Fatih Altaylı
Fatih Altaylı 21 Mart 2017 Salı, 06:36:2208:48:55 Tüm Yazıları »
Kardeşler Krallığı

 

“Duyduğum kadarıyla Aykut Kocaman planı, başkanın kardeşi Ali Yıldırım’ın planı. Vallahi Galatasaray da aynı... Orada Ali Yıldırım, Galatasaray’da Mehmet Özbek... Her iki kulüpte de kardeşler krallığı var.”

F.Bahçe’de artık ipler iyice kopuyor. Aykut Kocaman’ın yeniden gelmesine camianın yüzde 80’i karşı çıkıyor. Bu durumda takım seneye daha kötü olmaz mı?

- Fenerbahçe bildiğimiz Fenerbahçe. Eskiden Fenerbahçe’de bunlar olurdu ve Fenerbahçe bundan beslenirdi. İşin komiği şimdi Galatasaray da Fenerbahçe gibi oldu. Fenerbahçe ise artık bundan beslenemiyor çünkü en büyük gücünü, taraftarını kaybetti. Sakın yanlış anlamayın Galatasaray da bundan beslenemiyor ve beslenemez. Genetiğine aykırı Galatasaray’ın... Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım ve saz arkadaşları ya da “hık” deyicileri yüzünden taraftar futbol tarafıyla bağını kopardı.

YÖNETİM ÇOK YIPRANDI

Yönetim ise çok eskidi, çok yıprandı. Benim duyduğum kadarıyla Aykut Hoca planı, başkanın kardeşi Ali Yıldırım’ın planı. Vallahi Galatasaray da aynı... Orada Ali Yıldırım, Galatasaray’da Mehmet Özbek... Her iki kulüpte de kardeşler krallığı var. Neyse... Aykut’u getirmek isteyen Ali Yıldırım... Camia karşı olsa ne olur ki! Aziz Yıldırım “Evet” dedikten sonra kim ne diyebilir? Aziz Bey, Aykut’a karşı olanları stada sokmaz olur biter. Zaten stada pek giden de kalmadı ya...

 

HAGİ YA DA SERGEN OLSA BEŞİKTAŞ KUPAYI ALIR

- Beşiktaş’ı Antalya karşısında nasıl buldunuz? Takımın kötü görüntüsü sizce yorgunluktan mı?

- Kötü buldum ama geçen haftalarda size söyledim, “Beşiktaş daha zorlanacak” diye. İki kulvarda koşunca bu sıkıntılar oluyor. Hele hele zorlu bir Avrupa kupası maçından sonra ligde iş zor. Bunun nedeni fiziksel yorgunluk değil. Olympiakos maçında büyük stres yaşadı futbolcular. Çok zor bir işi başardılar. Haliyle bir adrenalin patlaması oluyor. Sonra da bunun boşalması geliyor. Bu da futbolcuda bir sıkıntı yaratıyor. Spor yapanlar bunu bilir. Bunu kontrol edebilenler, yüksek adrenalinli müsabakalardan kısa süre sonra yeniden başarılı müsabaka çıkaranlar çok yüksek standartta sporculardır. Yani mesele laktik asit birikmesi değil, adrenalin yükselip düşmesi.

- Lyon eşleşmesi için yorumlarınız nedir?

- Kim çıksa zor eşleşmeydi. Lyon da kolay değil. Beşiktaş-Olympiakos maçını müdürünüz Halil Özer’le beraber izledim. Beşiktaş golü yedikten sonra sallanmaya başladı. Tam o sırada Aboubakar atıldı. Halil “Abou’yakar” diye şahane bir espri patlattı. Bense “Bu iş Beşiktaş’ın lehine oldu. 10 kişi kaldığı için turu geçecek. 11’e 11 geçemeyebilirdi” dedim. Şenol Hoca da çok doğru bir değişiklikle Oğuzhan’ı çıkarttı ve turu geçti. Artık işler daha zor ama Beşiktaş, Galatasaray’ın Avrupa şampiyonu olduğu sene gibi gidiyor. Yenilmiyor, zorluyor, hırslı oynuyor. Şampiyonluğa gidebilir mi? İnşallah ama zor görüyorum. Orta alanda büyük oyuncu eksikleri var. Bir adam çok şey değiştirebilirdi. Örnek vermek gerekirse bir Hagi’leri yok. Mesela bu Beşiktaş’ta Sergen olsa kesin Avrupa şampiyonu olurlardı. Sıkıntı şu; orta sahanın skora katkısı az. Babel bunu biraz yapıyor ama Oğuhzan ve Quaresma’nın skora daha çok katkısı olması lazım. Eğer olursa Beşiktaş finale gider. Finalde de her şey olabilir.

ABOUBAKAR KONUSUNDA GÜNEŞ’İ ELEŞTİRİRİM

- 4 günde iki kırmızı kart gören Aboubakar için yorumunuz nedir?

- Olympiakos maçında gördüğü kırmızı kartın affedilir tarafı yok. Tam anlamıyla eşeklik! Pozisyon olur, bir şey olur, kendini tutamaz bir nebze olsun anlarım. Durduk yerde kafa atmayı anlamam. O da anlatamaz kimseye zaten. Lig maçında gördüğü kırmızı karta gelirsek... Bence ağır bir karar. Temas yok, sert bir yaklaşım yok. Faul tamam ama ikinci sarı sanki ağır. İkinci sarı, kırmızı karta dönecek bir sarı ise iyice ağır. Fakat ben yine de Şenol Güneş’in, Olympiakos maçındaki sorumsuzluğundan sonra Aboubakar’ı takıma koymasını eleştiririm. O rezilliği yapan adamı en azından bir maç kulübede oturtarak cezalandıracaksın diye düşünürüm. Takıma saygımdan ötürü bir maç oynatmam. Üstelik de elinde Cenk var. Mahkum musun Aboubakar’a!

 

YANAL’IN KONSANTRE SORUNU VAR

- Maç yazınızda bir bölüm var. “Ersun Yanal hayranı medya” diye. Bu sözü neden söylediğiniz merak ediliyor. Medyanın hücum oynatan, başarılı olan bir teknik direktörü beğenmesi suç mu? Siz beğenmiyor musunuz?

- Aklınızca bana laf sokuyorsunuz. Aferin size. Söyleyeceklerimi kesip biçmeden yayınlayacaksanız anlatayım. Eğer kesip biçerseniz televizyona çıkar çok ağır konuşurum, haberiniz olsun. Siz spor basını kimi teknik adamları çok sevip kredi açıyorsunuz, kimilerinin ise ipini ilk andan çekiyorsunuz. Ersun Yanal niyeyse sevdiklerinizden biri. Sonsuz krediniz var. Toz kondurmuyorsunuz. Benim söylediğim şu... Diyelim ki, bu yıl kuruluş ve toparlanma yılı. Bakalım Trabzonspor seneye ne yapacak Ersun Yanal’la? Şampiyon olacak mı? Ya da Galatasaray ve Fenerbahçe’nin berbat yönetimlerle oyun dışı kaldığı bir ortamda tek rakibi gibi görünen Beşiktaş’ı alt edebilecek mi? Son maça kadar şampiyonluk şansını sürdürecek mi? Ben şunu diyorum; Yanal genelde bir konsantrasyon sorunu yaşıyor gibime geliyor. Uzun süreli konsantre olamıyor. Belki de benim bu sözlerim ona doping yapacaktır ve daha konsantre olacaktır. İnşallah. Trabzon gibi futbolla yaşayan bir şehir şampiyonluğu hak ediyor çünkü...

 

BAŞAKŞEHİR’E HAKEM PUAN KAYBETTİRDİ

- Başakşehir çok önemli bir haftada puan kaybetti. Yorumunuz nedir?

- Herkes bir gün hakem kurbanı olacak. Başakşehir’e hakem puan kaybettirdi. Aleyhlerine çalınan penaltı bence penaltı değil, lehlerine çalınması gereken penaltı ise çalınmadı. Yani birini sil, öbürünü yaz Başakşehir 4-2 kazanacak maçı. Sezon biterken hakemlerin lig sıralamasına etkileri hala sürüyor. Hakemlerde belirli bir düzelme var ama yine de tam değil. Beşiktaş-Olympiakos maçının hakemini izleseler, hakemlik nedir görecekler ama...

 

G.SARAY CAMİASININ ÜZERİNE ÖLÜ TOPRAĞI SERPİLMİŞ

- Galatasaray’dan bir hafta önce bir yönetici istifa ediyor “Maçlarda dışarıdan telkin var” diyor. Sonra Levent Nazifoğlu istifa ediyor ve “Kulübü götürücüler sarmış” derken bir diğer yöneticiyi de “Taraftarı futbolcuların otobüsüne saldırttı” diyerek suçluyor. Bunlar yaşanıyor ve Galatasaray camiasından tek ses yok. Normal şartlarda ortalığın yıkılması gerekir. Üstüne üstlük yönetimden de çıt yok. Neler söyleyeceksiniz? Bu durumu nasıl açıklayacaksınız?

- Galatasaray Kulübü Genel Kurulu’nun ve camiasının üzerine ölü toprağı serpilmiş. Özellikle de genel kurulunun. Buna döneceğim. Baştan başlayalım. Önce Nazifoğlu meselesi. Adam bir televizyon programına çıkıyor haftalar önce. Bu kulübün eski yöneticilerine, bu kulübe Türkiye’de kimsenin hayal edemeyeceği başarılar yaşatmış adamlarına türlü hakaret ediyor. Camiadan tık yok. Genel Kurul üyelerinden tık yok. Sonra Nasuhi Sezgin çıkıyor. Tabir için kusura bakmayın ama “Akım derken b.kum” diyor. Neredeyse oyuncularını şikecilikle suçlayan bir anlam kayması içinde konuşuyor. Yine tık yok. Bunu söyleyen başkası olsa, ne bileyim mesela Abdurrahim Albayrak olsa kıyamet kopartacak adamlar gık demiyorlar. Ben Nasuhi Sezgin’i bir otuz yıldır tanırım. Sesini duymuşluğum çok azdır. Çok tatlı, çok beyefendi bir adamdır ama kulüp yönetimiyle ne alakası var Allah aşkına. Derme çatma, toplama, tecrübesiz bir yönetim böyle oluyor işte.

MAYISTA SEÇİM BEKLİYORUM

Ama daha beteri genel kurulun sessizliği ve kabullenişi. Pek sevdiler Dursun Özbek’i ve olmayan yönetimini. Ben eleştirince diyorlar ki, “Kardeşim adam 20 milyon dolar kasa kolaylığı sağladı.” Yani dedikleri şu cebinden 20 milyon dolar verdi kulübe. Yahu bunu hibe mi etti? Borç olarak verdi, bu bir. İkincisi başarılı olsa, bu parayı Galatasaray kazanırdı ve borç olarak girmezdi kasaya. Şampiyonlar Ligi’ne gidebilse en az 30-40 milyon Euro alırdı. Bak Beşiktaş Avrupa’dan 30 milyon Euro almış. Dursun Özbek kendi başarısızlığını finanse ediyor ve onu da borç olarak veriyor Galatasaray’a ve genel kurul bunu bir marifet zannediyor. Galatasaray camiası olan biteni büyük bir çaresizlik hissi ile izliyor. Dursun Özbek’in darmadağın olmuş bir yönetimi var. Hepsi birbiri aleyhinde konuşan, tecrübesiz, basiretsiz ve beceriksiz bir yönetim... Özbek başkan olarak kalacaksa bile yaz başından önce bir genel kurula gitmeli ve yeni bir yönetim, doğru düzgün bir yönetimle genel kuruldan güven tazelemeli. Bu pespayelikle bir yere gidemez Galatasaray. Açıkçası ben mayıs ayında bir seçimli genel kurul bekliyorum.

O ZAT KULÜP DEĞERLERİNİ AYAKLAR ALTINA ALDI

- Levent Nazifoğlu’nun istifasını nasıl karşıladınız? Bekliyor muydunuz?

- Gönül isterdi ki, sözünü ettiğiniz zat genel kurul tepkisi ve hatta disiplin kurulu marifeti ile bu kulüpten uzaklaşsın. Çünkü yaptığı her iş, attığı her adım ve söylediği her sözle Galatasaray’ın tüm değerlerini ayaklar altına aldı. Ve Galatasaray etiğine sözde çok bağlı özellikle mektepli dostlarım, bu rezaleti izlemekle yetindiler. Biri de çıkıp “Bu ne yakışıksızlık” demedi. Ve o kişi sonunda taraftar gruplarının tepkisi ile gitti Galatasaray’dan. Giderken de Galatasaray’ın seçilmiş yöneticilerine ağzına geleni söyledi. Bir yöneticiyi taraftarı Galatasaray takımına saldırı organize etmekle suçladı. Yönetim kurulunun seçilmiş üyelerine neredeyse hırsız dedi. Bekliyor muydum? Bekliyordum ama bu şekilde değil. Galatasaray’ın genel kurulunun ve disiplin kurulunun bu zata “Dur” diyeceğini umuyordum. Taraftar zoruyla gitmesini değil. Ama bu tarzın Galatasaray’da kalıcı olmayacağını biliyordum.

BEN OLSAM SNEİJDER’I HEMEN YOLLARIM

- Galatasaray seneye bu takımda neler yapmalı? Kimleri göndermeli nasıl takım kurmalı?

- Az önce dediğim gibi bunlar hedef ve plana bağlı. Ben Galatasaray’ın küçülerek başarılı olacağını düşünenlerden değilim. Zaten bugünkü yönetimin küçülerek de, büyüyerek de başarılı olma ihtimalini görmüyorum. Çünkü bu işi bilmiyorlar. Eğer dedikleri gibi Tudor’la devam edeceklerse ben takımdan epey bir adamı gönderirim ve genç bir kadro kurarım. Sneijder’ı hemen yollarım. Podolski zaten gidiyor. Yaşlılardan bir tek Selçuk’u tutarım. Savunma ve santrfora adam almak şart. Her halükarda. Ama “Sen yönetsen nasıl yönetirdin?” diye soruyorsanız o zaman bambaşka yanıt veririm. Sakın “Ne yapardın?” diye sormayın. Onu bir gün ayrıca anlatırım.

 

ARKADA KONUŞULANLAR ÖNEMLİ

- İstanbul’da düzenlenen ‘Futbol Zirvesi’ için ne düşünüyorsunuz?

- Futbolun sorunları belli... Bunun için bir zirve düzenlemeye gerek yok. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orada olması önemli... Çünkü bu ülkede Cumhurbaşkanı’nın desteklemediği bir şeyin olması mümkün değil. Ben kürsüde söylenenlere değil de, arkada konuşulanlara önem veririm. Tayyip Bey, kulüplerin bataktan kurtarılması için yapılan çalışmalara ne destek verdi, onu merak ediyorum.