X
Son dakika gelişmelerin de anında haberdar olmak için, anlık bildirim almak ister misiniz?
ANIMSAT
EVET
"Arkadaşımın kanser olmasına çok sevindim çünkü..."
Sağlık + Sonra Oku

Meme kanserine yakalanan iki yakın arkadaşın içinizi ısıtacak müthiş öyküsü...

19 Ekim 2016 Çarşamba, 11:37:49

Göğsünde farklılık hissettikten sonra doktora giden Nazan Kazazi, durumunu arkadaşı Sevda Gürbüz'e anlattı. Aynı şikayetlerden muzdarip Gürbüz'de soluğu doktorda aldı. Sonuç: Kazazi birinci evre, Gürbüz ise üçüncü evre meme kanserine yakalanmıştı...

RÖPORTAJ: Demet DEMİRKIR
GÖRÜNTÜLER: Serhan SEVİN

Arkadaşının hayatını kurtardı desek yeridir. Tesadüfen göğüslerinde fındık büyüklüğünde bir şey buldular. Arkadaşlardan biri doktora gitti ve diğerine başından geçenleri anlattı. Her şey o gün başladı...

Onlar iki yakın arkadaş, 15 yıllık arkadaşlıklarını dolu dolu yaşamışlar. Tabiri caizse iyi günde kötü günde hep beraber olan Nazan Kazazi ve Sevda Gürbüz'ün öyle bir hikayesi var ki...

İki kadın... İki yakın arkadaş... Nazan Kazazi ve Sevda Gürbüz... 

İkisine de 'meme kanseri' teşhisi konuldu. 

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

O güne kadar sıkı kontroller ve takiplerden uzak duran Nazan Kazazi, bir gün göğsünde fındık büyüklüğünde bir şey hissetmiş. Hemen bir uzmana giden Kazazi'nin ultrason, mamografi gibi kontrolleri yapılmış ve sonra da kendisinden biyopsi istenmiş. Göğsünden parça aldıran Nazan Kazazi, arkadaşı Sevda Gürbüz'e giderek durumu anlatmış. 

Sevda Gürbüz, arkadaşının anlattıklarını dinleyince aynı sorunun kendisinde de olduğunu söylemiş. Sevda Gürbüz'de de fındık büyüklüğünde bir kitle varmış ama Gürbüz, cesaret edip de doktora gidememiş. Ama arkadaşı Nazan ona cesaret olmuş ve mamografi çektirmeye karar vermiş. Tesadüf o ki doktoru Gürbüz'den de biyopsi istemiş.

"Eve gidip müziği açtım ve bağıra bağıra ağladım"

Biyopsi sonuçlarını aynı gün alan Sevda Gürbüz ve Nazan Kazazi sonuçları almış... Sonuçlara göre Kazazi 1. evre meme kanseri, Gürbüz ise 3. evre meme kanseriymiş. 

O gün birbirlerine sarılarak ağlayan iki arkadaş beraber tedavi almaya başlamışlar. Doktorları bile aynı olan iki yakın arkadaşı, artık hastanede herkes biliyormuş; hatta doktorları, onları 'altın kızlar', 'ikiz kardeşler' diye çağırıyormuş.

Zor günler geçiren ama ne olursa olsun mücadelelerini beraber veren Nazan Kazazi ve Sevda Gürbüz, kanserle yüzleşmeyi, o dönem neler yaşadıklarını HABERTURK.COM'a anlattılar.

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

HASTALIKLAR BİZİM BAŞIMIZA GELMEZMİŞ GİBİ GELİYOR AMA...

Nazan Kazazi, "Hastalıklar bizim başımıza gelmezmiş gibi geliyor" diyerek, başlıyor anlatmaya... 

Kazazi, "Mamografi çektirdim, 'kötü bir şey olmaz' diyordum ama sonuçları doktora götürdüğümde parça alacaklarını söyledi, parçayı aldılar. Çok üzgündüm, sonuçlarda “malign görülmüştür” yazıyordu. Hemen telefonumdan internete girdim. İnternette onun kanser olduğu yazıyordu. Doktorumun yanına gittiğimde o da aynısını söyledi. Çok üzüldüm, çok ağladım" diyor. 

"BABAM 'BANA NEDEN SÖYLEMEDİNİZ' DİYE AĞLAMIŞ"

Sevda Gürbüz ise, "Sonuçlarımı patolojiden öğrenince çok üzüldüm çünkü bu hastalığı kendime hiç kondurmuyordum. Babamın mide kanseri vardı, ananem ise kan kanseriydi. Yani anne tarafımda da kanser vardı. Ama bana olacağını hiç düşünmezdim.

Meme kanseri olduğumu ailemden sakladım. Babama söylemedim anneme ise ameliyata iki gün kala söyledim. Sakladım çünkü onların üzülmesi beni daha çok üzerdi. Kemoterapi yazın başladı ve saçlarım dökülüyordu. 3. kemoterapimden sonra babam bize geldi, saçım dökülmüştü ve o bunu gördü.

Saçların mı döküldü? diye sorduğunda "Ben hastayım baba" dedim. Babam da bu şekilde kansere yakalandığımı öğrenmiş oldu. Ama babamla yüzleşince çok rahatladım. O gün çok üzülmüş, eve gidip "Bana neden söylemediniz kızımın hasta olduğunu?" diye ağlamış... Zor günlerdi...

Başta göğsümü alacaklar diye çok tedirgin oluyordum, bazı doktorlar göğsümü alacaklarını bazıları ise almayacaklarını söylüyordu. Nitekim göğsümün dörtte üçünü aldılar ama silikon ile normal boyutuna geri geldi" diyor. 

"HAYATIMDA HİÇ O KADAR AĞLAMAMIŞTIM"

Nazan Kazazi ise "Aksine ben söyledim çünkü insan birisiyle bir şeyleri paylaştığı zaman moral buluyor. 

Meme kanseri ameliyatından sonra PET çekimine girmem gerekiyordu, boğazımda üç tane kitle bulundu. Doktor burada da bir şey olduğunu söyledi, meme ameliyatından sonra boğazımdaki kitleler için de ameliyat olmam gerekti. Memeden o kadar etkilenmedim ama iki ameliyat peş peşe oldu. Ameliyatta gözümü zor açtım, yoğun bakımda kaldım, tansiyonum çok yükseldi. Kimse bana bir şey söylemedi ama sonucun kötü olduğunu hissediyordum. O gün o kadar çok ağladım ki hayatımda hiç o kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Eve gidip müziği açtım ve bağıra bağıra ağladım. O günden sonra çok rahatladım. Sonuçta boğazımdaki kitle de temiz çıktı, çok rahatladım. 

Ama insan yanında bir destek istiyor, etkilendiğim her şeyde Sevda’ya soruyordum. Moral oluyordu" diyor. 

Kemoterapi sürecinin kanserin kendisinden daha ağır olduğunu söyleyen iki arkadaş, o dönem doktora soramadığı şeyleri birbirlerine sorarlarmış.

Kemik ağrısı, tırnaklarda morarma, halsizlik, mide bulantısı... Yan etkiler arttıkça iletişim de artmış haliyle...

Zaten yakın arkadaş olan Kazazi ve Gürbüz, yaşadıkları şeylerden sonra daha da yakınlaşmış. Kardeşten öte olmuşlar adeta... Öyle ki; birbirlerine can yoldaşı olan arkadaşlar, "Arkadaşımın kanser olmasına çok sevindim" diyorlar.

Şimdi ise "Şu an ikimizde iyiyiz. Rutin kontrollerimiz yapılıyor. Takip altındayız" diyorlar ve iyi günde kötü günde hep beraber olan iki yakın dost, 'Meme Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında, tavsiyelerde bulundular: 

* "Mutlaka mamografi çektirin,

* Rutin, aylık elle göğüs muayenenizi aksatmayın. Çünkü ne kadar erken tespit ederseniz o kadar iyi...

* Sadece meme kanseri açısından değil her yönden kontrollerini yaptırın." 

Yorum yaz

  • Misafir 2016-11-04 20:28:34

    Mükemmel bir hikaye. Ders çıkarmamız için cok güzel bir örnek. Teşekkürler Habertürk.