Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YAKLAŞIK 1 yıl evvel şarkıcı eşi Ebru Gündeş ve kızıyla birlikte tatil amacıyla ABD’ye giden İran kökenli genç işadamı Reza Zarrab havalimanında iner inmez FBI tarafından yakalandı ve sonra da İran’a konulan ambargoyu delenlerin başında geldiği iddiasıyla yargılanmak üzere tutuklandı. (Bu seyahat ve tutuklanmayı ayrı bir parçada değerlendireceğim. O parçayı da dikkatle okumanızı salık veriyorum.)

        New York’ta mahkemeye çıkarılan Zarrab’ın ardından aynı konuda tutuklanan ikinci isim ise yine bir iş seyahati nedeniyle ABD’ye giden Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla oldu. İran’a koyduğu ambargoyu akıllıca yöntemler kullanarak delen Türkiye’den bir biçimde bunun hesabını sormak için Zarrab’ı resmen koz olarak kullanan ABD’nin son hamlesi de bildiğiniz üzere eski bakan Zafer Çağlayan oldu...

        Peki ABD’nin amacı ne? Ne yapmaya çalışıyor bu davayı Türkiye’ye karşı koz olarak kullanarak? Bunun yanıtını mevzuyu anbean takip eden usta bir hukukçu olan ve aynı zamanda da siyasetin göbeğindeki bir ağabeyimin söyledikleri ile cevaplayayım... Dediği şu: “ABD’nin amacı Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak! Pazarlık olarak bu davayı kullanıyor!” Biliyorum... Bu cevap üzerine haklı olarak kendi kendinize sorduğunuz “Neyin pazarlığı?” sorusunu bizim üstada sordum...

        “Suriye, PYD, YPG ve dahası Kuzey Irak’ın bağımsızlığı meselesi vs...” dedi ve ekledi: “Asla tesadüf değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York merkezli BM ziyaretinin hemen öncesi atılan bu adımlar! Hepsinin bir nedeni, hedefi ve hesabı var!”

        EYY, ABD’YE ALKIŞ TUTAN AKIL FUKARALARI!

        DÜN Twitter’daki hesabımdan, “Ülkesinin dibini oyan hain FETÖ’yü barındıran ABD’ye tek bir laf etmeyenlerin Zarrab davası sebebiyle alkış çırpmaları büyük ikiyüzlülük!” şeklinde bir tweet attım. Ondan sonra da muhaliflerin haksız saldırılarıyla karşı karşıya kaldım. Çeşitli hakaretler eşliğinde tabii... Onlara göre Zarrab ve o dosyada adı geçenleri aklama, paklama gibi bir çaba içerisindeymişim filan! Topuna cevap veriyorum izninizle: “Allah sizi bildiği gibi yapsın! Bu haksız saldırılarınız hepinizin ayağına dolansın!” Gidin bir arşivleri karıştırın suçlamadan önce! O dosyayla ilgili takipsizlik kararı verildiğinde Sabah Gazetesi’nde “FETÖ’ye karşı verdiğim mücadeleyi Reza Zarrab ve avanesinin arkasını toplamak için vermedim! Bu takipsizlik kararı yanlıştır, bu yargılama mutlaka yapılmalıdır!” diyerek savcılara itiraz eden tek bir yazar vardı o gazetede ve o da bendim! Derdim hiç kimseyi aklamak falan değil yani! Derdim bir iç meselemizi malzeme yapıp ülkemi köşeye sıkıştırmak gayesiyle bunu koz olarak kullanmaya kalkan samimiyetten yoksun, ikiyüzlü ABD derin devletinin oyunlarına ortak olmamak!

        Anlatabildim mi?

        ZARRAB NEDEN GİTTİ ABD’YE?

        O gün ortaya atılanlara göre yazıyorum; Zarrab İran’a olan borcundan dolayı can güvenliği yani ölüm korkusu yaşıyordu... Ortağının idamla yargılanmasının ardından kendisinin de başına büyük bela geleceğini gördü. Türkiye’nin de bu belayı defetmesinin çok mümkün olmadığını hissetti ve bu korkuyla da ABD’deki derinlerle anlaşma yaptı. Hatta iddiaya göre bu anlaşma burada Türkiye’de yapıldı. CIA’nın organize ettiği bir ekip Türkiye’ye gelmiş ve Zarrab’ı tutuklayacak sürecin nasıl olacağını oturup tek tek anlatmışlar kendisine ve yol haritasını da önüne koymuşlar. Eşi Ebru Gündeş’in de bu olup bitenlerin hepsinden haberi olduğu ve o yol haritasının dört dörtlük hayata geçmesi için de ailece ABD’ye tatile gidiyormuş süsünü birlikte planladıkları yine söylentiler arasındadır. Hülasa... Doğru mu emin değilim ama bu söylentiler üzerine insan ister istemez, “Yaptığı işle Amerika’yı kızdırdığını çok iyi bilen ve gittiği anda tutuklanmasının da kesin olduğu avukatları tarafından kendisine belirtilen bir insan sırf çocuğunun Disneyland merakını gidermek için neden böyle bir risk alır?” sorusunun da peşine düşüyor.

        **************

        KİM DEMİŞ FETÖ BİTTİ DİYE!

        15 Temmuz sonrası yapılan operasyonlarla FETÖ belasından ülkenin tamamen temizlendiğini söyleyip bu işten tamamen kurtulduğumuzu düşünenlere cevaben savunduğum tek bir şey vardı hep! “Bitmediler... Sadece içeride olanlar üzerinden bir kısım temizlik yapıldı o kadar! Hâlâ derin kriptoları en kritik görevlerde işbaşında ve hâlâ dış dünyada Türkiye aleyhtarlığı konusunda en güçlü lobiye sahipler!”

        Keşke ben haklı çıkmasaydım. Keşke yanılan ben olsaydım ama maalesef öyle olmadı! FETÖ’nün dış dünyada özellikle Amerika ve Avrupa ülkelerinde ne kadar güçlü bir lobiye sahip olduğu bir kez daha anlaşıldı. Zarrab kozunun arkasında da bu lobinin yani hainler ordusu FETÖ’nün alçak akıl hocalığı olduğundan zerre-i miskal şüphem yok!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar