BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Aç gözlü olma, bencil olma. Hayatta her şey planlandı. Ne kadar az bilirsen, o kadar az endişelenirsin değil mi? Endişelenme pişmanlık yok, pişmanlık yok... Kesinlikle cesur olmalısın, cesaretli. Dışarıda büyük bir dünya var. Bu iradenin zaferi. Hayat bir seyahat, durak değil. Tadını çıkar.” Yıllarca akıl hastanesinde yattıktan sonra müzik sayesinde yeniden hayata karışan David Helfgott bu sözleri tekrar edip duruyor. Çocukken keşfedilen müzik yeteneği onun kötü günler geçirmesine de neden oldu, hayatının aşkını bulmasına da... Babasının baskılarından dolayı psikolojik sıkıntılar yaşayan Helfgott’u sesini duyamadan hayalinde çaldığı piyano ayakta tutmuş. Bugün piyanonun başına geçtiğinde tuşlara ya da nota defterine bakmaya ihtiyaç duymaması o yüzden. Hepsi zaten ezberinde... Zweig’in Satranç öyküsüne çok benziyor bu kısmı; Dr. B. de tutsaklığı boyunca delirmemek için aklından sürekli satranç oynuyordu ve böyle kendini kurtarmayı başarıyordu... Şimdi 70 yaşında olan piyanist, o kötü günleri anlatmayı da hatırlamayı da sevmiyor. Ne zaman sorulsa geçiştiriyor.

Zaten geçmişi hatırlamaya da hiç vakti yok. David piyanonun başında değilse, anında dışarı çıkıp insanlarla tanışmaya başlıyor ve herkese aynı şeyi söylüyor; “Merhaba ben David, David Helfgott. Adın nedir? Nerelisin canım?”

Başta insanlara garip de gelse bu tanışma güdüsü onun engel olamadığı ve onu mutlu eden bir şey. İnsanlara sarılmayı, dokunmayı seviyor. Mesela onun ünlü olduktan sonraki hayatını ele alan belgesel “Hello I’m David”in çekimlerinde kendini tutamayıp kameramanlara hal hatır sormaya gidiyor, onlara sarılıyor. Onun bu çocuksu tavrı zamanla hoşunuza gitmeye başlıyor. Ancak bazen eşi Gillian bu konuda güçlük çekiyor, onu sürekli konserlere yetişmek için kolundan tutup sahneye götürüyor. Eminim 15 Kasım’da İstanbul Zorlu PSM’de ve 18 Kasım’da Ankara Congresium’daki konserleri öncesi de böyle olacak...

Helfgott’un mırıldanırken çaldığı muazzam eserleri dinlemenizi ve şanslıysanız onunla tanışıp sarılmanızı tavsiye ederim. Zira bugünlerde böylesi yeteneklerin yanına yaklaşmanız, başarılı olduğunu söylediğinizde “Sen kim oluyorsun” diye fırçalanmanız olası... Sevgili David Helfgott ile yazılı bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi kıpır kıpır olduğundan ve sürekli kelimeleri tekrar ettiğinden eşi Gillian bize yardımcı oldu...

Çalacağınız mekânlar konusunda seçici misiniz?

Ah tatlım... Konserleri genellikle organizatörler düzenledikleri için mekân seçemiyorum. Ancak eğer bana sorarlarsa piyanomu ve taburemi seçerim. Benim için ikisi önemli.

Sahnedeyken nasıl hissediyorsunuz? Çalarken kimi zaman orada yokmuşsunuz gibi geliyor bana. Acayip bir his...

Bırak çalmayı, bir piyano gördüğümde müzik ve benle beraber akan elektrik hissi dışında her şeyi unutuyorum. Bu çok heyecan verici ve harika. Çalarken çok mutluyum. Konsere çıkacağım gün, benden mutlusu olmuyor.

Sahneye çıkarken rengârenk ve parlak kumaşlarda gömlekler giyiniyorsunuz. Nasıl göründüğünüzü umursuyor musunuz?

Beni belki bilirsiniz, herkese selam vermeyi çok severim. O yüzden rahat ve hoş görünmek için de sahne günlerinde renkli Rus stili gömleğimi giymeyi seviyorum.

Kendinizi bir dinleyici olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elimdeki albümün kapağının üzerindeki kompozisyonlara ve tabii ki piyanist ve orkestralarda yer alan sanatçıların adına bakarım. Kitapçıkları okumayı seviyorum. Ayrıca Klasik FM adında bir radyo kanalını her gün ve hatta tüm gün boyunca dinliyorum.

Yüzyılın en etkili müzisyenlerinden biri olarak görülüyorsunuz. Müzikte başarılı olmayı yaşadığımız yüzyılda siz nasıl tarif edersiniz?

Kendi disiplinim için konuşabilirim. Günümüzde çok sayıda piyano yarışması var ve genç insanlar kendilerini o yarışmaları kazanmak için yetiştiriyorlar. Ancak bir şeyi gözden kaçırıyorlar, nota mükemmelliği spontane çalma yeteneğinden çok şey götürüyor. Ayrıca müzisyen televizyon, internet ve CD gibi nasıl pazarlanabiliyorsa, hepsi turun önemli bir parçası. Yani bazı iyi müzisyenler yıldızlaşan kariyerlere sahip olamıyorlar, o imaja sığmadıkları için ve bu üzücü. İnsanlar şimdi kurgulanmış ve robotlaşmış, kusursuz kayıtlar yerine hatalarıyla müziği istiyor. Artur Rubenstein, kariyeri boyunca kaçırdığı tüm notalardan bambaşka bir resital verebileceğini söyledi. Düşünün o bu dünyanın en iyilerindendi. Ben de doğaçlama yaparım mesela. Bazı Liszt eserleri dışında, sahnede doğaçlama yapmıyorum.

Liszt’in bestelerini bambaşka çalıyorsunuz.

En sevdiğim besteci... Onun bestelerindeki özgürlüğü ve akıcılığı çok seviyorum.

Ben en sevdiğiniz bestecinin Sergey Rahmaninov olduğunu sanıyordum.

Rahmaninov tüm yaşamı yeryüzündeki tüm duyguları kapsar. İnsanın içindeki tüm duyguların, en derinden gömülü olanların ortaya çıkmasını sağlar. Ancak bütün bunlar bir yana, benim kalbim onun müziğiyle bağlantı kurabiliyor. Birçok kişiyi çok severim ben.

‘GEÇMİŞİMLE İLGİLİ KONUŞMAK İSTEMİYORUM’

Sizin için çekilen bir belgeselde eşiniz Gillian “David artık normal bir çocukluk geçirmediğini yeni anlıyor” diyor. Öyle mi?

Biliyorum, ben farklıyım. Seni anlıyorum, biliyorum. Ben çocuk gibiyim. Ben herkes gibi değilim... Çocukluğumun büyük bir kısmı piyano başında geçti. Sosyal bir çocukluk geçiremedim. Doğru diyor, o zamanlar en yakın tek arkadaşım piyanoydu.

Size sürekli geçmişinizle ilgili sorular sorulmasından sıkılıyor musunuz?

Geçmişimle ilgili kötü anılarımı hatırlamak ve onları konuşmak istemiyorum. Zaten Shine filminden sonra babamla da aramız düzelmişti.

Sizin müziğe bir inancınız var. Tüm dünyayı etkilediğini ve hatta kurtaracağını söylüyorsunuz. Biraz da yönteminden söz etseniz keşke... Aslında çok basit. Müzik evrenseldir, başkasının kültürünü paylaşmak için harika bir yol. Klasik müziği özellikle ilham verici, güzel ve neşelendirici olduğu için seviyorum. İşte hepimiz bu duyguları deneyimlersek birbirimize zarar vermek aklımızın ucundan bile geçmez.

Türkiye’ye pek çok kez geldiniz. Yeniden gelmek nasıl bir duygu?

Türkiye’yi ziyaret etmeyi seviyorum ve beni her zaman iyi karşılanmış hissettiriyorsunuz. Olağanüstü dost canlısı insanlarsınız ve piyanodaki performansıma hep sıcak karşılık veriyorsunuz. Yeniden gelmek iyi hissettiriyor.

Son olarak, o gece nasıl bir performans planlıyorsunuz?

Rachmaninov 3. Piyano Konçertosu’nun iki piyano versiyonunu paylaşmaktan dolayı heyecanlıyım. İki piyanoyla halka açık yerde yapılan konçerto duymamıştım. Bu sene Viyana ve Londra’da aldığımız tepki şaşırtıcıydı, inanılmazdı.

Eşi Gillian, David ile ilk tanıştığı günü anlatıyor

“Astrologtum. O zaman yakın arkadaşlarımın hepsi önemli bir adamın hayatıma gireceğini söylüyordu. Her seyahatten döndüğümde ‘Onunla tanıştın mı?’ diye soruyorlardı. 83’ün Kasım’ında Perth’e giden uçağa bindiğimde içgüdüsel önemli bir şeyin olacağını biliyordum. Bir arkadaşımın evinde. David geldi. Yüzme havuzundan yeni çıkmıştı. Bana doğru aceleyle gelip ıslak bir öpücük verdi ve ‘Merhaba Gillian. Beni dinlemeye geleceksin, geleceksin’ dedi. Çaldığı bardaki piyanonun üstünde bir sürü kahve bardakları vardı. Orada çok tutkulu bir müzik dinledim. Ertesi sabah yüzdükten sonra yanıma geldi ve bana evlenme teklifi etti. Hemen kabul etmedim, biraz zaman aldım. Şimdi ona bağlıyım. Her gece uyumadan önce hayata minnet ederiz. Hayatın gizli sırlarından biri minnet duymaktır. Böylece aşkın güzelliğini görebilirsin... Biz David ile birlikte yaşamaya karar verdiğimizde onun 200 doları, hasır sepeti ve eski bir radyosu vardı. İnsanlar bana ‘Nasıl böyle bir karar verebildin?’ diye sorduğunda hep aynı şeyi söylüyor; doğru olan buydu ve bu bir nimetti. Yaptığınızın bilincinde olmak doğru yoldur.”

 

 

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000