memisbetul@gmail.com

“Kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? ‘Kurtuluş’ dedim. 'Ankara'da bir mahalle', fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok… Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce. Mısırlılar uğraşmış efendileri kurtulsun diye. Ama nafile. Çaresi yok. Kurtuluşu beklemek yararsız, gelmez çünkü. Kontenjan dolmuş. Biz daha çok kötülüğün sınırını zorluyoruz. Mucizeler bitti. Doğmak yeterince mucizevi. Başka bir tane daha beklemek aptalca. Ölmek de ikincisi. Bunların arasında da bir şey yok. Kimse beklemesin…” diyordu “Kinyas ve Kayra”nın yazarı Hakan Günday... “Mucizeler bitti” diyordu ya, anlamıştım Günday’la daha çok kelam edecektim-k.

SATTIKÇA DELİRMEK, DELİRDİKÇE SATIN ALMAK

 “Kurtuluş” sizin için de bir semt adı mı bilmiyorum. Ya da siz, ne kadar kurtarılmış bölgenin, kotarılmış insanlarındansınız, onu da bilmiyorum. Bu sorular cümleye düştüğünde tasviri zaman alabiliyor, ama yazarımız Hakan Günday, bu tasvirleri sizin için bir sonraki eserlerinde “Zargana”, “Piç”, “Azil” ve son romanı “Ziyan”da yapıyor. Belki bir ara göz atmak istersiniz. Ama benim gelmek istediğim mevzu; Günday’ın yeni bir dil yarattığına şahit olduğum-uz “Malafa” adlı eseri. Satmak için kendilerinden vazgeçenlerin, satın almak için kendilerini kaybedenlerin öyküsünün anlatıldığı “Malafa” şimdi, Dot Tiyatrosu’nda ete kemiğe bürünüyor ve selam ediyor biz kurtarılmış bölgenin, kotarılmış ulularına. “Malafa”yı 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde izleme şansı bulmuştum. Günday’ın oyunlaştırdığı ve Murat Daltaban’ın sahnelediği eseri sizler de 24-25-29-30 Eylül, 1-30 Ekim arasında, Mısır Apartmanı’nda konuşlanan Dot Tiyatrosu’nda izleyebilirsiniz. Malafa; “Dünya bir tezgâhtır. Tezgâhın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşılır. Kimin tezgâh olduğu tezgâhın sonunda belli olur” söyleminden hareketle rengini daha başından ortaya koyan bir oyun. Dot’un alışılagelmiş özgün-samimi tarzıyla, Hakan Günday’ın kafa açıcı dilini sahneye taşıyan şahane oyunculuklarda ise; Berrak Kuş, Cemil Büyükdöğerli, Emel Çölgeçen, Evlin Aydoğdu, İbrahim Selim, Mert Can Sevimli, Onur Öztay, Pınar Töre, Rıza Kocaoğlu ve Tuğrul Tülek yer alıyor.

Sahnenin efsunu içinde biz izlekler kafamızda “izleyici miyiz, yoksa oyuncu mu?” sorusuyla meşgul oluyorken oyun başlıyor. İki çift müşteri ve bir erkek müşteriye satış yapmaya çalışan; işinin ehli, kurnaz, iş bilir tezgâhtarlar oyun süresince onları kandırmaya dursun, arada dükkân sahibinin öğrettiği “jargon”, gerçekler ve yalanlar sunumu ile hepimiz, gözümüzün içine bakıla bakıla tezgâha yatırılıyor, kandırılıyoruz. Müşteri tezgâhtar ilişkisinden başka, kendi ile çelişen, kendisini de belki “satan” ve teslim olan ve “sistemi sisteme karşı kullan” alt başlığını hissettiren bir tezgâhtar ile müşterisi arasında geçen diyalogları dinliyoruz. Bazen karikatür kıvamında, bazen anlatıcı edası ile oyunda yer alan tezgâhtarların her birinin sahnedeki biçim ve metin üzerinde rolleri var. Hikâye, Türkiye’nin en büyük kuyumcusu Topaz Jewellery Center’da ve üç tezgâhtarın arasında geçiyor. Malafa, turistlerle tezgâhtarların çarpışmasını anlatıyor. Bu çarpışmada havaya saçılan altın tozlarının ışığında atılan bin bir tezgâhı anlatıyor. “Topaz’da tezgâh, hayattır. Satmak için her şey yapılır. Şiddetten şehvete kadar, bütün yollardan gidilir. Yol kalmayınca yenisi açılır” diyor oyunun kahramanı. Satmak, daima satmak. Sattıkça delirmek. Delirdikçe de satın almak. Ne dersiniz, farklı bir oyun değil mi? Rotasına Dot’u da eklemek isteyenlere: Tel (212 251 45 45)
                                
                                                                     ★★★

BEYRUT’TAN BİR BEN GEÇTİM…

 
Nerde kalmıştık, “Binlerce kez öldü, binlerce kez yeniden dirildi” diyen Lübnanlı şair Nadia Tueni’nin şehrinde… (Geçtiğimiz hafta yazının vedasını, Beyrut keşfiyle vermiştik-hatırlarsanız. “Nerede kaldınız?!” mail’leriniz geldi; özlenmek ve özlemek güzelmiş bu arada-sevgiler şelale modunda… “Ortadoğu’nun Paris’i” Beyrut’taydım ya o yüzden içime insanlık kaçtı minvalinde, bir hafta kelimelerimi yutup, demlendim öylesine, biraz uzağa, biraz yakına doğru.)  Memleketim coğrafyası bu kadar Ortadoğu meselesinde prensliğe soyunmuşken, gitmeden olmaz mahlasında aktık-m Beyrut sokaklarına… Herkesin dillendire dillendire anlattığı, ‘savaşın ve yoksunluğun kokusu’na rağmen tüm ihtişamıyla parıldayan Beyrut. Benim içinse; 1975’te Lübnan’da çıkan iç savaşın sonrasında, memleketini ilelebet sol yamacına hapsedip, terk etmek zorunda kalarak Fransa’ya yerleşen, Lübnan aşkından üçüncü gözü açtığını düşündüğüm, 1949 doğumlu, Lübnanlı yazar Amin Maalouf’un Beyrut’u. İçimde ince bir hissiyat pınarı, çantamda uzun zamandır kelam etmediğim Maalouf kitaplarıyla talan ediyorum Beyrut menşeili, yeniden restore edilmiş mekânları. Aslında Beyrut’u dinlemeyi, anlamayı Maalouf’tan yapmaya gittiğim Beyrut, buruk ve heyecanlı bir bünye bıraktı bende. Ayak sürdüğüm kaldırımların ve dokunduğum duvarların ısısı hâlâ yüksek. Korku ve eğlence bir arada.

Uçakla yaklaşık 1.30 saatte Beyrut’tasınız (Refik Hariri Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki mesafe sadece 15 dakika), vize sorunu da yok. Lüks otelleri, şık lokantaları, ünlü butikleri, esrarengiz gece kulüpleri, bir sokağında savaşın-mermilerin izleri, diğer sokağında son seda eğlencenin inlediği, leziz mi leziz yemekleriyle, damakta en kallavisinden tat bırakan şaraplarıyla, savaşın yaralarını sarmış ya da böyle yaşamaya alışmış bir Beyrut karşıladı beni. Beyrut’un güneyinde yoğun olarak Müslümanlar, kuzeyinde ise Hıristiyan halk yaşıyor. Birbirlerinin yanından akıp giden Arapça ve Fransızca anlamlar. Kısaca güzeldi Beyrut ve hissettirdikleri. İnsan kuş misali sonrasında da “Beyrut’tan bir ben geçtim” nidasıyla döndüm İstanbul’a. Hadi şimdi sıra sizde!

ROTADAN BANA KALANLAR
** Corniche'de (Kondon Boyu'nda) bisiklet gezisi. Dalgaların oyduğu Güvercin Kayaları'nda fotoğraf çektirmek-zira burada çok popüler.

** Doğa harikası Jeita Grotto mağaraları Beyrut'a 18 kilometre uzaklıkta. Jeita, Ortadoğu'nun en uzun mağarası.

** Beyrut'un kuzeyinde kalan, 7 bin yıllık antik bir Fenike liman kenti Byblos, arkeoloji meraklıları için görülmeye değer.

** Beyrut kıyısındaki Hard Rock Cafe ve girişinde Beatles'ın "Hepimizin bir olduğunu göreceğimiz o gün gelecek" sözleri çok manidar anlayana tabii.

** Mezeleri (humus, babaganuş ve tebbula başta olmak üzere), ‘zahtar’ı, tatlısından ‘aşta’yı (Kaslik semtinde bulunan George Farah, Mhanna, Burj Al Hamam Lokantaları’na ve hamur işi tatlıları içinse Sea Sweet Pastanesi’ne uğramayı es geçmeyin), hamburger ekmeği içindeki künefesini (yanlış yazmadım-ön yargısız tadın sadece), üstüne ezilmiş sarımsak sürülen dağ domatesini (burada her şeye çok fazla sarımsak koyuyorlar), Solider’e dönerken cadde sonunda bulunan Barbır sandviçlerinden yemeyi unutmayın!

** Gelmişken Suriye’ye de uğrayabilirsiniz. Beyrut’tan Suriye’nin başkenti Şam’a taksiler, dolmuşlar veya özel araçlar, yaklaşık 3 saatte gidiyor. Benden bu kadar! Gerisini siz yaşayarak görürsünüz nasılsa!

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!