Ayrılık da sevdaya dahil mi?

Ayrılık da sevdaya dahil mi?

Eski sevgililerimize söz söyleme hakkımız var mı?

Eski sevgililerimize söz söyleme hakkımız var mı?

Birini severiz, onun gözlerinde dünyayı unutur, yeni bir hayat kurarız. İşler değişip ayrılık çanları çalınca da bir zamanlar baş tacı ettiğimiz insana düşman olur, arkasından demediğimizi bırakmayız. Terk etsek, terk edilsek de, anlaşarak ayrılsak da hırsımız çoğu zaman geçmez ve bunu kendimize bile itiraf edemeyiz.

Geçtiğimiz hafta İclal Aydın ve Tuna Kiremitçi’nin arasında köşe yazıları üzerinden yaşanan polemik de bu kesilmemiş gönül hesaplarına bir örnek teşkil ediyordu. Bu kez ortada evliliğini
noktalamış iki insan, yanlış anlaşılan bir yazı ve o yazıyla ortaya çıkan kıskançlık fırtınası vardı.

Gidenin ardından bu kadar konuşulunca akıllara Attila İlhan’ın “Ayrılık da sevdaya dahil” şiiri geldi. Usta haklı mıydı? Kıskanma, cevap verme, sinirlenme güdülerimiz ayrılıkla biter mi? Ayrıldıktan sonra geçmiş üzerine söz söyleme hakkımız bizde saklı mı, yoksa bitince bitmeli mi?

GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com

‘Ayrıldıktan sonra konuşma hakkı bir yıldır rahmet okuyup unutmalı’

Yazar SİNAN AKYÜZ:

‘Tuna Kiremitçi’ye İclal Aydın bir kurşun sıkmıştır. Kiremitçi’ye rahmet okumak lazımdır bu saatten sonra, düştüğü durum çok kötü...’

Rahmetli Atilla İlhan’a kesinlikle katılmıyorum. Ayrılık sevdaya dâhil değildir. Çünkü evlendiğimiz zaman güle oynaya, peşimize eşi dostu katarak belediye salonuna doğru gidiyoruz, boşanırken ise bizi hâkimle boşuyor. Bir kadınla bir erkeğin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız boşanma ve ayrılma anındaki sürece bakmanız lazım. Orada her türlü çirkeflik, çirkinlik olayları hat safhada. O anda şunu sorabilirsiniz: “Aman Allah’ım ben böyle bir kadın/adam ile mi evlendim?” Bu çirkinliği de boşanırken kadınlar daha fazla yapıyor. Mal paylaşımı konularında özellikle de bunu görebiliyorsunuz. Kadın da “Bu domuzdan ne kadar daha fazla kıl kopartırım?” diyebilir. Erkek ayrılıktan sonra suskun olurken kadın da tazminatın peşine düşmüş oluyor. Kadın intikamını bu şekilde alacağını düşünüyor. Bence ayrılık insanlar arasında gerçeğin tek aynasıdır. Ayrılma aşamasında gerçek kadını ve gerçek erkeği açık açık görebiliyorsunuz. Ayrıldığımız kişi hakkında konuşma hakkının süresi aşağı yukarı bir yıl oluyor. Kadın da erkek de yeni bir sevgili bulana kadar söz söyleme hakkını elinde tutuyor. Maalesef en büyük sıkıntı da bu. Aslında arkadan konuşmamak gerekiyor. Biriyle evlendiğiniz zaman sanki tapunuzu vermiş oluyorsunuz, karşı taraf da tapunuzu almış oluyor. Sıkıntı da buradan kaynaklanıyor. Biz Türk insanıyız, ayrıldığımız insanın arkasından verip veriştirdikten sonra eş dost ortamında o kişinin hakkında konuştuktan sonra rahatlayabiliyoruz. Kadın açısından aldatılma gibi bir durum söz konusuysa, yandı gülüm keten helva! İntikam arkadan konuşarak alınıyor, konuşmak zevk veriyor, intikam böyle bir şey, soğuk yenen bir yemek. Bu yemek yenirken de dedikodusu yapılır. Ayrılık sürecinde kadının dünyasıyla erkeğin dünyası çok farklı. Kadın bunaldığı kadar bunalır, tazminatı koparmaya çalıştığı kadar çalışır ve hayat böylece sürer gider. Ben şimdiye kadar görmedim ki, evlenince boşansın ve bir avukat tutmasın. Avukat tutmak da “Karşı tarafı ne kadar sağabilirim?” demektir. Boşanan erkek genelde sağılan inek oluyor. Tuna Kiremitçi ve İclal Aydın olayında da şöyle bir şey var, aşk üzerine güzel romanlar yazan bir erkeğin böyle bir duruma düşmesi hayli kötü. İclal Aydın açısından bir sorun teşkil etmiyor bu, köşesinde dediği gibi Hayatın İçinden bu olaylar. Tuna Kiremitçi’ye İclal Aydın bir kurşun sıkmıştır, Kiremitçi’ye rahmet okumak lazımdır bu saatten sonra.

‘Birliktelikler özgür iradelerle yapılan özgür tercihlerdir, ayrıldıktan sonra susmak gerek’

Akşam Gazetesi Yazarı Serdar TURGUT:

Bir sevda biterse, ilişki biter, taraflar da yollarını ayırır. Kimse kimsenin arkasından bir söz söyleme hakkına sahip olmamalıdır. Ne ayrıldıktan sonra ne de birlikteyken arkadan konuşmamak, kişiler hakkında yorum yapmamak gerekir. Birliktelikler de özgür iradelerle yapılan özgür tercihlerdir. Ama kimse kimsenin üzerinde konuşma izni vermemelidir. İclal Aydın ve Tuna Kiremitçi olayında İclal Aydın’ın yaptığı da bir hata vardır. Aslında bu her kadının da yaptığı doğal bir hatadır. Erkeğin hayalindeki kadını sevmesi, gerçek kadını sevmesinden daha tehlikeli olabilir. Neden bu kadar çok gürültü kopartıldı onu da anlayabilmiş değilim. İclal Aydın, Tuna Kiremitçi’nin hayalindeki kadına olan sevgisine tepki verdi ama ben burada bu kadar büyütülecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Tuna Kiremitçi’nin en son çıkışı da abartılı. Onlar madem dostlar hala, birbirlerine bir telefon edip baş başa bir kahve içip, bu konuyu konuşsalar daha iyi olacaktır.

‘Belden aşağı vurmadıkça, haddini aşmadıkça eski eşe atış serbest...

Eş ve Aile Terapisti Lale AKAT:

İclal Aydın biraz sert bir reaksiyon vermiş aslında. Tuna Kiremitçi’ye “Başka bir aşkını, başka bir sevdiğini nasıl anlatırsın?” dedi. Kimse eşini ya da sevgilisini ayrıldıktan sonra sahiplenmemesi gerekir. Çünkü ilişki bir şekilde bitmiştir. Ancak eş ya da sevgili karşı taraf hakkında konuşabilir ama haddi aşmamak kaydıyla. Mesela, eski eşin, sevgilinin arkasından kimse kötü söz söyleme hakkına sahip değildir. İclal Aydın ve Tuna Kiremitçi arasında geçen polemikte de Kiremitçi kendi dünyasında kendi yaşadığı çok büyük bir mutluluğu dile getirmiş. İclal Aydın’ın da bu konu hakkında kötü söz söyleme hakkına sahip olamaz. İlişkisini bitirenlerin içi cızlıyorsa, karşı tarafındaki kişiyi kıskanıyorsa, pişmanlık duyuyorsa veya eski eşinin, sevgilisinin mutluluğuna üzülüyorsa ancak “Üzüldüm, kırıldım” yorumunu yapmalıdır. Onun dışında bir şey söylemesine gerek yoktur zaten. Siz de ayrılsanız ve ayrıldıktan sonra çok mutlu bir ilişkinin içine girseniz veya mutlu bir olayınız olsa bundan bahsetmek hakkınızdır. Ayrıldığınız kişi de bunu duyarsa belden aşağı vurmamak kaydıyla ufak tefek yorumlar yapabilir ama dediğim gibi haddini aşmamalı. ‘Eski’nin üzerine kısa yorumlar yapılabilir. Hakarete girilmemeli, fikir söyleme özgürlüğü olabilir. Ben bu konularda tamamen özgürlükçüyümdür. Bir ilişkiden sonra hala içimizde ayrıldığımız kişiyle ilgili yoğun duygular olabilir. Bunlar bitmemişse, söz söylenebilir eskiler hakkında. Burada rüyalara çok dikkat etmek gerekir. Bir insanın bitip bitmediğini rüyalar açığa çıkarabilir. Ama bir ilişki bitince insanların içinde yine de ona dair kırıntılar kalıyor, insanlar ilişkilerini fiziksel olarak bitirse de beyinsel olarak hemen bitiremiyor.

‘Bazı şeyler insanın içinde kalır, kaykılsan da batar’

Vatan Gazetesi Yazarı MUTLU TÖNBEKİCİ:

İNSANIN içinde kalır bazı şeyler. Kalıyor. Fena halde kalıyor. Kalanlar da ha bire batıp duruyor. Sağa da otursan sola da kaykılsan çaresi yok, batar onlar. Batar en az bir altı yıl. O dikenleri çıkarmak istersin. Hayattaki tek derdin bu olur. Çıkarıp önüne dizmek istersin bir bir. Bakıp bakıp bu muymuş demek istersin. Veya aman Allahım ne kadar da büyükmüş demek istersin. Bu arada başkaları da görsün istersin. Niye bilmem ama istersin. Çeyiz gösterir gibi diken göstermek istersin. Yapıyoruz. Yaptık. Hepimiz. Ağzı olan konuşuyor.
Köşesi olan yazıyor da. İşte o dikenleri çıkartırken bu kadar hakkımız var mı bağırmaya? Var mı hakkımız “Uyarıyorum sizi ey hanımlar/beyler! Bu adamdan cacık olmaz” demeye? “Ben çok yandım, siz yanmayın” demeye? Hakkı geçtim faydası var mı? Kim ipler eski sevgilinin, eski eşin feryadını? Cacık olmayacak adamlarla bile bile takılmıyor mu kadınlar? Bile bile atmıyorlar mı kendilerini o ateşe? Zavallı kedi yavrusu numaralarını bile bile yutmuyorlar mu? Faydasını geçtim şık duruyor mu? Hayır. Ne hakkımız var, ne faydası var, ne de güzel duruyor. Bitmişse bitmiştir. Mutluluk falan dilemeye de gerek yok. En güzel intikam (amaç buysa) unutmak ve iyi yaşamak.

**

‘Kadınlar hesabı bir türlü kesemiyor ‘En çok beni sevdi’ takıntısı sürüyor’

Radyo Programcısı FUNDA ÖZKALYONCUOĞLU:

‘Tuna Kiremitçi-İclal Aydın olayında ayrılık sevdaya dahil olayı yok. Kadın tarafı hesabı henüz kesmemiş, itişip kakışması bitmemiş’

Eğer sevda gerçekten bir sevdaysa, ayrılık gerçekten de sevdaya dâhildir. Ayrıldıktan sonra onun hakkında konuşabiliriz fakat Tuna Kiremitçi-İclal Aydın olayında ayrılık sevdaya dâhil olayı yok. Sanki kadın tarafı hesabı henüz kesmemiş, o kavgası, itişip-kakışması bitmemiş. Bu durumu hepimiz yaşadık, ben de yaşadım. Biz kadınların da şöyle bir egosu var aslında, o adamın yüz elli tane de kadın sevgilisi varsa “En çok beni sevdi, en çok beni unutamadı” gibi sözler söyleriz. Buna hiç hakkımız yok. Bence güzel bir şey değil ama çok kadınsı bir şey, hepimizde var galiba. Bu son olayda da görüyoruz k, kadın tarafı hala çok kızgın. Bir sevdanın ayrılık hali değil bu, daha henüz zaman yetmemiş, hırsı geçmemiş. İclal Aydın yumuşak bir kadın gibi görünüyor ama hırslı bir kadın. Erkekler bu konuda da bizden daha masum.

HABERTÜRK Gazetesi Yazarı RAHŞAN GÜLŞAN:

‘Ayrılık da sevdaya dahil

Ayrılık da sevdaya dâhilcilerdenim. İlişki sırasında nasıl yazılı olmayan Ama iki tarafın da uzlaştığı birbirini incitmeme kuralları üzerine bir hayat inşa ediyorsak, ilişki bittikten sonra da hiç değilse eski güzel günlerin anısına bir parça efendi davranmak gerek diye düşünüyorum. Hele de sevgililerden biri yeni aşka kanatlanıp hayatın tadına varırken, diğeri kalmakta ısrar ediyor yerine kimseyi sevemiyorsa... Bir parça dikkatli davranılması gerek. Tabii sıradan insanların hayatlarında bu çok daha kolay oluyordur ama söz konusu ünlüler olduğunda ilişki mahremiyetine dair bildiğiniz her şey Hakk'ın rahmetine kavuşuyor. Söz konusu örnekte, Tuna Kiremitçi'nin soyadını vermeden bahsettiği Jacklin'i hayli olaylı bir şekilde kendisinden ayrılan İclal Aydın'ın yanlış anlayıp coşması 'ayrılık da sevdaya dahil' teorisini gözümde bir kez daha pekiştirdi. Ama keşke İclal bu oyuna gelmeseydi, kızgınlığını kendisine saklasaydı...

Yorum yaz