11-21 Mart 2010 tarihleri arasında düzenlenen Ankara Film Festivali’nin ödüller, sahiplerini buldu. “Orada”nın film kalitesiyle bir adım öne çıktığı yarışma, belgesel estetiğini kurmacaya sokma gibi ‘sanat sineması’ kaynaklı bir geleneğin çok fazla desteklenmesi sebebiyle “11’e 10 Kala”, “Köprüdekiler” ve “İki Dil Bir Bavul” ağırlıklı ödüllerle sonuçlandı. Bu filmlerin bütün sıradanlıklarına rağmen jüri üyelerinin gönüllerini bir kez daha fethetmesi ise şaşırtıcı değil.

Ülkemizin köklü festivallerinden Ankara Film Festivali’nin yarışmasının ‘önemli yerel filmlerin galalarını gerçekleştirmek’ gibi bir işlevi yoktur. Bunu Adana ve Antalya’ya bırakır. Sahneyi çaldığı alan ise ‘ilk filmler’ ve ‘umut vaat eden yönetmenler’dir. Amacı onları ayıklayıp çıkartmaktır etkinliğin. Bu yıl da yarışmaya giren 11 yapıttan sekizinin ilk film olduklarına tanıklık edebiliyoruz.

Yarışmanın toplamı Türk sinemasının gidişatını özetliyor mu?

Cemal Şan’ın melodramı “Acı”, Murat Saraçoğlu’nun eski model epik aşk filmi “Deli Deli Olma” ile Atıl İnaç’ın politik-dramı “Büyük Oyun”u bir kenara bıraktığımızda tamamı yeni yüzlerle karşılaşıyoruz. Peki bu durum, Türk sinemasındaki gidişatı özetliyor mu?

Aslında yarışmaya “40” gibi popüler sinema dilini temsil eden başarılı bir ilk film denemesi ile “Uzak İhtimal” gibi aşk filmlerimizde çığır açan bir yönetmen sineması örneğinin alınmaması bir hayli ilginç. Tabii filmlerin yarışmaya başvurup başvurmadığını bilemeyeceğim. Ancak sezonun onlarla beraber ‘ilk filmler’ toplamında ilginç gruplar oluştuğuna tanıklık edebiliyoruz.

‘Genç postmodern sinema’ alanının sadece bir temsilcisi var

Öncelikle yarışmanın neredeyse uzak ara en iyisi “Orada”dan başlamak lazım. Hakkı Kurtuluş ile Melik Saraçoğlu’nun beraber çektiği eser, Bergman’ın 1960’lardaki ‘soyut film modeli’nin Türk kültürüne uyarlanmış hali. Ses, görüntü yönetimi, sanat yönetimi, kurgu gibi konularla profesyonel bir çalışmanın ürünü olan eser, Türkiye’de “Üç Maymun”dan sonra 2.35:1 formatını kullanan ilk minimalist film olmasıyla dikkat çekiyor.

“Orada”, bazı eksiklerine rağmen Bergman’ın o çok sevdiği ‘ölüm’ kavramı üzerine öznel ve psikolojik bir yolculuk sunuyor. “Veda” sonrası herkesin üzerinde kötü oyuncu olduğu konusunda birleştiği Sinan Tuzcu’dan da yüzde yüz performans almayı başarması, eserin sinemaya yaklaşımını ortaya koyuyor. Ancak filmin Türk sinemasındaki yerine baktığımızda ‘sinefil genç sinemacıların postmodern işleri’ ayağına girdiğini görebiliyoruz.

Festivalin yarışmasında böyle filmler yok belki ama “Uzak İhtimal”, “İki Çizgi” gibi geçtiğimiz yıl çekilen eserlerin bu sınıfa dahil olduğu ve genç yönetmenlerin piyasaya girmesiyle ekolün genişleyeceği söylenebilir. Böylesine sinefil sinemacılara da her ülkenin ihtiyacı var!
‘Kurmaca görünümlü belgeseller’ ekolünün ezberlediğimiz filmlerle temsili sürüyor

Tabii Adana Film Festivali’nde kendini hissettiren ‘belgesel estetiğiyle çekilmiş kurmaca filmler’ yani İran sinemasının uyguladığı gelenek, burada da sürüyor. Öyle ki oradaki aynı eserler, yani “11’e 10 Kala”, Köprüdekiler”, “İki Dil Bir Bavul” gibi ilk filmler burada da var. Zira tahmin ettiğim gibi bu abartılan eserler, festivallerin gözdesi oldu.

Sebebi ise ‘minimalist filmler’ olmaları idi. Yani minimalist filmin iyi olmasından ziyade festival kitlelerini doyurması önemliydi. Tabii burada samimi yapısı ve sağlam mesajıyla “İki Dil Bir Bavul”u bir kenara ayırmak lazım.

Klasik Amerikan sinemasının hikaye anlatma geleneği de var

Sinemamızın bir başka yeni eğilimi ise ‘Amerikan ana akım sinemasının popüler sinema geleneği’. Öyle ki sinema endüstrimizin yoğun film üretmesiyle birlikte ülkemizde aktif olarak doldurulmaya başladı bu alan.

Bu eğilimin bu sezon festivallerden “Başka Dilde Aşk” ve “40” ile İlksen Başarır ve Emre Şahin gibi iki genç sinemacı çıkardığına tanıklık edebiliyoruz. Ancak Nedense “40”, buradaki yarışmada yok. Ancak biçimci yönetmenlik stiliyle dikkat çeken bir isim Emre Şahin. İlksen Başarır ise romantik-komedi alanında samimi diyaloglar, oyunculara yaklaşım ve rahat izlenen film grameriyle sınıfı geçmiş, bazı eksikleri olmasına karşın.

Yani şu sıralar aktif olan ‘tür sinemasına uygun Amerikan ana akım sinemasının grameri’, “Başka Dilde Aşk” ile festivalde de temsil edildi. Tabii “Çıngıraklı Top”, bu geleneği izlemeye çalışsa da birkaç Guy Ritchie’vari görüntü ve kurgu efektinin dışında bir bütüne ulaşamıyordu. Daha çok bir video klipler bütününü, karton komik karakterlerle perdeye taşıyan bir esere benziyordu.

Ne yaptığını bilmeyen yönetmenler, beş sene önceki film kalitesini hatırlatıyor

Tabii Türk sinemasında ne yaptığını bilmeyen yönetmenlerin de sayısı bir hayli fazla. Aslında son yıllarda bu konuda bir azalma olmuştu. Ancak ne hikmetse Ankara’da böylesine üç film var yarışmada. Artık niye oraya girmişler onu bilemeyeceğiz. Belki de diğer festivallerden değişiklik olsun diye olabilir.

Ancak ‘Türk sineması’nın bu filmler ile anılması ülkemiz adına utanç kaynağı lafın özü. Film üretiminin en azından ‘amacına bilen projeler’ ile şu aylarda beş sene önceki yerimize dönmenin bir manası yok öyle ki...

Atıl İnaç’ın “Büyük Oyun”u, İran sinemasının gerçekçi ve minimalist film gramerini uygulaması gerekirken, üstüne üstlük bu yola da sapmasına karşın, popüler sinemayı bilen bir yönetmenin elinde olduğu için ‘ne yapacağını bilmeyen bir görsel yapı ve dramatik yapı’ya mahkum kalıyor.

Özlem Akovalıgil’in “Kako si?”si ise zaten iki hikayenin yapmacık bir şekilde birleştirmesiyle ilerleyen bir yol filmi olarak sinemasal bir dokusu olmayan bir eser sunuyor. Üstüne üstlük senaryoyla değil de sette yazılan şeylerle çekilmiş gibi duran bir eser. Her anlamda dağınık...

Türk sinemasının genel görünümünü yansıttıklarını söylemek zor

Mehmet Bahadır Er ile Maryana Gorbach imzalı “Kara Köpekler Havlarken” ise ‘kenar mahalle filmleri’mizin şimdiye kadar en zayıfı. Öyle ki iki kafadarın hikayesine odaklanırken ne komedi ne de gangster tonunu salgılayabiliyor. Üstüne üstlük kullandığı el kamerası da ilkel duruyor.

Tabii Murat Saraçoğlu’nun HD ile çekmesine karşın renklerle oynamayı unuttuğu için çiğ kopyadan izleniyormuş görüntüsü veren “Deli Deli Olma”sını epik aşk filmini demode bir sinema diliyle perdeye taşıması açısından eleştiriyoruz belki. Ancak en azından diğerine göre kararlı bir film! Buna da şükür mü desek bilemiyoruz...

Bu son dört filmin Türk sinemasının bir temsilcisi olduğunu söylemek zor. Ancak popüler sinema geleneği, postmodern sinema atılımı ve belgesel estetiğinin kurmacaya girişi, son iki yılda ülke sinemasının esas kolları. Zaten festivalin seçkisi de ister istemez bu duruma bir ayna tutuyor. Jüriler ise bunlardan birincisine meylederse “Başka Dilde Aşk”ı, ikincisini desteklerse “Orada”yı, üçüncüsünü benimserse ise “Köprüdekiler” veya “İki Dil Bir Bavul”u ödüllendirecektir.

‘En iyi fikir’ ödülü mü, ‘en iyi film’ ödülü mü?

Bunlardan üçüncüsü gerçekleştiği için yine ‘en iyi fikir’ kazandı ‘en iyi film’in yerine. Aslında İstanbul ve Adana’nın sonuçlarına baktığımızda da aynı çıkarımı görebiliyorduk. Bu sebeple sinema sektörünün durumunu ortaya koyuyor bu olay. ‘En iyi safkan minimalist film’ ödüllendiriliyor festivalde. En yenilikçi film değil...

Postmodern sinemanın dışlanması ise Türk sinemasını geriye götürecek. Öyle ki “Hayat Var” gibi o alanın başyapıtı dahi hiçbir ödül almadı geçen yıl. “Uzak İhtimal”, “Orada”, “Acı Aşk” gibi filmlere ne oluyor onun yanında öyle değil mi?

Kerem Akça’ya göre ulusal yarışmada ödülleri hakedenler:

En İyi Film: Orada
En İyi Yönetmen: Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu (Orada)
Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü: Başka Dilde Aşk
Onat Kutlar En İyi Senaryo Ödülü: İki Dil Bir Bavul
En İyi Kadın Oyuncu: Saadet Işıl Aksoy (Başka Dilde Aşk)
En İyi Erkek Oyuncu: Mert Fırat (Başka Dilde Aşk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Selen Uçer (Büyük Oyun)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Erkan Can (Kara Köpekler Havlarken)
En İyi Görüntü Yönetimi: Orada
En İyi Kurgu: Orada
En Özgün Müzik: Deli Deli Olma
En İyi Sanat Yönetimi: Orada
Umut Veren Yeni Yönetmen: İlksen Başarır (Başka Dilde Aşk)
Umut Veren Yeni Senarist: Aslı Özge (Köprüdekiler)
Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu: Gizem Erden (Başka Dilde Aşk)
Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu: Zülküf Yıldırım (İki Dil Bir Baul)
SİYAD Ödülü: Orada

Kerem Akça’nın Ankara Film Festivali’nde önerdiği 10 yeni film:

1-Mary & Max
2-Rövanş (Revanche)
3-Akileus ve Kaplumbağa (Achilles and the Tortoise)
4-Hayatın Mutfağı (Estomago)
5-Beyaz Bant (The White Ribbon)
6-Metropya (Metropia)
7-Kuduz Köpek Johnny (Johnny Mad Dog)
8-Nefes Nefese (Breathless)
9-Nisan Gözyaşları (Tears of April/Kasky)
10-Kırmızı Adamların Toprağı (Birdwatchers)

Kerem Akça’nın Ankara Film Festivali’nde önerdiği 5 klasik film:

1-Eğer… (If…)
2-Kanlı That (Throne of Blood/Kumonosu-jo)
3-Çölün Simonu (Simon of the Desert/Simon Del Desierto)
4-Rosa Luxemburg
5-İsyan (Quiemada/Burn!)

keremakca@haberturk.com

KEREM AKÇA'NIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN


 

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!