21 AĞUSTOS 2017
X
Son dakika gelişmelerin de anında haberdar olmak için, anlık bildirim almak ister misiniz?
ANIMSAT
EVET
Fatih Altaylı
Fatih Altaylı 20 Mayıs 2017 Cumartesi, 12:58:1712:58:28 Tüm Yazıları »
O gün AB ‘Evet’ deseydi

 

Bugünlerde yurtdışında Türk olmak, hele hele Türk gazeteci olmak insana mutluluk vermiyor.

Oysa çok değil 10 yıl öncesinde Avrupa’da çok keyifle dolaşıyorduk.

Türkiye parlayan yıldızdı.

Meslektaşlarımızın bile gıptayla baktığı bir ülkeydi.

Sokaktaki sıradan Avrupalı, Türkiye’nin AB’ye üye olduğunu zannediyordu.

Şimdi ise Türk olduğumuzu öğrenen, acıyan gözlerle bakıyor, gazeteci olduğumuzu anlayan ve biraz da entelektüel düzeyi olan ise başlıyor Türkiye aleyhine sallamaya.

Bazen bu eleştiriler öylesine ağırlaşıyor ki, bir Türk vatandaşı olarak dayanmakta zorlanıyorsunuz.

Geçenlerde Berlin’in en iyi lokantalarından birinde yemek yiyoruz.

Müşteriler arasında Berlin’in üst tabakası var.

Almanya’nın en önemli dergisinin yayın yönetmeni, gazeteciler, sanayiciler, içerisi dolu.

Yanımdaki masada bir Alman gazeteci ve eşi, onların yanında da bir reklamcı ile eşi oturuyor.

SİZİN HATA YAPMA HAKKINIZ VAR DA BİZİM YOK MU?

Gazetecinin eşi, bizimle sohbete başlıyor.

Türkiye aleyhtarı bir konuşma.

Türkiye’nin Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiğini, Suriye’yi karıştırdığını, milyonlarca mültecinin Türkiye’nin eseri olduğunu anlatıyor.

Önce biraz sabırla dinliyorum.

Dayanamıyorum, “Çok da haklı değilsiniz. Suriye’ye karıştıran Türkiye değil. Önce sizin de aralarında bulunduğunuz Batı ülkeleri Suriye’ye saldırdı. Türkiye o sırada bu durumu yatıştırmaya çalıştı, ama en sonunda Türkiye de olaya müdahil oldu” diyorum.

Alman kadın, olayların başlangıcını hatırlamıyor belli ki! “

Ama sonuçta Türkiye’nin hatası nedeniyle iş tırmandı. Yüz binler öldü. Milyonlar evinden oldu” diyor. “Haklısınız. Türkiye hata yapmış olabilir. Aynı sizin ülkenizin 1930’ların sonunda yaptığı gibi. Hatırlarsınız belki, 50 milyon insanın öldüğü bir savaşı başlatmıştınız” diyorum.

“O 70 yıl önceydi, bugün değil” diyor.

“Goethe’yi, Schiller’i, Wagner’i, Marx’ı, Heidegger’i, Planck’ı, Humboldt’u, Einstein’ı, Kant’ı, Bach’ı, Brahms’ı, Brecht’i, Schopenhauer’u, Gutenberg’i, Keppler’i, Nietzsche’yi ve daha burada sayamayacağım onlarcasını o zamandan önce yetiştirmiş Almanların hata yapma hakkı var da, bunların hiçbirine sahip olmayan bizim hata yapma hakkımız yok mu? “ diyorum.

MADEM ŞAHANEYİZ, NİYE KAPIDAN ÇEVİRDİNİZ?

Kadın önce bir duruyor.

İki nefes alıp devam ediyor.

“Tamam ama bugün başka bir dünyada yaşıyoruz. Türkiye, Avrupa’ya üye olmak isteyen bir ülke olarak bunları yapmamalı. Gazetecileriniz hapiste. Özgürlükleriniz kısıtlanmış vaziyette. Pek çok Türk arkadaşımız var. Çok şahane insanlarsınız. Siz Türkler bunu hak ediyor musunuz?” diyor.

“Yüzde yüz haklısınız. Dediğiniz gibi biz Türkler genelde şahane insanlarız. Peki ben size bir soru sorayım. Bu şahane insanlar dediğiniz Türklerin ülkesi bundan 13 yıl önce Avrupa Birliği’ne tam üye olmak için başvurdu. O zaman Türkiye böyle bir yer de değildi. Acaba o şahane insanların ülkesini AB’ye kabul etseydiniz, kapıda süründürmeseydiniz, o şahane insanların ülkesini Avrupa Birliği’ne almış olsaydınız Türkiye bugün böyle mi olurdu? Türkiye’nin bugün bu halde olmasında hiç payınızın olmadığını mı düşünüyorsunuz. Bence en büyük suçlu, başta Almanya olmak üzere sizsiniz. Bugün suçladığınız Erdoğan o gün Avrupa’ya girmek için çok uğraştı. Belki de bu kadar kızgın olması sizin kabahatiniz” dedim.

Kadın sonunda sustu.

“Galiba bu konuda haklısınız. Türkiye’ye haksızlık yaptık” dedi.

Ülkemizi savunmak istiyoruz da...

Yukarıda okuduğunuza benzer sohbetleri her yerde yapıyoruz ve tüm hatalarına rağmen Türkiye’yi savunmaya çalışmak vazifemiz.

Bu ülke bizim, dün de bizimdi, yarın da bizim olacak.

Ancak özgürlüklere yönelik kısıtlamalar, Türkiye’yi savunmayı güçleştiren en önemli unsur.

Bu bu yazıyı yazarken, Sözcü Gazetesi’ne yönelik operasyon haberi geldi.

Al başına belayı.

Tek tük muhalif gazeteden birine daha operasyon.

Suçlama yine aynı: “Terör örgütü üyesi olmadan, terör örgütünün eylemlerine destek vermek.”

FETÖ’ye açık, net destek olanlar ortalıkta fıldır fıldır gezerken, Sözcü’ye operasyon.

İlk gelen bilgilere göre suçlama, Cumhurbaşkanı’nın nerede tatil yaptığını haber yapmak olmuş.

Ben hayatımda böyle suçlama görmedim.

35 yıllık meslek hayatım boyunca Cumhurbaşkanlarının nerede tatil yaptığı gazetelerin merak konusu ve haberi olmuştur.

Bunu tespit edebilen her gazete haber yapmıştır.

Cumhurbaşkanı’nın yaverleri, koruma ekibinin kimi üyeleri FETÖ üyesiyken, Cumhurbaşkanı’nın nerede tatil yaptığını öğrenmek için gazete haberine mi ihtiyaç duyuyordu bu örgüt Allah aşkına...

Sayın savcılar, bu yaptığınız işlerle Türkiye’ye fayda değil zarar veriyorsunuz.

Kripto falan değil, aşikâr FETÖ’cüler ortalıkta gezerken, siz bunlarla mı uğraşacaksınız!

Emin olun FETÖ’cü savcılar Türkiye’ye ancak bu kadar zarar veriyordu.

Not: Bildiğim kadarıyla Sözcü Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay 1 hafta önce Türkiye’deydi. Niye o zaman savcılığa davet edilmedi!

Ne Zaman Adam Oluruz?

Güven kazanmanın yıllar, kaybetmenin ise bir an aldığını bildiğimiz zaman.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ! (19)
  • Misafir 2017-05-26 15:03:06 BEYEFENDİ KOMPLEKSİNİZİN NEDENİ NE DİR SORMUYORUM. HAYRANI OLDUĞUNUZ BATI MEDENİYETİNİN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRMEDİYSENİZ O SİZİN SORUNUNUZ. BÜTÜN O SOYLU AYAKLARI ÇIKARLARI OLDUĞU SÜRECE VAR
TÜM YORUMLARI GÖSTER!(19)