Habertürk
Yerel Haber Hattı 0536 266 79 69
KONUŞMAYI BAŞLAT
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CEYDA ERENOĞLU / YAZI DİZİSİ 1 / GAZETE HABERTÜRK

BAŞLARKEN

“Vitamin eksikliği!” deyip geçmemek gerek. Vücudun vitamin eksikliğinin giderilmemesi halinde ölümle sonuçlanabilecek ciddi hastalıklar görülebiliyor. Buna rağmen vitaminlerin rastgele kullanılacak ilaçlar olmadığının ve fazla tüketilmeleri durumunda zararlı etkiler ve zehirlenmelere yol açabileceğinin de unutulmaması gerekiyor. Peki vitaminlerle ilgili gerçekler neler? Türk insanında en çok hangi vitaminlerin eksiklikleri yaşanıyor? Hangi hastalıklar hangi vitaminleri almayı gerektiriyor? Düzensiz beslenen ve hareketsizliği olan kişilerin ne tür vitaminler kullanmaları öneriliyor? Sigara içenler ve fazla alkol tüketenler ne tür vitaminlere ihtiyaç duyuyor? Vitamin alırken “mega” ve “hiper” dozlardan neden kaçınmamız gerekiyor? Çocuklarımıza gereğinden fazla vitamin verdiğimiz doğru mu? İşte uzmanların görüşlerinden derlenen detaylı bir vitamin dosyası…

Vitaminler, vücudumuzda çok sayıda metabolik olayın gerçekleşmesinde önemli görevleri olan maddeler. Vücuttaki yaşamsal faaliyetlerin birçoğu onlar olmadan başlatılıp sürdürülemiyor. “Enzim” adlı proteinlerin yapısına girerek biyolojik olayların düzenlenmesini sağlamaları en önemli görevleri. Metabolizma, büyüme, gelişme, görme, üreme, cilt bütünlüğü, bağışıklık sistemi, enerji üretilmesi gibi önemli tüm faaliyetler vitaminler sayesinde gerçekleşiyor. O halde bu konuda bilgili ve bilinçli olmak korunmak adına da çok önemli. Bu durum uzmanların da dikkatimizi çekmek için çabaladıkları konular arasında bulunuyor. Örneğin Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata, vitamin eksikliğinde ortaya başta yorgunluk olmak üzere farklı şikâyetler çıktığını söylüyor ve bir sonraki aşamada bedensel rahatsızlıklarla karşılaşıldığına dikkat çekerek bu sorunu hafife almamak gerektiğine dikkat çekiyor.

BESİN TAKVİYESİ VE VİTAMİN KULLANANLARIN YÜZDE 70’İ KADIN

Türkiye genelinde besin takviyesi ve vitamin kullananların yüzde 70’inin kadın, yüzde 30’unun ise erkek olduğu belirtiliyor. Besin takviyesi ve vitaminlerin en çok 30-45 yaş arasındaki kişiler tarafından kullanıldığına, 55 yaşından sonra ise ilgi ve kullanımın azaldığına dikkat çekiliyor. Takviye kullanımının en yoğun olduğu yaş aralığında ilk sıra yüzde 23. 9 ile 0-5 yaşın. İkinci sırada ise yüzde 3.1 ile 5-11 yaş bulunuyor. Besin desteklerinin eğitim ile ilişkisine bakıldığında “multivitamin” tüketme alışkanlığının kentlerde yüzde 30, kırsal kesimde ise yüzde 18 olduğu görülüyor. Doğurganlık döneminde doktor tarafından önerildiği için “folik asit” kullanımında kırsal kesim ile kentler arasında ciddi bir farklılık bulunmuyor (Kentlerde yüzde 15.3, kırsalda yüzde 14.4).

EN İYİSİ GIDALARDAN ALMAK

Uzun süre vitamin ve mineralden eksik beslenilmesi halinde vitamin yetmezliği sorunuyla karşılaşılıyor. Prof. Dr. Metin Özata, “Vitaminlerin en iyi şekli ilaç halinde olanlar değil gıdalarda bulunanlardır” diyor. Yapılan çalışmalar, çoğu insanın günlük beslenmesiyle yeterli folik asit, B6, B12, D ve E vitamini alamadığını gösteriyor. Bu vitaminlere ek olarak standart multivitamin alımı öneriliyor.

EN ÇOK D VE B12 VİTAMİNİMİZ EKSİK

Vücudumuz için tüm vitaminler önemli olsa da ülkemizde en çok D ve B12 vitamini eksikliğine rastlanıyor. Bu nedenle kişilerin yılda en az bir kez kan seviyelerine baktırmaları öneriliyor. D vitamini eksikliği kişinin yeteri kadar güneş görmemesinden kaynaklanırken, kırmızı et tüketmeyenlerde B12 vitamini eksikliği görülüyor.

KİMLER VİTAMİN KULLANMALI?

Prof. Dr. Metin Özata, “Dengeli beslenerek vitamin ve mineral ihtiyacımızı doğal besinlerden karşılayabiliriz” diyor. Bununla birlikte;

-Bebekler,

-Gebeler,

-Yaşlılar,

-Alkol bağımlıları,

-Sigara içenler,

-Uzun süreli ilaç kullananlar,

-Vejetaryenler,

-Zayıflama diyeti uygulayanlar vitamin desteğine ihtiyaç duyuyor.

VİTAMİNLERİ NE AMAÇLA KULLANIYORUZ ?

-Eksikliğini gidermek
-Enerjimizi artırmak
-Bağışıklığımızı güçlendirmek
-Eklemlerimizi korumak
-Kalp sağlığımızı korumak
-Yaşlanmamızı durdurmak
-Genel sağlığımızı korumak

100 KİŞİNİN 72’Sİ EGZERSİZ YAPMIYOR

12 yaş ve üzeri bireylerin spor yapma durumları incelendiğinde, erkeklerin yüzde 67.6’sının, kadınların ise yüzde 76.5’inin egzersiz yapmadıkları, Türkiye genelinde ise bu oranın yüzde 71.9 olduğu belirtiliyor. Bu oranın kırsal bölgelerde kentsel bölgelere oranla daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor

RAŞİTİZM BAZILARINDA DAHA SIK GÖRÜLEN BİR RAHATSIZLIK

Siyahi çocukların özellikle D vitamini eksikliği konusunda daha hassas oldukları belirtiliyor. Bu ırkta güneş ışığının deriye etki etmesi daha güç olduğu için “raşitizm” adı verilen kemik hastalığı daha sık görülüyor. ABD’de yapılan bir çalışmada, siyahi çocuklara multivitamin verildiğinde astım ve alerjik hastalıklar bakımından riskin arttığına dikkat çekiliyor. Çocuk Sindirim, Karaciğer Hastalıkları ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Türkiye ve birçok ülkede gereksiz vitamin kullanımı alışkanlık haline geldi. Aileler çocuklarının iyi beslenmediği düşüncesi ile vitamin karışımı içeren ilaçlara çok sık başvuruyor” diyor. Oysa dengeli beslenen bireylerde fazladan alınan vitaminler yararlı olmadığı gibi zarar da verebiliyor. Son dönemde yüksek gelirli ailelerin ithal vitaminleri tercih etmeleri ile okul çocuklarında sınav dönemlerinde vitamin kullanım oranındaki artış da dikkat çekici görülüyor. Prof. Dr. Pehlivanoğlu, yenidoğan ve küçük bebeklere büyümeyi hızlandırdığı düşüncesiyle multivitamin verilmesini de doğru bulmuyor.

BEBEKLİK DIŞINDA VİTAMİN İHTİYACI YOK

Dengeli beslenen bireylerde bebeklik dönemi hariç özel bir vitamin desteğine gereksinim duyulmuyor. Bir çocuğa vitamin verilmeden önce çocuğun doktoru tarafından vitamin ve beslenme eksikliği yönünden değerlendirilmesi ve hangi vitamine ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerekiyor.

FAZLA D VİTAMİNİ ÇOCUKTA KALP RİTİM BOZUKLUĞU YAPABİLİR

İhtiyaç halinde kullanılan vitaminlerin yararları bulunurken, gereksiz ve fazla alınan vitaminlerin ciddi sakıncaları olabiliyor. İşte onlardan bazıları:

A vitamini fazlası: İştahsızlık, cilt kuruluğu, karaciğer ve dalak büyümesi, kemik ağrısı, kafa içi basınç artışı

B grubu vitaminlerin fazlası: Genellikle zararsızdır. B6 vitamininin aşırı alınması sonucu deride kızarıklık, kaşıntı, karaciğer ve sinir sistemi bozukluğu oluşabilir.

C vitamini fazlası: İshal, karın ağrısı ve idrarda kristal çıkması

D vitamini fazlası: Kan kalsiyum seviyesinde yükselme, bulantı, kusma, kabızlık, pankreatit, kalp ritim bozukluğu, böbrek taşı ve hastalıkları

 

YAZI DİZİSİ 2

Doktor tarafından önerilmediği sürece Mega ve hiper doz yazılı vitaminlerden uzak durun

Vitamin eksikliği sağlık açısından ölüme bile götürebilecek tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Fazla tüketilmeleri de öyle… Mega dozlar, cezbedici multivitaminler, zararsız olduğu düşünülen tüm destek ürünler yerinde kullanıldığında yarar, kullanılmadığında ise zarar kaynağı olabiliyor. Buna karşın doğal gıdalar yeterli olmadığı için takviye ihtiyacı duyan gruplar da var. İşte ayrıntılar...

Vitaminlere ihtiyaç duyuyoruz çünkü normal vücut fonksiyonlarımızı, zihinsel canlılığımızı ve enfeksiyonlara direncimizi sağlıyorlar. Karbonhidratların, proteinlerin ve yağların vücudumuz tarafından işlenmesini sağlamak da onların işleri. Bazı vitaminler aynı zamanda kırmızı kan hücrelerinin, hormonların, genetik materyalin ve sinir sistemimizdeki kimyasal maddelerin üretilmesine yardımcı oluyorlar. Peki neye vitamin diyoruz? Vitamin ve mineraller vücudun normal gelişiminin, fonksiyonlarının ve sağlığının sürdürülebilmesi için küçük miktarlarda ihtiyaç duyulan hayati maddeler olarak tanımlanıyor. Bu maddeler “mikro besinler” olarak da adlandırılıyor.

Çoğunu vücudumuz üretemediği için gıdalar yoluyla yiyerek, bazen de dışarıdan takviye ilaç şeklinde alınmaları gerekiyor. Gıdalar doğal halleriyle vücut için gereken birçok besleyici maddeyi ve vitaminleri bir arada içeriyor. “Doğal gıdalar lif deposudur” diyen İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil devam ediyor: “Lif sağlıklı bir sindirim için şarttır ve bazı hastalıkları engellemeye yardımcıdır. Eriyebilen lifler (bazı bakliyat, tahıl, meyve ve sebze çeşitlerinde) ve erimeyen lifler (tam tahıllar bazı meyve ve sebzelerde) kalp - damar hastalıkları, diyabet ve bağırsak hastalıklarına karşı koruyucu olabilir.

YAŞLILARIN YÜZDE 10-30’UNDA B12 EKSİKLİĞİ VAR

Doğal gıdalar dışında vitamin takviyesi alması gerekenler de bulunuyor. Sağlıklı beslenen yaşlıların bile yüzde 10-30’unda zayıf sindirim nedeniyle B12 eksikliğine rastlandığı, 50 yaş üzeri kişilerde ise böyle bir sorun tespit edildiğinde vitamin takviyesi gerekebileceği belirtiliyor. Benzer durum gebelerde folik asit (B-9) kullanımı için geçerli oluyor. Anne karnındaki çocukta sinir sistemi gelişim bozukluğu riskini azalttığı için anne sağlıklı beslense de gebelere folik asit takviyesi öneriliyor. Başka bir örneğin ise demir minerali olduğu belirtiliyor. Bitkisel demir, kimyasal açıdan hayvansal kaynaklı demirden farklı yapıda olduğu için vücutta kırmızı ete oranla yarı yarıya daha az emiliyor. Ispanak yanında C vitamini içeren besin veya takviye alınması da demir emilimini artırıyor.

KADINLAR MENOPOZ SONRASI D VİTAMİNİ ALMALI

FOLİK ASİT: Gebelik döneminde her gün 400 mikrogram folik asit alımının bebekte sakatlık gelişimini önlediği belirtiliyor.

B12 VİTAMİNİ: Midesinde “atrofik gastrit” hastalığı olanlarda ve 50 yaşından büyüklerin yüzde 10-30’unda B12 vitamin eksikliği görülebiliyor.

D VİTAMİNİ: Vejetaryenlerin (et yemeyen, sadece sebze ve meyve yiyenler) B12, D vitamini ve kalsiyum almaları gerekiyor. Yaşlı ve kadınların da menopoz sonrası D vitamini almaları öneriliyor.

DEMİR: Gebelikte demir ilavesi gerekiyor.

MULTİVİTAMİN TAKVİYELERİ YARARLI MI?

Dr. Özgür Şamilgil, “Sağlıklı bireylerin dengeli beslenmek kaydıyla herhangi bir vitamin ihtiyaçları yoktur, bunun yanında multi-vitamin kullanmalarının yararlı olduğunu ispat eden yeterli düzeyde ve kanıt gösterir bir çalışma da bulunmamaktadır ”diyor. Bu ürünlerin çoğunun kalite kontrolü açısından, ilaç tanımıma girmedikleri için çok detaylı testlerden geçme zorunlulukları olmadığını söyleyen Şamilgil, “Bu konuda saygın ve bağımsız bir laboratuvar tarafından yapılan testler sonucunda Amerikan piyasasında satılan 42 ürünün yaklaşık yüzde 40’ında çeşitli hatalar saptanması çok önemli” diyor. (Bu ürünlerin kimilerinin içindeki bazı maddeler etikete yazılandan az, kimilerinde fazla, kimilerinde hiç yok iken bazılarında etikette bulunmayan maddeler tespit edilmiş.) Bu konuda özellikle internetten alınan ürünlerin güvenilirliğinin daha düşük olduğu belirtiliyor. Ayrıca kişinin yaşı, cinsiyeti, sindirim sistemi, gıdaları tüketim şekli, miktarı, çeşidi, yaptığı egzersiz cinsi, sıklığı, yaşadığı çevrenin şartları (iklim, hava, su, toprak, sanayi kirliliği vb) ile kullandığı ilaçlar bile vitamin ihtiyacı konusunda belirleyici rol oynadığı için mucize bir multivitamin formülü arayışı gerçekçi bulunmuyor.

AŞIRI YORGUNSANIZ MAGNEZYUM VE B12’NİZ EKSİK OLABİLİR

Yorgu nluğa; çok çalışmak, uykusuzluk, stres gibi bazı enfeksiyonlar neden olabileceği gibi kansızlık, bazı vitamin ve minerallerin eksikliği ile bazı hormonların az salgılanması da yol açabiliyor. Bu sorunun devamlı olması halinde özellikle demir, B12 vitamini ve magnezyum eksikliğinin düşünülmesi gerekiyor. Kan şekeri düşüklüğü, tiroit hormonu azlığı ve böbreküstü bezinin az çalışması da (kortizol hormonu eksikliği) yorgunluk yapan nedenler arasında bulunuyor.

ALKOL

Aşırı alkol alanların Tiamin vitamini, folik asit vitamini, A vitamini, D vitamini ve B12 vitamini tüketmeleri gerekiyor.

GEBELİKTE OMEGA - 3 ALIMI ARTIRILMALI

Yapılan çalışmalar, çoğu insanın günlük beslenmesiyle yeteri kadar folik asit, B6, B12, D ve E vitamini alamadığını gösteriyor. Bu vitaminlerin ilave olarak standart multivitaminlerle alınması öneriliyor. Bu noktada çok fazla vitamin içerip “mega” veya “hiper” doz olarak adlandırılan vitaminlerin zararlı olabileceğine dikkat çekiliyor. Gebelikte ilk aylarda günlük 400 mikrogram folik asit öneriliyor. Bu dönemde önerilenler arasında multivitamin de bulunuyor. Yine gebelikte, Omega-3 alımının artırılması gerekiyor. Gebeliğin ilk 3 ayında fazla A vitamini alımının ise zararlı olabileceğine dikkat çekiliyor.

A VE D VİTAMİNLERİNİN DOZLARINA DİKKAT!

Vitaminler birlikte alınabilse de ilaç kullanan kişilerin bu konuda doktorlarına danışmaları gerekiyor. Yüksek doz vitamin alınması halinde zehirlenme riskinde artış meydana gelebileceği belirtiliyor. Özellikle D vitamini ile A vitamininin yüksek dozda ve devamlı alınmaması öneriliyor.

KİMİN HANGİ VİTAMİNE İHTİYACI VAR?

65 yaşın üzerindeki kişiler için: B6, B12, folik asit ve D vitamini

Menopozdaki kadınlar için: İlave kalsiyum ve D vitamini

Yeterince yemek yiyemeyen kişiler için: İlave vitamin

Düşük kalorili diyet yapanlar için: (Günlük 1200 kalorinin altında diyet yaparken) ilave vitamin

Sigara içenler için: C vitamini, B6 vitamini ve folik asit

Aşırı alkol alanlar için: B1 vitamini, folik asit, A vitamini, D vitamini ve B12 vitamini

Gebe olanlar için: Kalsiyum, folik asit, biotin ve demir desteği

Şeker hastalığı olanlar için: Damar sağlığı açısından benfotiamin (B1 vitamininin güçlü bir formu) vitamini

Sık hasta olanlar için: Bağışıklık sistemini artıran vitaminler

Vejetaryen olup tavuk, yumurta yemeyen, süt ürünü içmeyen veya tüketmeyenler için: B12 vitamini

Kronik hastalığı olup bu nedenle düzenli ilaç kullanan veya ameliyat olanlar için: Uygun vitamin

Öğün atlayan ve bunu alışkanlık haline getiren kişiler için: Uygun vitamin

HANGİ BESİNDE HANGİ VİTAMİN VAR ?

Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata, besinlerin içerdiği vitaminleri detaylı örneklerle anlatıyor

A VİTAMİNİ Karaciğer, süt, peynir, yumurta sarısı, patates, balık, kuru kayısı, havuç, tatlı patates, ıspanak, kabak, marul, tere, roka, brokoli, koyu yeşil renkli sebzeler, şeftali ve portakal gibi besinlerde bulunuyor.

D VİTAMİNİ Özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında bulunuyor. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde az miktarda oluyor. Bazı kültür mantarlarında da az miktarda D vitamini bulunuyor. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından yararlanılması gerekiyor. Bunun için her gün 15 - 20 dakika güneş görülmesi öneriliyor.

E VİTAMİNİ Zeytinyağı, ayçiçek yağı, ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, tereyağı, kırmızı et, ıspanak, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ile kivi, mango ve muzda bulunuyor.

K1 VİTAMİNİ Lahana, ıspanak, brokoli, karnabahar, mısır, patates, meyveler, yumurta sarısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve bitkisel yağlarda bulunuyor. Günlük ihtiyacın 10 mikrogram olduğu belirtiliyor.

B1 VİTAMİNİ (TİAMİN) Tam tahıllar, kuru bakliyat, soya fasulyesi, pirinç, kepekli ekmek, bezelye, yer fıstığı, patates, tavuk, biftek, yumurta sarısı, balık, karaciğer, süt, buğday, kuru üzüm, karnabahar, bezelye ve nohut gibi besinlerde bulunuyor.

B2 VİTAMİNİ (RİBOFLAVİN) Özellikle et, karaciğer, tavuk, yağsız süt, yoğurt, yumurta sarısı, peynir, papatya, ısırgan otu, adaçayı, brokoli, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, balık, baklagiller ve tahıllarda bulunuyor.

B3 VİTAMİNİ (NİASİN) Tavuk, hindi, biftek, tam buğday ekmeği, yumurta, peynir, balık, fasulye, bezelye, patates, yeşil yapraklı sebzeler, süt, kahve, çay ve tahıllar ile kuru bakliyatlar da B3 vitamini içeriyor.

B5 VİTAMİNİ (PANTOTENİK ASİT) Karaciğer, böbrek, maya, fındık, buğday, yumurta sarısı, brokoli, tavuk, balık, mantar, avokado, tam tahıllar, yoğurt ve süt gibi besinlerde bulunuyor.

B6 VİTAMİNİ (PRİDOKSİN) Muz, balık, et, fasulye, bezelye, tavuk ve hindi etinde, buğday, biftek, patates, fındık, kepekli ekmek, portakal, süt, ıspanak, ceviz ve avokado gibi besinlerde bulunuyor. Vejetaryen olanların ilave olarak B6 vitamini almaları gerekiyor.

BİOTİN - (Vitamin B7 veya Vitamin H) Bira mayası, tam buğday, yumurta sarısı, karaciğer, tavuk, kuzu eti, balık, süt ve peynirde bulunuyor. Biotin, bakteriler tarafından bağırsaklarda da üretiliyor.

B12 VİTAMİNİ Hayvansal besinlerde; kırmızı et, hindi eti ve çok az oranda süt ile yoğurtta bulunurken bitki ve mayada bulunmuyor. Bir bardak pastörize sütte 0.9 mikrogram B12 vitamini olduğu belirtiliyor.

FOLİK ASİT (VİTAMİN B-9) Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanak, fasulye, buğday, bezelye, fındık, baklagiller, kepekli ekmek, karaciğer, yumurta, balık, muz, portakal, limon, çilek, kiraz, patates ve mısırda bulunuyor.

C VİTAMİNİ Siyah üzüm, yeşil biber, mango, karnabahar, lahana, brokoli, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, üzüm suyu, patates, domates, bezelye, pırasa, muz, çilek, şalgam ve yeşil yapraklı sebzelerde oluyor. Bir orta boy portakalda 70 mg, bir domateste 23 mg ve bir greyfurtta 88 mg C vitamini bulunuyor.

 

YAZI DİZİSİ 3

VİTAMİNLER KANSERE YOL AÇAR MI?

Vitamin ve besin takviyesi kullanımında doktor ya da eczacımızdan çok arkadaşlarımızın görüşlerini dikkate alma dönemi bitmeli. Bilinçsiz kullanılan vitaminlerin sağlığa verdiği zarar ortada. D vitamini gibi birçok kanser türünü engellediğine inanılan bir vitaminin fazlası bile kalsiyumla alındığında prostat kanseri riskini artırabiliyor. O halde vitamin kullanımının şakaya gelmediğini bilelim

VİTAMİN kullanım alışkanlığımız bu konudaki bilincimizin de göstergesi. Bazı vitaminlerin eksikliği kişiyi hiç düşünmediği ciddi hastalıkların kucağına düşürebiliyor. Depresyondan demansa kas güçsüzlüğünden uyku bozuklukları ve unutkanlığa kadar pek çok sorun siz farkında olmasanız da çok yakınınızda. Felç ve osteoporoz gibi sorunlar da öyle… Yerinde kullanılan vitamin kansere karşı koruyucu olurken, fazla veya eksik olmasının kanser riskinde artışa neden olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, “Bu nedenle vitamin kullanımının doktor kontrolünde gerçekleşmesi büyük önem taşıyor” diyor.

VİTAMİN KULLANIMININ KANSERLE OLAN İLİŞKİSİ

Dr. Şamilgil, vitaminlerin kansere yol açıp açmayacağı konusunun hâlâ tartışmalı olduğunu söylüyor ve “Doktor kontrolünde aşırıya kaçmadan gıda ve takviye olarak vitamin alımı kanser riskinizi azaltırken, yetersiz veya aşırı tüketim riski artırabilir ”diyor. Vücut tarafından gerektiğinde A vitaminine çevrilen Beta Karoten takviyesinin asbest tozuna maruz kalan ve sigara içen kişilerde akciğer kanseri riskini artırabileceği belirtiliyor. Beta Karoten takviyesinin kanser üzerine etkileri tam olarak bilinmemekle beraber kadınlarda en tehlikeli cilt kanseri olan melanomu azalttığına dikkat çekiliyor. Düşük doz E vitamininin prostat kanserini engelleyici etkisi bulunurken yüksek dozda alımı riski artırabiliyor. E vitamini eksik bireylerde yapılacak takviyenin ise karaciğer kanseri riskini azaltabileceği belirtiliyor.

Uygun miktarda alınan folik asit (vitamin B9) bazı kanserlerin gelişimini azaltırken fazla miktarda tüketimi prostat kanseri riskini artırabiliyor. Uygun dozda kan düzeyi takibiyle alınan D vitamini, birçok kanser tipini engellese de yapılan bir çalışmaya göre bu vitaminin yüksek miktarda ve kalsiyum ile kombinasyonu prostat kanseri riskini artırabiliyor. Bazı araştırmalara göre ortalama dozlarda alınan multivitamin, prostat kanseri riskini azaltıyor olsa da prostat kanserinden ölümleri azaltmıyor. 7 yıllık bir çalışma ise saldırgan türde (hızlı gelişen) meme kanseri bulunan kadınlardan multivitamin kullananlarda ölüm oranlarının daha düşük çıktığını gösteriyor.

C VİTAMİNİ GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞINDA NE KADAR ETKİLİ?

C vitaminiyle ilgili olarak yaklaşık 80 yılda yapılmış 100 binden fazla çalışma bulunuyor.

Soğuk algınlığını engelleme ve iyileşme süresini azaltmada hâlâ tartışmalı veriler olması bağışıklık sisteminin yapısının karmaşıklığına bağlanıyor. Bazı araştırmalar bölünmüş dozlarda günde en az 1000 mg veya üzeri alındığında etkili olabileceğini iddia ediyor. Maraton koşusundan birkaç hafta önce bu dozlarda alınan C vitamininin maraton sonrası görülen soğuk algınlığı ataklarını yüzde 52 azalttığı görülüyor. Bazı araştırmalar bu vitaminin grip ve soğuk algınlığına yakalanma olasılığını hafif azalttığı ve iyileşme süresini birkaç gün kısalttığına işaret ediyor. C vitamininin bağışıklık hücrelerinin mikropları yakalayıp içine hapsetme kabiliyetini yüzde 30 kadar artırdığı ve gut hastalığı riskini azalttığı da belirtiliyor.

YAPAY VİTAMİNLERİN DE AVANTAJI OLABİLİR

Dr. Özgür Şamilgil, “İster yapay ister doğal vitamin takviye ürünleri olsun yüksek dozlarda kullanımları aynı derecede tehlikelidir” diyor. E vitamini açısından doğal ürün tableti daha güvenilir bulunuyor. Düşük dozlarda, yapay ile doğal olan arasında fark olmasa da yüksek dozlarda yapay E vitamini kanama riskini daha çok artırıyor. Doğal E vitamini ayrıca yapay olandan farklı olarak, sağlığa yararlı başka maddeler de içeriyor. Her doğal E vitamini ürününde bu maddelerin bulunmayabileceğine dikkat çekiliyor. K vitamininin doğal ürün tabletinin de yapay olandan daha faydalı olduğu ve kandaki K vitamin düzeyini daha iyi seviyeye getirdiği belirtiliyor. C vitamininin yapay veya doğal tüketilmesi önemli bir farklılık oluşturmasa da limonda bulunan “bioflavonoid” denilen ve doğal ilave maddeler içeren cinsinin emilimi daha kolay oluyor. Dr. Şamilgil’e göre bazen yapay vitaminlerin de avantajı olabiliyor. Örneğin Niasin’in (niacin: B-3) yapay formu doğal niasin’e göre ciltte daha az ateş basması ve kızarıklık yapıyor.

EKSİKLİĞİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata, vitamin eksikliğinde karşılaşılabilen sorunları anlatıyor:

B1 VİTAMİNİ (TİAMİN): B1 vitamininin eksikliğinde; beriberi hastalığı, kabızlık, yorgunluk, unutkanlık ve iştah kaybı görülüyor.

BİOTİN VİTAMİNİ (Vitamin B7 veya Vitamin H): İnsanlarda biotin eksikliğiyle nadir karşılaşılmakla beraber eksikliğinde saçlarda dökülme, seboreik dermatit, alopecia, cilt bozuklukları, depresyon, halsizlik, halüsinasyon (hayal görme), bacaklarda uyuşma ve karıncalanma görülüyor.

B12 VİTAMİNİ: B12 vitamininin eksikliği kan hastalığı (kansızlık-anemi) yaptığı gibi sinir hücrelerinin görevlerini yapamamasına da neden oluyor. B12 eksikliğinde kırmızı hücrelerde büyüme (makrositoz) ile karakterize anemi (kansızlık) görülüyor. Bu kişilerde ayrıca kanda LDH ve bilirubin yükselebileceği gibi bazen de lökosit ve trombosit sayısı düşebiliyor. Sinir sistemiyle ilgili olarak omurilik arka ve yan kısımlarında sinir hasarı ve buna bağlı özellikle bacaklarda “simetrik nöropati” denen hastalık gelişiyor. Uyuşma ve ataksilerle (bacaklarda istemsiz atma) başlayan bu durum denge kaybıyla devam ediyor. İleri aşamada halsizlik, kaslarda kasılma hali, felç, idrar ve gaita kaçırma meydana gelebiliyor. B12 vitamini eksikliği olan kişilerde osteoporoz da (kemik erimesi) sık görülüyor. Bu sorunda ayrıca; yorgunluk, halsizlik, bulantı, kabızlık, gaz, iştah - kilo kaybı, kansızlık, yürümede zorluk, denge bozukluğu, unutkanlık, dilde ağrı, bacaklarda his kaybı ve uyuşma ile kulakta çınlama gibi belirtiler ortaya çıkıyor.

FOLİK ASİT (VİTAMİN B9): Folat eksikliği olan kadınlarda düşük ağırlıklı ve sinir hasarlı bebek doğurma riski bulunuyor. Bebek ve çocuklarda folat yetersizliği büyümeyi yavaşlatıyor. Bu sorunda anemi de (kansızlık) oluşuyor. Bazı kişilerde ishal, iştah ve kilo kaybı meydana geliyor. Dilde ağrı, baş ağrısı, çarpıntı, unutkanlık ve davranış bozukluğu da sık karşılaşılan sorunlar arasında bulunuyor. Bu sorunda kanda “homosistein” yükseliyor.

A VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ: A vitamini eksikliği olan kadınlarda; gece körlüğü, gözyaşı azalması ve kuru göz (Kseroftalmi), göz kornea tabakasında yara, enfeksiyonlara direncin azalması, çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, nezle ve ishalin sık tekrarlanması gibi sorunlar meydana geliyor.

D VİTAMİNİ: D vitamini yetmezliği günümüzde çocuk ve erişkinlerde oldukça yaygın görülüyor. Bu sorunda besinlerle alınan kalsiyumun ancak yüzde 30’u bağırsaklardan emiliyor ve kan kalsiyum seviyesi düşüyor. D vitamini eksikliği, bu vitaminin besinlerle az alınması veya az güneş görülmesi durumunda oluşuyor. Raşitizm ve osteomalazi gibi kemik hastalıkları D vitamini eksikliğinde ortaya çıkıyor. Çocukluk ve gelişme çağında D vitamini eksikliği varsa, kemiklerde raşitizm denen hastalık oluşuyor. Raşitizm hastalığında kemiklerde mineral eksikliği bulunuyor. Bu nedenle kol ve bacak kemikleri eğriliyor, bıngıldaklar geç kapanıyor ve kaburgalarda bozukluklar oluşuyor. Erişkinlerde ise D vitamini eksikliğinde, “osteomalazi” adı verilen kemik hastalığı meydana geliyor. Bu hastalarda kemikteki mineraller kayboluyor ve kemik ağrıları gelişiyor. D vitamini eksikliğinde kaslarda güçsüzlük ve ağrı da meydana geliyor.

E VİTAMİNİ: Vitamin E yetmezliği nadir görülüyor. Bunun günlük diyette tokoferolün (E vitamini) çok fazla olmasından kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Serumda E vitamini azlığı kan seviyesi 0.5 mg/d’den az olunca oluşuyor ve genellikle yağ emiliminin bozulduğu; siroz, safra tıkanması, kistik fibrozis, pankreas yetmezliği, Chrohn hastalıklarında meydana geliyor. Kandaki kırmızı kan hücreleri (eritrosit) E vitamini eksikliğinde kısa sürede ölüyor. Hemolitik kan hastalıklarının olduğu hastalarda kanda E vitamini düzeyi düşük bulunuyor. Bu hastalar E vitamini tedavisinden önemli yarar görüyor. E vitamini erken doğan prematüre bebekleri hemolitik anemiden koruyor.

C VİTAMİNİ: C vitamini eksikliğinde, ‘skorbüt’ adı verilen bir hastalık meydana geliyor. Bu hastalıkta diş etlerinde kanama ve dişlerde sallanma oluyor. C vitamini eksikliğinde kolajen sentezi ve bağ dokusunda bozulmalara da rastlanıyor. Sonuçta morarmalar, “peteşi” adı verilen nokta tarzı kanamalar, eklem ağrıları ve yara iyileşmesinde sorunlar meydana geliyor. Bunun dışında; halsizlik, eklem şişliği, eklem ağrıları, depresyon ve nöropati de gözleniyor. C vitamini eksikliğinde ciltte kırışma, yaraların iyileşmesinde gecikme ve eklemlerde hassasiyet de oluşuyor.

ANTİBİYOTİK VE İDRAR SÖKTÜRÜCÜLER VİTAMİN EMİLİMİNİ BOZUYOR

Safra kesesi, karaciğer, pankreas, bağırsak ve böbrek sorunu olanlar ile bu sorunlarla ilgili ameliyat geçirmiş kişilerde gıdaların emilimi bozulabiliyor. Ayrıca bu organlara ait sorunlar nedeniyle kullanılan mide asidini azaltan ilaçlar, antibiyotikler, kabızlık ilaçları ve idrar söktürücüler de vitamin emilimini bozabiliyor. Bazı diyabet ilaçlarının da sindirim sisteminden B12 emilimini bozmaları nedeniyle bu hastalara vitamin mineral takviyesi öneriliyor.