Oray Eğin
Oray Eğin 06 Nisan 2017 Perşembe, 00:51:4409:23:00 Tüm Yazıları »
Kürtler sizin kavganızı vermek zorunda mı?

 

Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve devlet kurma hayalinin Nuray Mert ve Ece Temelkuran gibi kendilerine aksesuvar olarak dava edinmek isteyen birtakım broş muhaliflerinden evveli var. En az 300 yıllık bir hak arama savaşı bu ve tarihin hiçbir döneminde amaçlarına şu anki kadar yakın olmamışlardı.

Kimse son 15 yıl içinde kat edilen yolu inkâr edemez. Daha 80’li yıllarda varlıkları inkâr edilen, bastırılan, dilleri yok sayılan bir halk en temel haklarına kavuştu öyle ya da böyle. Siz çocuklarınıza istediğiniz ismi veriyordunuz ve bu hakkı hiç sorgulamadınız, ama Kürtlerden bu bile yıllarca esirgenmişti.

Daha da fazla yol alınacaktı. PKK silah bırakmaya razıydı devletle pazarlık masasına oturduğunda. Kamuoyu aşama aşama başta Öcalan’ın ev hapsi olmak üzere hazırlanıyordu.

Sürecin özellikle FETÖ tarafından sızdırılan kayıtlarla nasıl engellendiğini biliyoruz. Bir yandan da FETÖ kanallarında kullanılan birtakım düşük liberaller Kürtleri gaza getiriyordu.

“Masadan kalkın” diye haykırıyordu Mehmet Altan.

Kürtler masadan kalktı, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere asli kuruluş amacı ve varlık sebebi Kürt halkının çıkarlarını korumak olan HDP’nin kafasını karıştırdılar. HDP’ye hiç aklında olmadığı halde Erdoğan’la mücadele misyonu yüklendi. Oysa Erdoğan’la masaya oturmak, pazarlık yapmak, masadan kimi tavizler verse de bir şeyler kazanarak ayrılmak daha kârlı olacaktı. Masadan kalkılmasaydı büyük ihtimalle Demirtaş ve arkadaşları hapse girmeyecek, PKK yeniden silahı eline almayacak, Güneydoğu 90’lı yıllardaki hayalet kentlere geri dönmeyecek, kan akmayacaktı.

Kuşkusuz, muhalif kesim başta Demirtaş olmak üzere HDP’ye Erdoğan’ın gücünü bir ölçüde kırdığı için minnettar. Ama HDP’nin (ve Kürt hareketinin) önceliği ve çıkarına olan Erdoğan’ın gücünü kırmak mıydı, ondan alabildiğini almak mıydı? Demirtaş bir umuttu belki ama verdiği, vermeye soyunduğu onun kavgası değildi.

YENİ FIRSAT

Kürtler için 16 Nisan referandumu yeniden masaya oturmak için bir fırsat oldu.

“Evet” çıkmasını isteyen iktidarın Kürtlerin oyuna ihtiyacı var; MHP’li seçmene güvenilmeyeceğini anladılar. 12 Eylül 2010 referandumunda Devlet Bahçeli sıkı “Hayır”cıydı, ama kendi memleketi dair evet oyu verdi. Şimdi de seçmenin liderden bağımsız hareket etme ihtimali var.

Tarihin cilvesi işte, şartlar Kürt hareketinin de elini kuvvetlendirdi. Yüzde 10’luk oyları yeniden pazarlık masasına oturma ihtimali doğurdu. Az gibi görünse de kritik bir oran bu. Sistemde nasıl bir kırılma/rahatsızlık etkisi yaratabileceğini Haziran 2015 seçimleri göstermişti.

Kürt halkı eğer sandıktan “Evet” çıkmasına katkılarının karşılığını alabileceğini görürse bu tercihlerinden dolayı onları kim yargılayabilir? Hasan Cemal istediği kadar kızarsa kızsın, öncelikleri liberallerin intikamını almak değil 300 yıllık mücadelede yol kat edebilmek. ABD de referandum sonucu masanın yeniden kurulması için bastıracaktır.

Tabii haziran seçimlerinden sonra yaşanan sürecin acı tecrübesi de belleklerde. Güneydoğu’da tedirgin bir sessizlik hâkim şimdilik. Kürt halkı sandıktan “Hayır” çıkması ihtimalinin sonucunda huzurunun yine kaçacağına ikna olursa ve sırf bu yüzden bile “Evet” oylarına katkıda bulunursa, yine kim onları suçlayabilir?

 

KESİNLİKLE GİZLİ 'EVET'Çİ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk günden beri gizli “Evet”çi olduğunu düşünüyordum, her geçen gün bu düşüncem kuvvetleniyor.

FETÖ’cülerin pompaladığı “15 Temmuz kurguydu” propagandasına katkıda bulunacak “Elimde belge var, açıklarım” demesinin saçmalığı nedir? Dün Abdülkadir Selvi’yle konuşmasından öğreniyoruz ki Kılıçdaroğlu’nun elinde henüz öyle açıklanacak bir belge yok. Ortada sadece bir şüphe var, belki ileride belgeye dönüşebilir.

Partisinin aklı zaman zaman tutulma yapan vekillerinin tuhaf söylemleri de gizli “Evet”çiliğin Kılıçdaroğlu CHP’sinin bir politikası olduğunu düşündürüyor. “Evetçileri İzmir’e dökeriz” diyen dikkat çekme meraklısı o vekili ciddiye bile almıyorum.

Ama Muharrem İnce’nin geçen akşam Ahmet Hakan’a söylediklerinin üzerinde durmak istiyorum.

FEDERASYON VAADİ

“Yeni sistemde Cumhurbaşkanı isterse federasyon kurabilir” diyor İnce. Toplumsal algımızda “Federasyon eşittir Kürt devleti” olduğundan milliyetçi seçmeni bu korkuyla mobilize etmeye çalışıyor.

Oysa iktidarın bile dile getirmediği, kimsenin tartışmadığı ve henüz bir ihtimal olarak ortaya çıkmayan federasyon, Kürtlerin belki de en çok duymak istediği vaat.

Yeni Anayasa geçer de federasyon ihtimalinin ortaya çıkacağına Kürt halkı inanırsa Güneydoğu’dan rekor “Evet” oyu çıkar.

Bunu göremeyecek kadar aciz mi İnce?

“Evet” cephesinin yerinde olsam İnce’nin bu öngörüsüz, düşünülmeden ağzından çıkan federasyon söylemini propaganda amacı olarak kullanırdım Güneydoğu’da. 

Sandıktan “Hayır” çıkarsa bu CHP’ye rağmen olacak, “Evet” çıkarsa da CHP’nin katkılarıyla.

 

#Not

KESİNLİKLE 'HAYIR'CI

Abdülkadir Selvi’ye yine Başbakan’dan telefon gelecek. Gerçekten kendisini tutamıyor, eskiden satır aralarına gizliyordu, şimdi gönlünden geçen oyun “Hayır” olduğu adeta taşıyor cümlelerinden. Ciddiyim, dikkatli okuyun, bu aralar en sert muhalif o.

 

HİP-HOP HAFTA SONUM

1 Netflix’te Bronx’ta hip-hop kültürünün doğuşunu anlatan “Get Down” dizisinin ilk sezonunun ikinci kısmı yayınlanacak. Televizyon tarihinin en pahalı yapımı, para en çok ayrıntılara harcanmış. Diyelim bir sahnede o dönemde kullanılmayan bir aksesuvar, bir kıyafet kullanılmış. Hemen o sahneler gerçekliğe sadakat adına yeniden çekilmiş. Dizinin yapımcısı Baz Luhrmann takıntılı, biliyoruz. “Get Down” ilk beş bölümde ancak karakterleri tanıtmış, hikâyeye girememişti. Şimdi yeni bölümleri bu yüzden heyecanla bekliyorum, bir oturuşta izlemek için.

 

2 Kendrick Lamar’ın yeni albümü -büyük ihtimalle- çıkıyor. Rap krallığının şu anda tepesinde bir ozan olarak oturan (rap’in Dylan’ı bir anlamda) Lamar arka arkaya çıkardığı şarkılarla bir albümün yolda olduğunu söyledi. Diğer rap’çilere meydan okuyarak “Ayağınızı denk alın, kıçınızı başınızı 7 Nisan’a kadar toparlayın” dedi. Bugüne kadar çıkardığı iki albümü birbirinden farklı olsa da ayrı ayrı başyapıt olan Kendrick Lamar’ın üçüncü çalışması için günler nasıl geçiyor, sormayın. Umarım beklenti çıtamı bu kadar yukarıda tutmuşken hayal kırıklığına uğramam. Ama bu albüm çıktığı anda kafama kulaklığımı (Beats Studio) geçireceğim ve dünyadan kopacağım, o belli.