Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Karşıyaka camiası her zaman takımının arkasında olmuştur. Ancak son yıllarda bu özelliği maalesef kalmadı Karşıyaka’da. Taraftarı da en küçük bir olayda tepki verir, alınacak kararlarda da söz sahibi olurdu.

        Bu iki özelliği ile Karşıyaka dimdik durur, yıkılması da kolay olmazdı.

        Ne yazık ki iki gücünden de yoksun KSK. Kulübün hızla bu duruma doğru koştuğunu görmek için ilahi güçleri sahip olmak gerekmiyordu. 54 milyon TL borcu olan ve 2. Lig’de mücadele eden bir kulübün günlük projelerle bu yükün altından kalkması mümkün değildi.

        Her gelene “İyilik perisi” gibi sarılıp, “Neden geldi”yi sorgulamadan üstüne atlamayı adet edinen bir zihniyetin, iflasa da destek verdiğini görmemek bile iyi yönetememekti aslında.

        Karşıyaka ile isimleri uzaktan yakından ilgisi olmayan bu isimlere “Mal bulmuş mahrubi” gibi saldırarak kurtarıcı rolü vermek, camianın sessizliği ile doğru orantılıydı.

        Sadece seçilmek için aday olmak, sonrasında sorunları “Biz yapamayız”la açıklamak uzun süredir bir adet KSK yönetimlerinde. “Madem yapamayacaktın niye geldin” sorusuna “Biz gelmesek, kim gelecekti” yanıtında olduğu gibi.

        RENCİDE EDİCİ

        Borcu ödenmez durumda diye yılllardır dile düşmüş bir kulüpte, “Bu borç nasıl bu hale geldi”yi sorgulamayı bile bilemeyenlerin suçu yok mudur acaba. Veya sorgulamak isteyenlere yardımcı olmamak, kaçamak dövüşmek.

        KSK’yi rencide eder düşüncesiyle sorgulamaktan korkarken, rencide edici duruma sessiz kalanlar ne kadar suçludur, yüzdesiyle vermek istesek.

        Şirketleşmenin 54 milyonluk borcu üstlenecek bir şirketle yapılmasını ön görürken, bu borcu uzun vadede ödemeyi taahhüt eden şirkete karşı, “Ama yüzde 51’i kulübün olur” mantığı ile yola çıkmak, aslında insanları salak yerine koymaktan başka bir şey değil miydi?

        Şirketleşme görüşmelerinin yapıldığı günlerde tümüyle şeffaf olmak gerekirken, anlatılması gerekenleri karnından konuşmak mıydı Karşıyaka’yı kurtarma reçetesi.

        başaramadık”

        Sonra dalına bastıklarında, “Rus firmasını camia istemedi” diyerek kendini kurtarma projesi değil miydi, bu dört kelime..

        Beceremedik” diyerek istifa edenlerle, “Başaramadınız” diyerek kaçanlar arasında ne fark var acaba.. Konu Karşıyaka olunca, mangalda kül bırakmayanların yılllardır yandıkları yeşil-kırmızı aşkına ne oldu?

        Karşıyaka için bir günün bile önemi varken, “20 Ocak’a kadar şeklen koltuktayız” demek mi yöneticilik... Ya da geçmişi sorgulamak gerekirken, “Biz artık sorumlu olamayız” diyerek yönetmemeye çalışmak mı?.

        HASAR BÜYÜK!

        Günü atlatmaya çalışan yöneticilerle gelinen bugünlerde, asıl suçlular belliyken, birbirini suçlayarak kaçmak, camia birlikteliği ile Türkiye’ye örnek olmuş KSK’de büyük tahribat yaratmıştır.

        Heyecanıyla, azmiyle, isteği ile zor durumlarda takımının arkasında olma özelliği ile tanınan taraftarlarının da camiasıyla aynı paralellikte hareket etmesi manevi bilançonun da kötü olduğunun göstergesi.

        Karşıyaka için bundan sonraki en iyi proje, “Takım-taraftar-yönetici” üçgeninin eskiden olduğu gibi yeniden kurulmasıdır.

        Dışarıdan gelenler, hiçbir zaman içerisi kadar kıymetli olamaz.

        Kıymetli olanlar da bu kadar kötü olmamıştı Karşıyaka için.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar