• Cenevre Otomobil Fuarı’nda ya da tam adıyla Salon Internationale d’Automobile de Geneve’de Ferrari yöneticileriyle Ferrari standının arkasındaki bölümde sohbet ediyorduk. Standın en önünde üzeri örtülü iki adet 812 Süperfast duruyordu ve saat 2’yi 10 geçe yapılacak açılışı bekliyordu herkes. 

     

  • Benimse zevzekliğim üzerimdeydi. Önce şöyle bir şaka yaptım: ‘Şimdi buradan çıkıp şu örtüleri otomobillerin üzerinden çekip alacağım. Çünkü çok merak ediyorum ve saat 2’ye kadar beklemek istemiyorum.” Birden buz gibi bir hava esti. Şaka yaptığımı anlamaları biraz vakit aldı. Ardından fuardaki diğer süper spor otomobillerden söz ettik biraz. Ferrariciler hiçbirini çok fazla ciddiye almıyorlardı. 

  • Haksız da sayılmazlardı. Ferrari’nin arkasında 70 yıl ve müthiş bir marka birikimi vardı. Diğerleri ise daha emekleme dönemindeydiler ve 20 yıl sonra hâlâ var olup olmayacakları bile belirsizdi. O sırada zevzek gününde olan ben, Ferrari yöneticilerine “Siz çok iyi otomobiller yapmayı biliyorsunuz ama bu otomobillerin değerini bilmiyorsunuz” gibi çok iddialı bir laf ettim. Anlamsızca yüzüme baktıklarını görünce sürdürdüm.

  •  “Demek istediğim şu ki, siz otomobillerinizi doğru fiyatlandırmıyorsunuz.”İçlerinden biri, “Pahalı olduğumuzu mu söylüyorsun” dedi. “Hayır” dedim, “Tam aksine bazı modellerinizi çok ucuza satıyorsunuz”. “Bir örnek ver” dedi birisi. “Mesela LaFerrari” dedim. “1.3 milyon dolara sattık. Ucuz mu?” dedi. “Ucuzmuş” dedim ve telefonumdan Daily Mail Gazetesi’ni açtım. İngiltere’de Roman International adlı lüks otomobil galerisi, bir LaFerrari’yi 3.3 milyon dolardan satışa koymuştu. 

  • Üstelik de otomobil kullanılmıştı ve yakut kırmızısı boyasında bir çizik bile vardı. “Doğru olmayabilir” dedi. Bunun üzerine Fort Lauderdale’deki bir galerinin internet sitesini açtım telefonumda. Orada da kırmızı bir LaFerrari 4.4 milyon dolarlık etiketle satıştaydı. “Bunlar da uçuk fiyatlar diyebilirsiniz ama ben geçen yıl 2.2 milyon dolara satılan bir tane biliyorum. Gerçek” dedim.