Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250'nci maddesi kapsamındaki mahkemelerin birer ihtisas mahkemesi olduğunu belirterek, ''İhtisas mahkemesine karşı çıkmak yerine bu mahkemelerin yargılama usullerini ve yetkilerini gözden geçirmek daha sağlıklı olur kanısındayım'' dedi.

''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM) Kararları Işığında Koruma Tedbirleri ve İfade Özgürlüğü'' sempozyumunun açılışındaki konuşan Ergin, Türkiye'yi, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda lider konuma yükselterek diğer ülkelerin örnek aldığı en üst seviyeye ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi.

Bu seviyenin yakalanmasının tek başına yürütmenin veya hükümetin ya da tek başına yasamanın atacağı adımlarla mümkün olmadığını vurgulayan Ergin, mevzuat değişikliklerinin ve kurulan müesseselerin uygulama sonuçlarının daha da önemli olduğunu ifade etti. Bu sürecin yürütülmesinde başta cumhuriyet savcıları ve hakimler olmak üzere uygulayıcılara önemli sorumluluk düştüğüne işaret eden Ergin, çünkü mahkemelerin bir kısım kanunları doğrudan uygularken bir kısım kanunların uygulanmasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde de bu kanunları yorumlayarak önemli bir görev icra ettiklerini kaydetti. Ergin, bu görevin yerine getirilmesinde uygulayıcıları bağlayan temel normların anayasa, yasa koyucunun iradesi, temel hukuk kuralları, uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yorumları olduğunu belirtti.

Sempozyumun açılışına CMK'nın 250'nci maddesi kapsamında kurulan ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hakimler ve Cumhuriyet savcılarının da katıldığını hatırlatan Ergin, bu nedenle mahkemelerle ilgili tartışmalara değindiğini de ifade etti. Son zamanlarda ''bu mahkemelerin tümüyle kaldırılması'' ya da ''duyulan ihtiyaç nedeniyle kaldırılmaması'' yönünde görüşler ileri sürüldüğünü anımsatan Ergin, kanunda bu mahkemeler için özel bir isim konulmadığını ancak kamuoyunda ''özel yetkili mahkemeler'' veya ''özel yetkili ağır ceza mahkemeleri'' şeklinde isimlendirildiğini dile getirdi. Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu açıklamaları şunun için yapıyorum; burada bir tanım ifadesi var ve bu terimden oluşmaktadır. Bunlar 'özel yetkili' ve 'mahkeme'dir. Burada bazı özel, istisnai yetkiler var ve bu yetkilerle donatılmış mahkeme ve savcılıklar var. Burada hemen şu soruları sorarak sonuca ulaşmamız gerekmektedir: Türk hukuk sisteminde başka ihtisas mahkemeleri var mıdır? Bunlar gerekli midir? Uyuşturucu ticareti, mafya ve terör suçlarına bakmak için ayrı ihtisas mahkemeleri kurulmalı mıdır? Bu suçlar genellikle organize şekilde mi işlenmektedir? Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması birden çok ilin alanına girmekte midir?

Ülkemiz 30 yılı aşkın bir süredir terör belasıyla uğraşmaktadır. Ülkemiz mafya olarak isimlendirilen suç örgütlerinden çok çekmiştir. Bu örgütlerin topluma ve devlete yönelik tehditlerinin devam ettiği de bilinen bir gerçektir. Uyuşturucu kaçakçılığı konusunda da ülkemizin konumu bellidir. Ayrıca demokrasimize ve parlamentoya karşı 8-10 yılda bir yaşanan darbe ve muhtıra girişimleri malumunuzdur. Bu suçların toplum hayatında ve devlet işleyişinde oluşturduğu tahribatın boyutunu anlatmaya gerek yoktur.''

''Kısıtlayıcı hükümler dikkat ve özenle uygulanmalı''

Adalet Bakanı Ergin, CMK'nın 250'nci maddesi kapsamındaki mahkemelerin esas itibariyle birer ''ihtisas mahkemesi'' olduğunu vurgulayarak, Türk yargı sisteminde çok sayıda ihtisas mahkemesi bulunduğunu söyledi. Ağır ceza, asliye ceza, sulh ceza gibi temel ayrımın yanında çocuk mahkemesi, aile mahkemesi, fikri ve sınai haklar mahkemesi, iş mahkemesi gibi çok sayıda ihtisas mahkemesinin sayılabileceğini kaydetti.

Ergin, şöyle konuştu:

''Burada ihtisas mahkemesine karşı çıkmak yerine bu mahkemelerin yargılama usullerini ve yetkilerini gözden geçirmek daha sağlıklı olur kanısındayım. Yine bu mahkemelerin baktığı davalar genellikle organize şekilde işlenen ve birden çok ili kapsayan fiillerden oluşmaktadır. Bütün bunları birlikte değerlendirerek olaya siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde ve aklıselimle yaklaştığımızda bu mahkemelere olan ihtiyacın devam ettiği ortadadır. Kaldı ki bu ihtiyaç sadece ülkemiz bakımından ortaya çıkan bir ihtiyaç değildir, mukayeseli hukukta da benzeri tehditlerle karşı karşıya kalan ülkelerin benzeri yöntemleri uyguladıkları görülmektedir.

Kamuoyunda bu mahkemelerin görev alanına giren suçların soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan uygulamalar sebebiyle ortaya çıkan bazı olumsuz algıları da görmezden gelemeyiz. Hukuk devletleri, devlet olmanın bir gereği olarak işlenen suçlarla etkin şekilde mücadele etmek zorundadır ancak bu mücadele verilirken devletler kişilerin sahip oldukları hak ve özgürlüklerin zedelenmemesi, ihlal edilmemesi için gerekli dikkat ve özeni azami düzeyde göstermek zorundadırlar. Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında yasalarda düzenlenen temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan hükümler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve AİHM içtihatları göz önünde bulundurulmak suretiyle özenle ve dikkatle uygulanmalıdır. AİHM içtihatlarında da belirtildiği üzere yapılacak işlemlerde meşru amaç, orantılılık ve gereklilik kriterlerine uygun hareket edilmesidir.''

''Hassas dengenin kurulması gerekir''

Ergin, AİHM içtihatlarına bakıldığında devletlere işlenen suçlara karşı etkin bir soruşturma yapılması görevi yüklendiğine işaret eden Ergin, bunun yanında ''acil yargılanma hakkı'' üst başlığı altında sanıkların sahip oldukları masumiyet karinesi, makul sürede yargılanma ve silahların eşitliği gibi hakların da dikkatle korunduğu, bu hakların ihlalinden devletlerin sorumlu tutulduğunu anlattı.

Temel hak ve özgürlük taleplerinin bireysel güvenlik ihtiyaçlarına dayandığını kaydeden Ergin, şöyle devam etti:

''Ulusal güvenlik kaygılarıyla bireysel güvenlik taleplerine sırt çeviren ülkeler sonuçta ulusal güvenliklerini sağlayacak sosyal meşruiyetten yoksun kalabilirler. Bu sebeple suç örgütleri ve örgütlü suçla mücadelede temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla güvenliğin temininde hassas bir dengenin kurulması gerekir.

Unutulmamalıdır ki temel hak ve özgürlüklere orantısız müdahaleler, hukukun asla tasvip etmediği bir husustur. Soruşturma sürecinde insan hakları ihlallerinin önlenmesi, delillerin zamanında ve usulüne uygun toplanması, kişi ve kurumların mağdur edilmemesi ve en önemlisi de toplumun yargıya olan güveninin tesis ve devamı için soruşturma işlemini yürüten Cumhuriyet savcılarının bu hususlarda azami ölçüde hassas davranması gerekmektedir. Ceza muhakemesinin amacı her ne suretle olursa olsun maddi gerçeğe ulaşmak olmayıp maddi gerçeği dürüstlük ilkesi ve hukuk devletinin gereklerine uygun bir süreç sonucunda ortaya çıkarmaktır. Nitekim bu amacın gerçekleştirilmesinde şüphelinin haklarının korunması ve delil yasaklarına uyulması önem arz etmektedir.

Güven veren adalet, başta tutuklama tedbiri olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında yüksek hassasiyetin gösterilmesidir. Güven veren adalet, adaletin varlığının yanında görünür ve algılanır olmasını da gerektirir. Güven veren adalet, jüristokrasiye değil hukuk devletine açılan içtihatların inşa edilmesidir. Güven veren adalet, insan hakları hukukunun artık insanlığın 'kozmik vicdanı' haline gelmiş olduğunu fark etmektir.''



AA

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!(0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!