Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ne güzel söylüyor Erkin Koray... Tam da bizi anlatıyor...

        Yılan hikayesine dönmenin de bir asaleti var, o değil... Brezilya dizilerinin, bir süresi var, o da değil... Peki ya nedir?.. Olsa olsa ihmaldir, yoksa ilgilenmemektir veya o da değilse, belli dengeleri gözeterek buna cesaret edememektir...

        Ancak, kesin olan bir şey var, o da yıllar önce çalışmasını yaptığımız ‘‘Spor Kulüpleri Yasası’’, ne yazık ki, hala çıkarılamamıştır...

        2002 sürecinin ilk spor bakanı Mehmet Ali Şahin döneminde başladığımız 2008’den buyana bir türlü çıkaramadığımız bu yasa taslağı, ne yazık ki 10 yılı aşkın bir sürede, hala kanunlaştıramadık...

        Murat Başesgioğlu, Faruk Özak, Suat Kılıç, Çağatay Kılıç ve Osman Aşkın Bak... Tam 5 bakan geldi, özellikle de kulüplerimizin olmazsa olmazı bu yasayı, hayata geçiremedi...

        Halbuki, her gelenin de en büyük önceliği buydu, ancak söz verdiği halde, bu yasayı çıkaramayan bakanlar olarak tarihe geçti... Bir yılı geride bırakan ve çok güvendiğim arkadaşım Sayın Osman aşkın Bak da söz verdiği halde bu kanunu çıkaramamış bakanlar listesine, son halkayı eklemek üzere...

        Zaman su gibi akıyor ama 16 yıllık iktidar döneminde, spor lehine rekor kanun yapan, sayısız düzenlemeye imza atan, büyük fedakarlıklar yapan bir iktidarın, spor bakanları, bu yasayı bir türlü çıkaramadı.

        TRABZONSPOR’A ALKIŞ

        Spor Kulüpleri Yasası çıksaydı, hiçbir kulüp, böylesine borç batağına saplanmayacaktı... Başkan ve yöneticiler, borçlandırdıkları her kuruştan, re’sen ve müteselsilen sorumlu olacaktı...

        Paraları kendi şirketlerinden, borçları baba servetinden ödemek zorunda kalacak, yoksa hapsi boylayacaktı... Böyle bir kanun varken de caydırıcı olacak, hiç kimse kulübünü iflasın eşiğine getiremeyecekti...

        Tabii ki de devleti de zarara uğratamayacak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyemeyecekti... Kulübü batarken kendileri zenginleşen simsar başkan, yönetici, hoca ve menacerler, ortalarda dolaşamayacak, Türk sporu bu kadar kirlenmeyecekti...

        Bereket ki, en çok yağmalanan ve geliriyle orantılanamayacak kadar gidere mahkum edilen Trabzonspor, Ahmet Ağaoğlu yönetiminde kendi söküğünü dikmek için ciddi bir adım attı... Bakanlarımızın yasa ihmalini aşarak, kendi tüzüğünü değiştirdi ve bunu kamuoyuna ilan etti...

        Büyük yürek isterdi bu, kendi eliyle kendisini yükümlülük altına soktu ve adeta ders verdi... Alkışlıyoruz Trabzonspor yönetimini ve bütün kulüplere, tabii ki de TFF ile sporu yöneten herkese örnek gösteriyoruz...

        Devletimizi, hükumetimizi ve özellikle de Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızı göreve çağırıyoruz... Artık şu işi bir an önce halledin ve kulüpleri daha fazla yağmalatmayın... Suçluları da kolundan tutup adalete teslim edin... Bir daha yöneticilik yapamayacak şekilde spordan tasfiye edin ve sporu, özellikle de futbolu temizleyin...

        ALMANYA’YA OH OLSUN

        Rusya’da devam eden Dünya Kupası finallerinde pek çok favori ülke erken elendi ve devler, ülkesine döndü... 4 kez şampiyon İtalya zaten yoktu da, diğer arkadaşlarını da yanına aldı... Tek şampiyonluğu olan İspanya, 2 kupalı Arjantin, 4 defa şampiyon Almanya da evine döndü... Artık Ronaldo da yok, Messi de Dünya Kupası’nda...

        Diğerlerine üzüldük doğrusu ama yıllarca örnek aldığımız, hep alkışladığımız Almanya’nın elenişine, bu sefer çok sevindik... Hatta “Oh olsun” bile dedik... Siyasi kafayla futbolu kavgaya alet etmenin sonucu bu... Merkel’in milletvekili, ırkçı federasyon başkanı Eberhard Grindel, Mesut ve İlkay’a karşı kin ve Türk düşmanlığı ile bezediği siyasetiyle koca Almanya’nın moralini ve dengesini bozdu, takımını sabote etti, bindiği dalı kesti, boyunun ölçüsünü de aldı...

        Mesut-İlkay değil, Almanya kaybetti... Şampiyon aldığı bir takımı, rezil eden bir başkan olarak tarihe geçti... Yazıklar olsun böyle anlayışa, oh olsun Almanya’ya...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar