Bir ağacın tanıklığında yola çıktıklarını söyleyen Oynayan İnsan Tiyatrosu, ilk oyunu ‘Ağaç İrfan’ ile şair-yazar Sabahattin Ali’nin Istıranca Ormanları’ndaki son saatlerini anlatıyor ve ekliyor: “Ağaç İrfan artık aramızdadır. Bize dinlemek düşer.”

memisbetul@gmail.com

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar... Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar... Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu…” Bu cümleler tanıdık geldi diyen, aklı her daim başında, pek kıvamında tiyatro tutkunu, bugünün kelâmı Sabahattin Ali’dendir. Bilginize!

OYNAYAN İNSAN TİYATROSU’NDAN…

“Bir ağacın tanıklığında çıktık yola, gerçeğe düşen gölgeyi perdeye yansıtmak amacıyla! Ağaç İrfan’dan sonra hiç bir gerçek gölgede kalmayacak." Böyle diyor, memleketim coğrafyasında, toplumsal belleği havalandırmak rotasında, ‘gerçek anlamda’ çağdaş gölge tiyatro metinlerini, biz tiyatro izlekleriyle paylaşmayı hedefleyen Oynayan İnsan Tiyatrosu. Ortaoyunu, meddah ve Karagöz’le beslendiğini, Japon Halk Tiyatrosu’na da, Batı Gölge Tiyatrosu tekniklerine de kapısını araladığını ve ışığı hareketli bir kamera gibi kullanarak iki farklı sanat dalının olanaklarını aynı potada erittiğini söyleyen bu kalabalık ekip kendilerini; “Tiyatronun (ödenekli değilse ve bir sponsor aracılığıyla finanse edilmiyorsa) içinde bulunduğu olmazları aşabilmek niyetiyle kurulmuş bir ‘birlik’tir” olarak tanımlıyor. Hikâyeyi, tüketim canavarı haline gelip de fil hafızalığından balık hafızalığına terfi eden bugünün modern insanına, ülkesinden kaçmak zorunda kalırken bir ağacın hafızasına yaslanarak anlatan bu genç ekibi, yürekten kutluyorum.

AĞAÇ İRFAN ANLATIYOR…

‘Merhaba’sını yeni çakan bir ekip Oynayan İnsan Tiyatrosu… Adıyla müsemma ekibin ilk oyununun adı da “Ağaç İrfan”… İnsan sıfatına yaraşmaya çalışan insanın, ağaç halinin sesine kulak vermek isteyenler, usuldan yanaşınız yamacıma! Bu diyarda, saçmalıklar silsilesine kazılmış ilk “kayıp”, “Kürklü Madonna”nın, “Değirmen”in, “Aldırma Gönül”ün, “İçimizdeki Şeytan”ın ve “Kuyucaklı Yusuf”un tanrısı, şair-yazar Sabahattin Ali’nin Istıranca Ormanları’ndaki son saatlerini anlatan oyun, bugüne kadar duymadığımız ve izlemediğimiz bir lisanda sesleniyor. Hem de gölge tiyatrosu kadrajından ve kuklaların dilinden! 1907’de doğup, 2 Nisan 1948'de, Bulgaristan sınırında öldürülen can-ım üstadım Sabahattin Ali’nin ‘hâlâ bir mezarı yokken ve nereye gömüldüğü de bilinmiyorken’, şimdi insan ol-ma serüveninde ben, biraz daha utanarak ve kendime yabacılaşarak yazıyorum bu satırları… Canım acıyor, cümlesi toparlar mı dersiniz tüm hissiyatımı?! Kimsecikler sormuyor mu, faili meçhul cinayetlerin akıbetini diye düşünenlere; hayır soruyorlar! Yazıyla, şiirle, eylemle, sözle yahut Kumbaracı 50 sahnesinde izlediğimiz Yiğit Sertdemir’in “Fail-i Müşterek”i gibi oyunlarla. O vakit, biri bana anlatsın diyenlere gelsin; 41 yaşında, bir ağacın gölgesinde nefeslenen Sabahattin Ali’ye ne oldu? İşte bu sorunun yanıtını veriyor “Ağaç İrfan”. (Almak isteyenlere veriyor yanıtını, demek lazım gelir şimdi ama ‘anla’yınız be kardeşim şiarındayım ben!) Çünkü; üstat öldürülürken ona sırt veren ağaçtır, İrfan. O ağaç ki yedi asırlık bir çınarın gölgesinde yetişmiş, o çınarın gizemine vakıf olmuş, kesilmiş, satılmış, sonra da oyuncak kukla için oyulmuş ve küçük bir kız çocuğunun masum ellerinde dile gelmiş. Adı da İrfan koyulmuş. Ağaç İrfan da anlamına yakışır, tanık olduğu bu cinayeti ve daha sonrasında kelam ettiği dostlarının hikâyelerini anlatmak üzere, yola yani bizlere doğru sahneye koyulmuş.

Oyun da ilk önce kulaklarımıza zuhur İkişehir’in enstrümanlarından yükselen melodiler oluyor. Ve bu tadında müziğe eşlik eden Ağaç İrfan geliyor sahnenin önüne. Başlıyor anlatmaya… Bildiğinizi sandığınız şeylere değil (ki sanma halleri fenadır), şimdi bilmediklerinize-görmediklerinize ve duymadıklarınıza sıra geldi, diyor.

“Macar Meşesi, Istranca Ormanları’nda bir cinayet işlenirken, o daha insan denen canlının bir karaçalı mı, yoksa bir çınar mı olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bakar ve görür ki insanlaşmak bu kolu bacağı olan, sesi, kalbi olan canlı için bile meşakkatli bir yoldur” diyerek karmasını veriyor Ağaç İrfan. Bu esnada, arka perdede de dile geliyor gölgeler… Ağaç İrfan’ın ışığında, her bir gölge daha bir yaklaştırıyor Sabahattin Ali’ye…

BİZE DİNLEMEK DÜŞER…

“Dala yaprağa bürünmüş İrfan diye görünmüş bu ağaçtan oyma keşiş, Sabahattin Ali’nin son bakışını getirir ormanın karanlığından sarkıttığı gölgelik perdeye. Seyirlik ve duyumluk bir meşakkat için. Uyarına gelmeyecek şey değildir bir ağacın konuşkanlığı. Ağaç İrfan artık aramızdadır. Bize dinlemek düşer” diyor oyunun yazarı Serkan Bilgi. “İbret gözüyle seyretmek, ceza gerektirmez” diyen ekibin, gelelim havada parende attıran Ağaç İrfan’ının künyesine… Felsefe taşlarında pencereler açtıran, dikkat edilmezse bünyede keskin beyin havalandırmalarına sebep olacak kıvamında seyirliği yöneten Halil Ersan, yönetmen yardımcıları ise Ayşe Tılısbık ve Leyla Yazıcı. Sahne tasarımında Beril Özkoçak, ışık tasarımında Alev Topal, hareket düzeninde Sertaç Canbolat, tasarım asistanında Ezgi Nur Akıncı’nın imzasının bulunduğu oyunun gölgelerine hayat veren oyunculuk performanslarında ise Beran Soysal, Cansu Fırıncı, Erhan Alpay, Halil Ersan ve Şeyma Peçe yer alıyor.

Gecemin misafiriyle biz, Ağaç İrfan’ın sırrına erdik, belki sizler de ermek isterseniz niyetine! Oyunu; 27 Mart’ta, Kartal / Hasan Âli Yücel Kültür Merkezi’nde, 4 Nisan’da ise Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde izleyebilirsiniz. (Es notu: Oynayan İnsan Tiyatrosu’nun muhabbeti gani ve muhteşem bir ansiklopedi hafızasına sahip adamı Cansu (Fırıncı)’dan aldığım habere göre; TPAO Batman Orkestrası'nı işleyen “Kara Altından Altın Mikrofona” adlı filmi ile 2010 TRT Belgesel Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Metin Avdaç, Sabahattin Ali belgeselinin çekimlerini tamamlamış. “Sabah Yıldızı” adını taşıyan belgeselin meraklıları ile buluşma zamanı ise; 2 Nisan Pazartesi, saat 20.00’de, Cemal Reşit Rey… Biz orada olacağız, sizleri de bekleriz!) Bilgi için: http://oynayaninsan.org/

İçimden geldi’ notu: Bu ‘biz kimdir?’ diyenlere’!“Biz dediğim gayet zorlu… / Öyle haller içinde ki halim / Türkçeye çevirmeye yok mecalim” modelinde, Mazhar Alanson’un da dillendirdiği üzere ‘biz’; Ağaç İrfan seyirliğimin ve o gece muhabbetimin misafiri olan habertürk.com’un ‘en bal kadın’larından, kültür sanatın şahane editörü Buket (yani benim ‘puketim’) ve ben ve sen! Galiba şimdilik biz, bu kadarız! Bizim oyun öncesi daldığımız fani dünya hissiyatı, oyun sonrası yerini, İrfan’ın dökülüşlerinin güzelliğinden midir, yoksa ilk defa gölge tiyatrosu izlediğimizden midir bilinmez, Sabahattin Ali’nin de dediği üzere “Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz?” sorusuna bıraktı! Şimdilik ‘oyuna devam!’

 

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!