kötü durumda." dedi.

- "Merkezimize en fazla şahin getirildi"

Rehabilitasyon merkezine en fazla şahin getirildiğini anlatan Sarıca, pelikan, leylek, flamingo, baykuş, kartal, gökdoğan, güvercin ve kekliklerin de sıklıkla tedavi için vatandaşlarca bırakıldığını vurguladı.

Öztürk Sarıca, en fazla yaban hayvanının Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Burdur Şubesinden sevk edildiğine işaret ederek, Isparta, Denizli, Afyonkarahisar ve Kütahya'dan da çok fazla yaban hayvanı getirildiğine dikkati çekti.

Geçen yıl yanlış eğitim almış ya da avcılığı "öldürme sporu" olarak gören insanlar tarafından çok fazla şahin vurulduğunu dile getiren Sarıca, "Şahinlerin büyük bir kısmı kanatlarında ve ayaklarındaki yaralar nedeniyle doğaya kazandırılamıyor. Biz yine de onları burada yaşatıp hayatlarının sonuna kadar bakmaya çalışıyoruz. Bizim için yaban hayvanları sağlığı için mücadele edilmesi gereken hayvandır." diye konuştu.

- "Avcılığın yapılmaması taraftarıyım"

Sarıca, yaban hayatı var olduğu sürece insanların var olacağını, yaban hayatı tüketilince insanların sağlıklı çevre koşularında yaşamasının mümkün olmayacağını belirterek, yaban hayatı tüketilince insanların fare ve böcek istilası başta olmak üzere birçok sorun ile boğuşmak zorunda kalacağını kaydetti.

Doğada her şeyin bir denge halinde olduğunu anlatan Sarıca, şunları dile getirdi:

"Doğadaki dengeye ve yaşama müdahale etmemek gerekiyor. Mümkün oldukça avcılığın yapılmaması taraftarıyım. Bence avcılık eskiden insanların et ihtiyacını karşılamak için yaptıkları bir gerekçe idi ama mermi parasına gidip bir tavuk alarak et ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Durum böyleyken yaban hayvanlarının neden hala avlanıldığı anlaşılır bir şey değil. İlla ki spor yapmak istiyorlarsa tüfekleri yerine fotoğraf makinesi ile çıksınlar. Eğer tüfekler bir alışkanlıksa tüfeklerine dürbün yerine fotoğraf makinesi taksınlar ve fotoğraf çeksinler. Bence çok daha güzel iş yapmış olurlar."


İLGİLİ HABERLER
İLGİLİ HABERLER
Habertürk Web Sürümüne Geç