Damla Çeliktaban
Damla Çeliktaban 17 Nisan 2017 Pazartesi, 23:44:57 18 Nisan 2017 Salı, 09:52:25 Tüm Yazıları »
Ebeveyn kaybı

 

Biliyorum birçok konu var üzerinde yazılacak; bende yok. Ben 42 yaşında bir insanın ölümünde durdum, kaldım. Annem öldüğünde bu yaştaydı.

“Senin annen nerede?” diye sormuştu Uzay 3-4 yaş arasındaydı. Annemin fotoğrafları vardı evde, Uzay da herkesin bir annesi olduğu bilgisine vâkıftı... “Ben küçükken öldü” demiştim cevap olarak ve uzun zaman sürecek bir algı sürecine girmiştik ölümle ilgili...

Uzay 6 yaşına girdiği sırada evimizin kedisi öldü. Bir insanın ölümü gibi değildi ama Uzay’ın şahit olduğu ilk ölüm buydu. Ağladı. Gömmemiz gerektiğini, çocukluğumun bahçesine gömdüğümüzü öğrendi Uzay. Arkasından bir hafta boyunca her akşam bir mum yakarak andık onu.

ARKADAŞIMIN ÖLÜMÜ

O zaman çok sevgili arkadaşlarımdan biri “Ölümden sonra ne olur?” konulu bir kitap verdi bana; çocuklar için, pastel renkler ve yumuşak, tonton çizimlerle hazırlanmış yabancı dilde bir kitaptı... O kitap en çok bana iyi gelmişti. Kitapta şöyle deniyordu: “İnsanlar ölümden sonra olanlarla ilgili farklı inanışlara sahiptir. Kimi insan bir bedenin öldüğü ve başka bir bedende tekrar doğulacağına inanır, kimi insan ölen kişinin gökyüzündeki yıldızların arasına karıştığını, kimi ‘cennet’ adı verilen, her şeyin iyi olduğu bir yere gittiğimizi düşünür, kimiyse bedenin toprağa karışıp bitkiler ve doğayla birlikte yeni bir hale geleceğine inanır.”

Şimdi, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı kaybettik. 7 yaşında, yıldız gibi parlak bir oğlan bıraktı ardında. Bu benim bir arkadaşımın ilk ölümü.

Ben, o zaman, çocukluktan gençliğe geçtiğim dönemde, uzun bir hastalık evresi geçiren annemin ölebileceğini hiç akıl etmemiştim. Böyle bir düşünce verilmemişti bize. Annem hastaydı. O kadar. Çocuk olmanın yetişkin olmaktan en büyük farkı, kelimelerin ağırlıklarının birbirine denk olmaması. Bir yetişkin “kanser” kelimesinin getirebileceği ve götürebileceği ihtimallerin hepsini duyar kelimeyle birlikte. Peki ya çocuk? Çocuk için hastalık nedir? Şurup içip iyileştiğin, okula gitmeyip televizyon izlediğin, anne babanın yatağında yatmaya izninin olduğu zaman mı?.. Bilmem.

Her çocukta farklıdır mutlaka; yine de yetişkinde olduğu gibi değildir. Bu anlama vâkıf olamadığım için veda edemedim anneme; çocuk olduğum için cenazesine gitmedim. Beni korumak için belki, götürmeye gerek duymadılar mı büyükler, bilmiyorum...

Şimdi bugün, “Bir faydam olur mu?” diye, “Ebeveyni ölen çocuğa hangi tavırla yaklaşmak gerekir” diye araştırırken Türk Psikologlar Derneği’nin UNICEF ile ortak hazırladığı bir el kitabına denk geldim. “Çocuklarda Yas-Anne ve Baba El Kitabı” çocuğa bir ölüm olayı anlatılacağı zaman aşağıdaki önerilerin faydalı olabileceğini söyleyerek şu önerilerde bulunuyor:

- Çocuğa olup bitenlerin anlatılmasını ertelemeyin. Eğer kendiniz de bu olaydan çok etkilenmişseniz kendinizi toparlayana kadar kısa bir süre bekleyebilirsiniz ya da çocuğun güvendiği başka birinden olayı çocuğa açıklamasını isteyebilirsiniz.

- Çocuğa haberi verirken sessiz ve sakin, tercihen çocuğun aşina olduğu ve kendini güvende hissettiği bir yer seçin.

- Çocuğa açıklama yaparken açık ve doğru bilgileri, çocuğun yaşına uygun bir dil kullanarak aktarın. Vereceğiniz haber için çocuğu önceden hazırlayın. Mesela; haberi vermeden önce çocuğu buna hazırlamak için “Sana, babanla ilgili üzücü bir haber vereceğim” denilebilir. Anne-babalar bazen çocuğa durumu açıklarken imalardan yararlanmayı tercih eder, ama aslında çocuk büyürken, çocuk ve yetişkinler arasında güvenli bir ilişkinin kurulabilmesi için olayların açıkça konuşulması gerekir.

‘GÜVENCE VERİN’

- Çocuğa haberi verdikten sonra onunla oturun ve eğer istiyorsa soru sormasına izin verin. Onunla birlikte otururken haberi duyar duymaz dışarı çıkıp oyun oynamak isteyebilir, televizyon seyretmek isteyebilir, oyuncaklarıyla oynamak isteyebilir. Bunlar çocuklar için gayet normal tepkilerdir.

- Çocuğa, onun yanında olduğunuz ve size bir şey olmayacağı konusunda güvence verin.

- Çocuklar genellikle olanlardan kendilerini sorumlu tuttuklarından, onlara, meydana gelenlerin, onların söyledikleri, yaptıkları ya da düşündükleri bir şey nedeniyle olmadığının söylenmesi gerekir.

Bu aslında çok daha geniş işlenecek bir konu... Çabuk bitmeyecek.