X
Son dakika gelişmelerin de anında haberdar olmak için, anlık bildirim almak ister misiniz?
ANIMSAT
EVET

Funda Arar: Milyonlarca tıklanma neye yarar?

Kariyerinin 17’nci yılında 10’uncu solo albümü ‘Aşk Hikâyesi’ ile hayranlarının karşısına çıkan Funda Arar, tık tartışmasına noktayı koydu

‘Er meydanı konserlerdir’
19 Mart 2017 Pazar, 09:44:34

Albüm satışlarının düşük olduğu bir dönemde ‘Aşk Hikâyesi’nde 13 şarkıya yer vererek standartlar üstü para harcamasını ‘Cengâver ve deliyim’ şeklinde değerlendirdi.

Sosyal paylaşım platformlarındaki milyonlarca tıklanmanın konserlere dönüştürülmediği takdirde bir işe yaramayacağını belirtti.

Aşkın en güzel evresinin âşık olunan kişiyle henüz tanışılmadığı dönem olduğunu dile getirdi.

Sanatçıların olmazsa olmaz özelliklerinden birinin ego olduğunu söyledi.

Funda Arar...

Kariyerinin 17’nci yılında 10’uncu solo albümü ‘Aşk Hikâyesi’...

Albüm satışlarının düşük olduğu bir dönemde ‘Aşk Hikâyesi’nde 13 şarkıya yer vermek cengaverlik değil mi?

Cengâverlik... Hem de delilik olsa gerek. Albüm satışları en fazla olan sanatçılardan biriyim. İki yıldır çok büyük bir heyecanla çalışıyoruz. Olumsuzluklar nedeniyle bir korku da yaşamadık değil. ‘Acaba doğru mu yapıyoruz, albümde çok mu şarkıya yer verdik?’ diye düşündüğüm, hatta bu konuda dibe vurduğum zamanlar oldu.

Ne oldu da dipten çıkarak o düşüncelerinizden döndünüz? 

Toparlanıp o düşüncelerden kurtuldum. Çünkü şarkı söylemek benim işim. Başka bir iş yapmasını bilmiyorum. En iyi şekilde hakkını vererek yapmadıktan sonra bir işi yapmanın ne anlamı var ki? ‘

‘İLK ŞARKI REFERANS OLUR’

O halde 13 şarkının da aynı ilgiyi görmesi için bir planınız var...

İlk şarkıdan 13’üncü şarkıya kadar hiçbiri benim için diğerinden farklı ve değerli değil. Kayıt aşamasında hepsine aynı özeni gösterdim. İlk şarkının güzelliği diğerlerine de referans olacaktır. 

Az önce bazı olumsuzluklardan söz ettiniz. Nedir onlar? 

Müzik sektörü son 20 yıldır birçok açıdan kötü etkilendi. Korsan satışlar, ardından korsan internet indirmeleri. Son zamanlarda da terör olayları. O kadar çok konserimiz iptal oldu ki. Bütün bu olumsuzlukların gölgesi altında şarkı üretip söylemeye çalışıyoruz. 

‘BİR KISIRDÖNGÜ VAR’

Bu kadar çok şarkının olması ticari açıdan büyük bir risk değil mi?

İşin ticari yönüne bakan kim? Elbette dinleyiciye en iyi şekilde hitap edebilmek için çok para da harcayacağız, çok titiz çalışacağız. İnsanlar bunca yıldır bana sahip çıktı. Ne o insanları hayal kırıklığına uğratırım ne de mesleğime, kendime olan saygıma ihanet ederim. 17 yıldır didine didine bir yere getirdiğim bir ismim, bir markam ve duruşum var. Bütün bunları daha az para harcama ve daha az yorulma adına nasıl yerle bir edebilirim? Ayrıca konserlerimde ne söyleyeceğim. İki-üç yeni şarkıdan sonra eski şarkıları mı? Elbette eski şarkılar da kıymetlidir ama bir konserin repertuvarın ağırlığı yeni şarkılar üzerine olmalı. 

Sektördeki en elzem sorun nedir?

Pek şarkı çıkmaması. Kaç yıldır insanları ‘Vay canına’ dedirten, delirten şarkı yok. Şarkıların ömrü ne yazık ki kısa süreli. Bir kısırdöngüden söz edebiliriz. 

Neden böyle?

Ana nedeni aynı sound’ları, aynı tarzları dayatma durumu söz konusu. Neden öyle olduğunun altında birçok neden var ama sanıyorum temeli tüketim çağında yaşamamızdan dolayı elde etmek istediklerimizin çok olması ve onlara kolay ulaşmamız.

‘DİNLETİLENLER HEP AYNI’ 

Son yıllarda şarkıların birbirlerine benzediği yönünde eleştirilere ne dersiniz?

Bize dinletilenler aynı tarza ve sound’a sahip olunca bütün şarkıların birbirine benzediği sanılıyor ama öyle değil. Yoksa çok farklı şarkılar var ama onları tesadüfen dinliyoruz. Az önce sordunuz ya, ‘Neden bu kadar didindiniz’ diye. Bizim o kadar didinmemizin bir nedeni de seslendirdiğim şarkıların birbirine benzememesi, her birinin dinleyene farklı duygular tattırmasını istememizdir.

Hep ‘Biz, biz’ diyorsunuz. Siz kaç kişisiniz? 

Ben albümlerimin görünen yüzüyüm. İçlerinde sevgili eşim Febyo Taşel’in de olduğu görünmeyen ama çok fazla emek harcayan bir ekip var. Biz çok çalışan bir ekibiz. Yani başladığım günden beri hemen hemen aynı kişilerle çalışıyorum. İşini seven, zaman zaman yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen mesleğine olan saygısını yitirmeyen kemikleşmiş bir ekiple çalışmak başarının anahtarıdır. 

‘Şakşakçılar kötüdür’

Febyo Taşel prodüktörünüz, besteciniz, aranjörünüz, orkestra şefiniz ve eşiniz. Bu kadar iç içe olmak sıkıcı değil mi?

Hayır, katiyen. Elbette anlaşamadığımız zamanlar oluyor ki olmasa sorun olurdu ama fikir ayrılığımızı bir çatışmaya, bir ego çarpışmasına dönüştürmeden en iyi olanı bulmaya çalışarak çözüyoruz. Ayrıca beni kayırmadan, benden çekinmeden neyin ne olduğunu en iyi şekilde kim söyleyebilir? Bir konuda yanlış düşünüyorsam, yanlış bir karar almak üzereysem Febyo ‘Hayır, öyle değil, böyle’ diyerek beni içine girmek üzere olduğum girdaptan uzaklaştırır. Febyo’nun bugünlere gelmemde o kadar büyük katkısı vardır ki. Eşim olmasaydı da Febyo ile çalışırdım. Ayrıca bir insana en büyük kötülüğü iş bilmez şakşakçılar yapar. 

‘Sanatçı egolu olmalı’

Sanatçılarda ego ne kadar olmalı?

Egosu yüksek, geniş kitlelere ulaşmak, alkış duymak isteyen insanlar sanatçı olmak ister. Örneğin ben bunları istediğim için öğretmenliği bırakıp şarkıcı olmak istedim. Bizlerin başarısının altında da aslında ego vardır. O ego bizleri başarıya taşıyıp geniş kitlelere ulaşmaya köprü olur. Egosu olmayan sanatçı olamaz. Ne var ki ego, sanatçının kendini beğenmişliğe, şımarıklığa, kendini herkesten üstün görmeye mahal vermemeli. 

‘En güzel aşk uzaktan yaşanandır’ 

Aşkın en güzel evresi hangisidir?

İlk tanıştığın ilk başladığın zamanlar. Hayır, hayır. Bence onunla hiç tanışmadığın zamanlar, yani aşkı uzaktan uzağa yaşadığın zamanlar. Âşık Veysel’in de dediği gibi ‘Aşk kavuşamazsan aşk olur.’ 

30’uncu yılında da ‘Birbirimize deli gibi âşığız’ derler...

Hayatı paylaşırken çılgınca bir aşk olmasa da çiftler elbette bir sevgi bağıyla örülmüş durumdadır. Ama tabii ki de o ilk zamanlardaki hissetme durumları olmaz. 

‘Sanal rüzgâra kapılmayın’ 

Başarının ölçüsü nedir? Müzik paylaşım platformlarındaki tıklanmalar başarının ölçülerinden biri olabilir mi?

Er meydanı konserlerdir. Sanal olarak istediğin kadar tıklan dur. Konser veremedikten sonra milyonlarca kez tıklan neye yarar ki? Küçümsemiyorum, o da bir başarıdır. Ne var ki orada elde edilen başarı fiziki hale getirilmezse bir işe yaramaz. Benim özellikle yola yeni çıkan meslektaşlarıma bu konudaki önerim şudur: ‘Oradaki başarıyı mutlak başarı sanıp sanal bir rüzgâra kapılmayın. Oradaki başarıyı sıçrama tahtası haline dönüştürün.’ 

‘En büyük başarım’

En büyük başarınız nedir?

Hep peşinde koştuğum ve koşmaya devam edeceğim başarıdır. Başarım, o başarının peşinde koşabilmektir. 

En büyük başarısızlığınız nedir? 

Henüz yaşamadım ama bir gün mutlaka yaşayacağımı biliyorum. Ve o en büyük başarısızlığı nasıl bertaraf edeceğimi düşünüyorum.

‘İnciğimi cıncığımı gösteremem’

Ünlüler sosyal medyayı o kadar yoğun kullanırken sizin paylaşımlarınız neden arada sırada oluyor?

Sosyal medyayı hiç kullanmıyor değilim, dozunda kullanıyorum. Her anımı sosyal medyada paylaşmak bana göre değil. Yediğimi, içtiğimi. gezdiğimi, tozduğumu gözlere sokmanın, inciğimi cıncığımı göstermenin anlamı nedir? 

‘Eeee sonuçta ben Funda Arar’ım. Neden benim de milyonlarca takipçim yok’ demiyor musunuz? 

Yoo, demiyorum. Öyle takıntılarla uğraşacak kadar ne enerjim ne de zamanım var. O kadar paylaşımda bulunursanız insanlar kendilerinde yüklediklerinizin altına saçma sapan yorumlar yapma hakkı buluyor. İşle ilgili eleştirilere yapılsın, onlara varım ama kişiliğimle, özelimle ilgili abuk sabuk yorumları kabul edemem. Bazen insanı delirten yorumlar yapılıyor. Kimsenin buna hakkı yok. 

17’nci yılınızda elde ettiğiniz en önemli öğreti nedir?

Sonucu ne olacaksa olsun samimi olmak, olduğun gibi görünmek. Ve her daim kendini geliştirmek.

Mehmet ÇALIŞKAN / HT MAGAZİN

Yorum yaz