BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Sinemacılar protestolarına yanıt alamayınca, geleneği ayakta tutmak adına kendi yarışmalarını İstanbul’da düzenleme kararı aldılar. Biz de bu vesileyle Altın Portakal kazanan filmler arasından birseçki yaptık. HT Pazar'dan Mehmet Açar'ın haberi...

1964 Gurbet Kuşları

İlk festival, ilk ödül... Anadolu’dan İstanbul’a göç eden bir ailenin gelecek umutlarının büyük şehrin duvarlarına çarpmasının öyküsü... Yönetmen Halit Refiğ, aile bireylerinin şehre uyum sağlama, sınıf atlama özlemi ve geleneksel ahlakla barışık kalma arasındaki çelişkilerini sosyolojik bir bakış açısı ve özenli bir sinema diliyle ele alıyor. Cüneyt Arkın’ın yıldızlaştığı film, Türk sinema tarihinin en iyilerinden biri.

1974 Düğün

Köyden kente göçü ve gerici ahlak anlayışına karşı isyan eden kadınları konu alan üçlemenin ikinci filmi... Yönetmen Lütfi Akad, İstanbul’da seyyar satıcılıkla geçinmeye çalışan Urfalı ailenin hikâyesini, yalın ve güçlü bir sinemayla anlatıyor. Aile, kadınları alıp satılan bir nesne gibi görmeyi şehirde de sürdürüyor. Ama Hülya Koçyiğit’in oynadığı büyük kız Zelha, kardeşlerinin başlık parası için satılmasına karşı geliyor.

1978 Maden

Sinemacıların daha çok feodal sorunlara odaklandıkları 1970’li yıllarda yönetmen Yavuz Özkan, işçi sınıfının sorunlarını konu alan bu filmle dönemin Türk sinemasında bir farklılık yaratmayı başarmıştı. İş güvenliği kurallarının uygulanmadığı bir maden ocağında zor koşullarda çalışan işçiler arasında geçen film, sendika ve dayanışma yanlısı İlyas (Cüneyt Arkın) ile Nurettin’in (Tarık Akan) öyküsünü anlatıyordu.

1980 Sürü

12 Eylül darbesi nedeniyle 1980’de gerçekleşmeyen festivalin ödülleri 2011’de verildi ve sinemamızın klasiklerinden “Sürü”, Altın Portakal’ın sahibi oldu. Zeki Ökten’in yönettiği film, Yılmaz Güney’in dönemin Türkiye’sine dair etkili gözlemleri eşliğinde, aşiretler üzerine trajik bir hikâye anlatırken kadını erkeğin malı olarak gören feodal toplumdan manzaralar sunar. Yeni ekonomik düzene ayak uyduramayan Hamo’nun çaresizliği ve Şivan’la Berivan’ın hüzünlü aşkı unutulacak gibi değildir...

1987 Muhsin Bey

İşleri iyi gitmeyen, kıt kanaat geçinen organizatör Muhsin Bey, dönemin müzik anlayışına uyum sağlamayan, devri geçmiş bir İstanbul beyefendisidir. Sevdiği kadına açılamaz, hayattan fazla şey beklemez. Urfalı Ali Nazik’i de reddeder önce. Ama Ali Nazik’in türkülerinin saflığından, samimiyetinden etkilenir ve işine dört elle sarılır. Yavuz Turgul, 1980’lerde yaşanan toplumsal değişimin ve kültürel yozlaşmanın mağduru Muhsin Bey’le Türk sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birini getiriyor karşımıza. 

1996 Tabutta Rövaşata

Derviş Zaim’in çok düşük bir bütçeyle çektiği film, geleneksel Yeşilçam yapısının dışında gelişen yeni bir sinemanın habercisiydi... Zaim, Rumelihisarı’nda yaşayan gerçek bir karakterden ilham alarak çektiği filmde, sokaklarda yaşayan becerikli ve duyarlı bir adamın aşk hikâyesini anlattı. Böylesi bir filmin ödül alması, Antalya tarihinde yeni bir dönemin habercisiydi.

1997 Hamam

Roma’da yaşayan Francesco, İstanbul’daki teyzesi ölünce ondan kalan hamamı satmak üzere Türkiye’ye gelir. Niyeti işleri halledip İtalya’ya hemen dönmektir. Ama hamamı işleten ailenin misafirperverliği, mahalle hayatının sıcaklığı, İstanbul’un cazibesi ve genç Mehmet’le olan yakınlaşması her şeyi değiştirir. Yönetmen Ferzan Özpetek, ilk sinema filminde duygusal ve samimi bir kendini keşfetme öyküsü anlatıyor.

2002 Uzak

İstanbul’da yaşayan tecrübeli fotoğrafçı Mahmut, taşradan gelen genç akrabası Yusuf’u ağırlamak zorunda kalır. Yusuf’un varlığı, Mahmut’un tek kişilik dünyasının ince dengelerini bozar. Yusuf, yeni bir hayatın heyecanıyla doluyken kendine dahi tahammül etmekte zorluk çeken Mahmut, yalnızlık kalesine kimseyi dahil etmek istemez... Nuri Bilge Ceylan’ın otobiyografik esintiler taşıyan filmlerinin sonuncusu “Uzak”, Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü de kazanmıştı.

2006 Kader

Türk sinemasının en güzel aşk filmlerinden biri. Ama tek yanlı, saplantılı bir aşk bu... Bekir, mahallenin güzel ve işveli kızı Uğur’u sever. Uğur ise Zagor’a âşıktır; ama yoksul ailesini geçindirmek için genç ve zengin Cevat’la birlikte olur. Zagor, Cevat’ı öldürdüğünde, Uğur da onun peşinden gider... Bekir’in Uğur’a duydugu aşksa asla bitmez. Zeki Demirkubuz’un insan doğasının karanlığını anlattığı en vurucu filmlerden biri.

2009 Kosmos

Karlar altındaki şehre gelen yabancı, önce bir şifacı olarak herkesin onayını alır. Ama kısa sürede yerleşik ahlaki değerlere ters gelen davranış ve eylemleriyle tepki toplar. O, her tür otoriteye karşıdır ve savaşın ortasındaki sınır şehri için adına tam bir tehdittir... Reha Erdem’den, yer yer western’leri yer yer masalları hatırlatan, görsel atmosferi, sesi ve kurgusuyla seyirciyi alıp götüren çarpıcı bir deneme...

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000